reklam
reklam

SON DAKİKA

Ege7Gün Aydın, İzmir ve Ege’den Son Dakika Haberleri
reklam
Hüseyin AKSU
Hüseyin AKSU

Sığırların bile kimliği var, binaların yok

Sığırların bile kimliği var, binaların yok
Bu haber 01 Kasım 2020 - 22:44 'de eklendi ve kez görüntülendi.
TEK ÇÖZÜM VAR !..
(BİNA PLAKA-TESCİL VE MUAYENE MODELİ
ULUSAL KAPSAMDA “YAPI”LARIN DÖNÜŞÜMÜ
YENİ BİR “ULUSAL ADRES SİSTEMİ” KURULMASI)
Hüseyin AKSU (*)
İnş.Y.Müh., Kent Bilimci
Şehircilik bilimi yönünden Kentsel Dönüşüm kavramı, bir kentin veya kent parçasının dokusunun dönüşümüdür. Yani, uygun olmayan bir kent dokusunun, binalar başta olmak üzere, yollar, otoparklar, yeşil alanlar, sosyal donatı alanları ve doğal olarak teknik altyapısı ile birlikte, bir “Kentsel Tasarım” projesi olarak ele alınarak değiştirilmesidir. Bu anlamda, Ülkemizdeki 2012 yılından itibaren Kanun’la düzenlenen uygulamaların “Kentsel Dönüşüm “ olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Yapılmakta olan uygulama; isteğe bağlı, kentsel rantın öncelikleri belirlediği rastgele ve OLUŞAN RANTIN TETİKLEDİĞİ bir uygulamadır. Bu yönü ile, uygulama öncelikleri bakınımdan hatalı, başta deprem ve diğer her türlü risklere karşı hem etkisiz hemde ekonomik yönden faydadan uzaktır.
Devlet, ŞİŞLİ de oturan zenginin, 40 yıl önce yapılmış apartmanının dönüşümü için trilyoner mal sahiplerine kira ödüyor. Zengin Mal Sahipleri; Şişli’deki binayı müteahhite verip, kat karşılığı yenileyebiliyorlar. Üste biraz para veriyorlar, altındaki dükkanlar çok değerli, Müteahhit dükkanları ve kat maliklerinin verdiği paraları alıp, binayı yeniden yapıyor. Buna Kentsel dönüşüm diyorlar. Kenar mahallelere hiçbir müteahhit dönüp bakmıyor. Fakirin dairesi çürük; ve çürük kalıyor. Zenginler dönüşüyor. Fakirler depremi ve ölümü bekliyor. Böyle bir Kentsel Dönüşüm kabul edilemez.
Depremle özdeşleşen vergiler ve bu konuda harcanan paralar sorgulanıyor. AFAD, UMKE, JAK Gibi, Sivil, Medikal ve Askeri Kurtarma Sistemlerinin geliştirilmesi ve teşkilatlanmasına harcanan kaynaklar dışında; deprem ve diğer afetler için Devlet bütçesinden ve yardım kuruluşları ile vatandaşların bağışlarından harcanan tüm paralar; afetlerin oluşmasından sonrasına aittir. Her türlü afetin İnsanların canını, sağlığını ve malını tehdit eden unsurlar olmaktan çıkartılması için kapsamlı bir sistem kurulamamıştır. Şu anda, Kentsel Dönüşümü konu alan Kanun ve bağlı mevzuat yeterli olmaktan uzak ve hatta, kamuoyunu oyalayan ve gereksiz kaynak israfına yol açan bir sistemdir.
Ulusal kapsamda; afetlerden korunma konusunda bir sistem kurulacaksa; “Afet değil yapılar zarar verir (öldürür)” gerçeğinden hareketle; “Yapı”ların, “Afetler” karşısında dayanıklı ve hasar görmeyecek şekilde çürüklük önceliği saptanarak dönüştürülmesi gerekir. Elbette, “Yapıların dönüşümü” sağlanırken, münferit olarak değil, kentsel çevre ölçeğinde ve kent ölçeğinde yaklaşım ve planlama vazgeçilmez bir unsurdur. Bu anlamda, yapıların yıkılarak yerine yenilerinin yapılması değil; yıkılacak yapıların yeni bölgelere taşınması ve boşalan arsaların, kentlerin yoğunlaşmış ve neredeyse yaşanmaz hale gelmiş dokusunun geliştirilmesi için kullanılması tercih edilmelidir. Bu Çalışmanın konusu; “Kentsel Dönüşüm” veya “Yeni Kentleşme Modelleri” değildir (*Aksu,1). Bu çalışmada, Ulusal düzeyde, tüm yapıların,her türlü “Afet”e dayanıklı hale getirilmesi için bir süreç ve model önerilmektedir.
