Zulmünüz batsın diyenler artıyor!
Zulmünüz batsın diyenler artıyor!
İktidarın, polisin, askerin zulmü yetmezmiş gibi bir de memlekette ülkü ocakları, osmanlı ocakları vs. gibi milletin başına "Cellat" kesilen bir sürü faşizan yapılar var.
İktidarın, polisin, askerin zulmü yetmezmiş gibi bir de memlekette ülkü ocakları, osmanlı ocakları vs. gibi milletin başına "Cellat" kesilen bir sürü faşizan yapılar var.
Aydın'da ise bir gazeteciye yönelik saldırı anları ise gündem oldu. Olay sonrası güvenlik ve meslek örgütlerinin tutumu tartışma yarattı.
Toplumda yükselen bir tepki var.
Bu tepki artık sadece fısıltı değil, yer yer açık bir haykırışa dönüşmüş durumda.
İktidarın politikaları, güvenlik güçlerinin uygulamaları tartışılırken; bunun ötesinde, bazı yapıların toplum üzerindeki etkisi de ciddi şekilde sorgulanıyor.
Kendini konumlandıran, alan açan, etkisini genişleten bu yapılar; kimilerine göre düzenin parçası, kimilerine göre ise baskının yeni yüzü.

“Keser döner mi?” sorusu
Toplumun hafızasında eski bir söz dolaşıyor:
“Keser döner, sap döner…”
Bugün birçok kişi bu soruyu soruyor:
Biriken öfke nasıl dışa vurulacak?
- Sandıkta mı?
- Sokakta mı?
- Yoksa kontrol edilemeyen başka bir süreçle mi?
En çok korkulan ihtimal ise açık:
Toplumsal kırılmanın derinleşmesi ve geri dönüşü zor bir sürece girilmesi.
Bölünme korkusu ve tarihsel hatırlatma
Tarih, parçalanmanın nasıl başladığını ve nasıl sonuçlandığını defalarca gösterdi.
Kutuplaşma derinleştiğinde, ortak zemin kaybolur.
Ve ortak zemin kaybolduğunda;
bir ülke sadece coğrafya olmaktan çıkar,
parçalı bir yapıya dönüşme riskiyle karşı karşıya kalır.
Bu yüzden en büyük endişe şu:
Kontrolsüz bir süreç, geri dönülemez sonuçlar doğurabilir.
Siyasette çelişkiler ve güven erozyonu
Siyasetin dili değiştikçe, toplumun algısı da değişiyor.
Dün söylenenlerle bugün yapılanlar arasındaki fark büyüdükçe,
insanlar artık sadece dinlemiyor…
sorguluyor.
Eleştiriler, suçlamalar, karşı suçlamalar…
Hepsi bir noktada birbirine karışıyor.
Ve sonuçta ortaya çıkan tablo:
güven kaybı.
Kürt meselesi: Bitmeyen bir düğüm
Yıllardır çözülemeyen bir mesele…
Her defasında farklı bir başlıkla gündeme geliyor,
her defasında başka bir şekilde kapanıyor.
Ama sonuç değişmiyor:
Kalıcı bir çözüm yok.
Toplumun farklı kesimlerinde farklı beklentiler var.
Ancak bu beklentiler karşılanmadıkça,
aynı sorular yeniden ortaya çıkıyor:
- Süreç yeniden mi başlayacak?
- Gerilim tekrar mı yükselecek?
Bu soruların net bir cevabı yok…
ama belirsizlik, en az cevap kadar ağır.
Anketler ve sahadaki gerçeklik
Anketler açıklanıyor, yorumlar yapılıyor.
Ama asıl tablo sahada şekilleniyor.
Sosyal medyada yapılan çalışmalar, kamuoyu yoklamaları, sokaktaki nabız…
Hepsi farklı bir tabloyu işaret ediyor olabilir.
Gerçek ise genelde çok daha basit:
Vatandaşın hissiyatı.
CHP sahaya iniyor
Muhalefet cephesinde hareketlilik var.
Özellikle CHP’nin sahaya ineceği, geniş katılımlı çalışmalar başlatacağı açıklamaları dikkat çekiyor.
Sokak sokak, mahalle mahalle yürütülecek çalışmaların nasıl sonuç vereceği ise merak konusu.
Bu süreçte siyasi rekabetin dili de belirleyici olacak.
Son söz: Eşikte bir ülke
Bugün gelinen noktada mesele sadece siyasi çekişme değil.
Mesele, toplumun hangi yöne evrileceği.
Gerilim artıyor…
sorular çoğalıyor…
cevaplar ise belirsizleşiyor.
Ve herkes aynı soruyu soruyor:
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