Ulusal boyutta, tüm yapıların “Afetler” karşısında, İnsanların yaşamını , sağlığını, mal emniyetini tehdit etmemesi için yapılması gereken; Tüm Yapı Stokunun kapsamlı ve entegre bir model içinde ele alınmasıdır. Bu amaçla, “ULUSAL YAPI TESCİL, ADRES, PLAKA VE MUAYENE SİSTEMİ ve SÜRDÜRÜLEBİLİR YAPI GÜVENLİĞİ KANUNU”nun hazırlanarak yürürlüğe girmesi sağlanmalı ve sistemin tüm ayrıntıları ile kanuna bağlı Yönetmeliklerle uygulama usul ve esasları belirlenmelidir.
Bu amaçla yapılacak ilk işlem, tüm yapıların kayıt altına alınması ve detaylı olarak Yapı Özelliklerini içeren bir “Yapı Envanterinin”elde edilmesidir. Türkiye’de binalar kayıt dışıdır. İsteyen istediği gibi bina ile oynar. Arabanızın dikiz aynası olmasa ilk muayenede takılırsınız. İneğinizin küpesi yoksa, bir yerden bir yere götüremezsiniz. Ama, binalarınızda istediğiniz her şeyi yaparsınız. Kolonları kesersiniz. Duvarları değiştirirsiniz. Üstüne kat çıkarsınız. Dış cephesine istediğiniz kadar tabela asarsınız. Yangın merdivenlerini kilitlersiniz yada depo olarak değerlendirirsiniz. sıvasız ve boyasız kullanırsınız. Projesiz istinat duvarları yaparsınız. Kimseden izin almadan, dış cephesine sundurmalar yaparsınız, klima cihazları takarsınız, balkonları, terasları kapatırsınız. Yani, binalarımız BAŞIBOŞ SÜRÜLER GİBİDİR. Değneği nereden vurursanız, istediğiniz yere gider.
Ülkemizde, öncelik bina envanterinin çıkartılmasıdır. Bina Envanteri söz konusu olduğunda, yine, öncelik her binanın bir kimlik numarası almasıdır. Bina Envanterinden kastedilen; Binaların tamamına (ayni zamanda adresi gösteren) resmi bir plaka verilmesi; bir kimlik ve sicili dosyası açılması ve en fazla iki yılda bir teknik muayeneden geçirilmesidir. Tabiki , öncelikli olarak, depreme dayanıklıklık durumunun ortaya konulmasıdır.
Binalarda;
• İnsan yaşamını tehdit eden,
• Binayı güvensiz ve kullanışsız kılan
• Barınan insanlara madde ve manevi zarar veren
• Abonelikleri istismar ederek (kaçak Kullanım), başkalarının haklarına tecavüz eden,
• Mevzuatı İhlal ederek yasak olan (kaçak yapı ve tadilat) işleri konu alan,
tüm unsurların “BİNA SİCİLİ”nde yer alması gerekiyor. Bu unsurların bazıları doğal afetlerle ilişkilidir, bazıları ise binanın yapısal unsurlarıdır. Bu unsurların tümü için bir “YAPI KARNESİ” düzenlenmesi ve her “Başlık”ta “Not” veren bir sistem önerilmektedir. Bu “KARNE” bir yapının, sürdürülebilir şekilde güvenli, konforlu ve ekonomik kullanımını sağlamak için gözetilmesi ve izlenmesi gereken “Başlık”ları içermektedir.
Bunlar;
BİNANIN AFETLER KARNESİ ve NOTLARI:
1. DEPREME DAYANIKLIK NOTU
2. SEL VE SU BASKINI RİSKİ NOTU
3. HEYELAN TEHLİKESİ NOTU
4. ÇIĞ TEHLİKESİ NOTU
5. FIRTINA VE KASIRGA, TEHLİKESİ NOTU
6. YANGIN ORMAN YANGINI VE BİNA YANGINI NOTU
YAPIYA AİT ÖZELLİKLER KARNESİ ve NOTLARI:
1. ISI YALITIMI NOTU
2. ASANSÖR NOTU
3. AKUSTİK NOTU
4. YILDIRIM NOTU – PARATONER
5. KAÇAK KAT VEYA EKLENTİ NOTU
6. DIŞ CEPHE UNSURLARI – KAPLAMA-TABELA-VS NOTU
7. ÇATI NOTU
8. SU TECRİTİ NOTU
9. OTOPARK NOTU
10. BAHÇE VE UNSURLARI NOTU
11. HIRSIZLIK VE GÜVENLİK NOTU
12. SİVİL SAVUNMA VE SIĞINAK NOTU
13. SAYAÇLAR (SU-ELEKTRİK-DOĞALGAZ-TELEKOM) ALTYAPI BAĞLANTILARI
Binaya bu başlıklara ilişkin olarak ayrı ayrı; 1 den 10 a kadar not verilecektir. Bu not değerlerinin ne anlama geldiği; bu notların belirlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile yapılması gereken araştırma, analiz, her türlü test ve deneyler; Kanuna bağlı “Yapı Karnesi Yönetmeliği” ile belirlenecektir. Bu sisteme göre, ilk dört Başlık’ta notu “1” olan binaların kullanılmasına izin verilmeyecektir. Bu yapılar Devlet eliyle mühürlenecek ve yıkılarak acilen dönüştürülecektir. Önerilen bu model ile getirilen, “Karne” ve “Not” sisteminin kaçınılmaz olduğu görülmelidir. Mevcut uygulamalarda, binalara depreme dayanıklılık konusunda; yapılan araştırma , inceleme ve testler sonucunda, herhangi bir not verilmemektedir. Sadece, “güçlendirilebilir”, veya “Yıkılmalıdır” kararı verilmektedir. Bugün uygulanan “Sağlam”, ”Güçlendirilmeli”, ”Yıkılmalı”; şeklinde verilen kararlarda; örneğin sağlam raporu verilen tüm binalar ayni kategoride görülmektedir. Halbuki, sağlam raporu alan binaların sağlamlık düzeyi konusunda bir fikre sahip olunamamaktadır. Sağlam raporu alan bazı binaların depremde yıkılma risklerini hala taşıdığını söylemek hatalı olmayacaktır. Hakeza, bir binanın “yıkılmalı” kararı verildiğinde, ne kadar dayanıksız olduğu konusunda bir fikir ve öncelik belirlenmemektedir. “Çürük raporu “ verilen binaların taşıdığı deprem risklerinin de çok farklı olacağı tartışmasızdır. Bir binanın belli bir sınırın üzerinde sağlam, altında çürük olması kavramı çok subjektiftir. Tespiti yapan yetkili mühendis ekibinin insiyatiflerine göre değişebilir. Bu nedenle, “Karne” ve “Not” sistemi ile, binaların dönüşümünde, öncelikler kademeli olarak belirlenebilecektir. Daha sonra, belirlenen önceliklere (notlara) göre, 10 yıllık bir “Ulusal dönüşüm planı” uygulanmasını önerilmektedir.
Önerilen “TÜRKİYE BİNA ENVANTERİ” gerçekleştirildiği takdirde; ülkedeki tüm binaların; her türlü afet ve kullanım risklerine karşı ayrı ayrı “notları” belirlenmiş olacaktır. İşte bu tespitlerde, Deprem Notu “1” olan tüm binaların anında mühürlenmesi gerekir. Derhal Devlet eliyle dönüştürülmeleri gerekiyor. Bunların sayısının Türkiye genelinde (kırsal binalar hariç) kentsel alanda 10 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Elazığ’da tamamen yıkılan 5 bina bunların arasındaydı. İzmir’de yıkılan 17 binada bunların arasındadır. Önerdiğimiz proje uygulansaydı, son Elazığ ve İzmir depremlerinde büyük ihtimalle hiç can kaybı olmayacaktı.
Yapı Envanteri Sistemi ve Ulusal Dönüşüm Planı konusunda, Sayın İdris GÜLLÜCE, Bakanlığı döneminde; bu projeye ilişkin kısa bir sunumumuzu izleyerek büyük ilgi göstermişti. Projenin uygulamaya geçirilmesi için; CBS Genel Müdürlüğüne talimat vermişti. Çalışmaları başlatmıştık. Ancak, Sayın Bakan görevden ayrılınca, proje ortada kaldı. Bürokrat “bilgiç”lerin elinde buharlaştırıldı. Çünkü onlar, Avrupa Fonlarından paralı proje alıp yapmaya meraklılardı !..
“Yapı Tescil ve Muayene Sistemi” kurulmadan ve “Türkiye Yapı Envanteri” çıkartılarak, Tüm binaların “Not”ları belirlenmeden, Plakaları asılmadan, Muayene cüzdanları tanzim edilmeden, “Kentsel Dönüşüm ? ” uygulamak bizce mümkün değildir. Bugün uygulanan Kentsel dönüşümün ciddi bir faydası olmadığı, ancak Devlete maliyetinin çok yüksek olduğu artık kabul edilmelidir.
Türkiye’nin Afet Eylem Planının, Kentsel Dönüşüm Kanunu’nun, Yapı Denetim sistemi’nin temeli bu projedir. Bu çalışmada önerilen kavramlar yaşama geçirilmeden; Yapıların tümü ile mevcut durumunun ortaya konulması sağlanmadan, yani tüm binaların durumu ve bilgileri tam olarak toplanıp, bir Resmi PLAKA Verilip, iki yılda bir muayeneden geçirilmesi sağlanmadan; mevcut sistemle afetlerin yıkıcı etkisi önlenemez ve Kentsel dönüşüm de doğru biçimde yapılamaz.
Ülkemizde, büyükbaş hayvanların bile plakası vardır. Bir yerden bir yere nakledilirken, kesilirken devlet tarafından kayda girer. Kara taşıtlarının PLAKA’sı, Muayene cüzdanı (Ruhsatı) vardır, iki yılda bir araç didik didik incelenip, gözden geçirilir. Ancak, yaşamın en önemli unsuru olan binalarımız başıboş ve kayıt dışıdır.
Türkiye’de resmi bir tespit olmamakla birlikte; tahminen toplam 11 milyon yapı bulunmaktadır. Bunun 7.5 milyonu, kentsel yapılar, 3.5 milyonu ise, kırsal (köy ve bağ evleri dahil) yapılar olduğu anlaşılmaktadır.
Bunların % 60’ı yasal olmayan; halen kentlerdeki ruhsatsız, kaçak, köy binası veya bağ ve tarımsal yapılardır. Yani 6.5 milyon binanın varlığından bile Devletin Haberi yoktur. Bu kaçak ve ruhsatsız yapıların; Devlette hiçbir kaydı yoktur.
İnşaat Ruhsatlı yapıların ise, inşaat bittikten sonra ne olduğunu Devlet bilmez ve izlemez. İnşaat Ruhsatı bulunan yapıların %30’unun ise İskan Ruhsatı dahi almamıştır.
Devlette kaydı bulunan İnşaat ruhsatı ile yapılmış yapıların, yani 4.5 milyon binanın, % 85’inin Projeye aykırı yapıldığı veya bina bittikten sonra projeye aykırı şekilde değişiklik, ilave vs. yapıldığı bilinmektedir.
Bu sahipsizlik ve denetimsizlik tablosunun doğal sonucu olarak; binalar sadece depremde değil, başka nedenlerle de “can almakta” insanların yaralanmasına veya sakat kalmasına, milli ekonomide ise büyük kayıplara neden olabilmektedir. Tarih boyunca, bu topraklarda yaşayan milletimizin başındaki en önemli sorunlardan biri olan Deprem Gerçeğinden yola çıkarak; İnsanların barınmasını sağlayan ve yaşamının en büyük bölümünün geçtiği binaların ; İnsan yaşamına en uygun biçimde ve sürdürülebilir bir sistemle yapılmasını ve korunmasını sağlayan bir sistemin artık kaçınılmaz olduğunun kabul edilmesi gerekiyor.
SONUÇ VE ÖNERİ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Türkiye’de ULUSAL YAPI TESCİL, ADRES, PLAKA VE MUAYENE SİSTEMİ ve SÜRDÜRÜLEBİLİR YAPI GÜVENLİĞİ KANUNU ile tüm binaların kayıt altına alınarak, risk taşıyan tüm unsurların düzeltilmesi için; orta vadeli bir “Dönüşüm Planı” uygulanarak, ülkemizdeki yapıların tamamının sürdürülebilir biçimde, zarar vermeyen, sağlam, güvenli ve ekonomik hale getirilmesi gerekiyor.
Ulusal kentsel dönüşümün toplam maliyetinin ise; Ülke genelinde kırsal alanlar dahil, 1 milyon yapının yenilenmesi olarak hesaplandığında, ortalama 300.000 dolar/bina x 1.000.000 bina kabulü ile, yaklaşık değerinin 300 milyar dolar olacağı hesaplanabilir. Bu dönüşümün yapılması halinde Milli ekonomiye geri dönüşü çok kısa olmasına rağmen; Projenin ön finansmanının sistematik bir model içinde, Devlet tarafından çözülmesi gerekiyor. Devletin 300 milyar dolar tutarında bir finansmanı bularak bu projeyi uygulaması olanaksız görünmektedir. Zaten, 1999 Depreminden bu yana, Dönüşüm anlamında mesafe alınamamasının temel nedeni de rant bölgeleri dışında kalan ve gerçekten dönüşüme en fazla ihtiyacı olan yapı alanları için bu finansmanın bulunamamasıdır. Gereksinim duyulan bu 300 milyar doları bulan finansmanın tek kaynağı gine; kentsel rant alanlarının devlet tarafından yaratılması ve bu alanlarda oluşan arsa rantından yararlanarak kentlerin bütüncül bölgeler halinde bu alanlara taşınarak dönüştürülmesidir. Bu öneri, Ayrı bir proje konusudur, (*Aksu,1).
Bu dönüşümün kaçak yapılar, depremler, seller, heyelanlar, yangınlar ve özellikle binaların ısı kayıpları nedeni ile Ülkeye maliyetinin yaklaşık 38 Milyar dolar/yıl olarak hesaplandığı (*Aksu,2,3) değerlendirilirse; 10 yıllık bir süreçte, tüm yapıların dönüşümün planlanması uygun olacaktır.
Bu çalışma ile önerilen Model, “Stratejik bir Pakettir”. Bu program içinde uygulama süreci aşağıdaki aşamalarda gerçekleştirilecektir.
o KANUN VE YÖNETMELİKLERİN (MEVZUATIN) HAZIRLANMASI VE YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ
o KAMU‘DA KURUMSAL TEŞKİLATLANMA VE EĞİTİM
o ULUSAL BİNA ENVANTERİ VE BİNA TESCİL VE MUAYENE SİSTEMİNİN KURULMASI
o AFET VE SİVİL SAVUNMA EYLEM PLANININ HAZIRLANMASI
o 10 YILLIK ULUSAL DÖNÜŞÜM PLANININ YAPILMASI VE ONAYI
o ETAPLAR HALİNDE UYGULAMA
Yer almaktadır.
Bu suretle, Türkiye, Dünya’nın en güvenli binalarına sahip ülkesi haline gelecektir. İstisnai olaylar dışında, Depremde veya başka doğal afetlerde can ve mal kayıpları önlenecektir.
ÖZETİ ŞUDUR; TÜRKİYE’DE OLABİLECEK TÜM DEPREMLERDE CAN KAYBI “SIFIR” OLACAKTIR. (arızi kayıplar hariç).
Ayrıca, binaların diğer yapısal fonksiyonlarının en iyi düzeye yükseltilmesi ile; ekonomik kayıplar önlenecek, afetler dışında; asayiş ve güvenlik en üst düzeye çıkacaktır.
Kurulacak sistemin, Milli ekonomiye katkısı, yaklaşık 40 milyar dolar olarak hesaplanmaktadır. Bu kaynağın tasarruf edilmesi ile Ülke kalkınmasında önemli bir adım atılmış olacaktır (*Aksu,2).
Kaynakça:
(1) Aksu, Hüseyin, “Doğrusal ve Dairesel Kentler – Yeni bir Yerleşim Teorisi”, Çağdaş çözüm yayınları no.9, 2003, Ankara
(2) Aksu, Hüseyin, “Kalkınma Teorisi – Toplumun Mekansal Dağılımı ve Organizasyonu” Çağdaş Çözüm Yayınları, SİSAM Siyasi ve Sosyal Araştırmalar Platformu, KASEM Kalkınma Seferberliği Merkezi, Yayın No.48, 2018, Ankara
(3) Aksu, Hüseyin, “ Ulusal Yapı Tescil ve Muayene Sistemi”, Çağdaş Çözüm Yayınları, SİSAM Siyasi ve Sosyal Araştırmalar Platformu, KASEM Kalkınma Seferberliği Merkezi, Yayın No.20, 2006, Ankara

reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA