Sevgili okuyucularım, günaydın. Sağlıklı, mutlu günler dilerim.
Bu hafta da Aydın’da neler olup bittiğini tüm ayrıntılarıyla yazacağım.
Geçen hafta memurlar ve emekliler, bu yıl alacakları zamlarla hayatlarındaki mecburi giderlere gelen zamlar arasındaki uçurum karşısında şaşkın bir tevekkülle beklerken, haber kanallarına herkesi hayrete düşüren bir son dakika düştü:
“Aydın AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Kerim Toker gözaltına alındı.”
Evet, herkes “Ne oluyor?” diye şaşırdı.
Ben açıkçası bu şaşkınlığı anlamadım.

Kerim Toker’in, Ersan Alışveriş Hizmetleri ve Gıda Sanayi Ticaret AŞ (KIMMR) hisseleriyle ilgili işlemlerde manipülatif eylemlere sebebiyet verdiği, bu süreçte para aklama fiillerine alet olduğu gerekçesiyle SPK’dan işlem yasağı aldığı ve davasının sürdüğü Aydın’da bilinmeyen bir şey miydi?
Herkes biliyordu.
Kendisi de neredeyse eline borazan alıp bunu her ortamda anlatmadı mı bu konuyu?
“Ben borsanın kurduyum, boğasıyım, piyasayı çok iyi bilirim; o kadar ki başıma bunlar bile geldi,” diyerek yıllarca bununla övünmedi mi?
Hepimiz duyduk.
Peki neden özellikle AK Parti teşkilatı içindekiler bugün yeni öğrenmiş gibi davranıyor?
Bu nedenle Kerim Toker önce soruşturma geçirmiş, gözaltına alınmış ve şimdi de tutuklanmıştır.
Hukuk gereğini yapar, buna kimsenin diyeceği bir şey yok.
Ama benim asıl anlamadığım başka.
Siz neyin kafasındasınız?
Ben bu meseleleri önce partiyi yıpratmamak için isim vermeden, sonra kendisini arayarak, ardından da köşe yazılarımda açık açık ismini yazarak defalarca dile getirdim.
Aydın gibi bir ilin, hükümet partisinin il başkanının yanında bu adamı tutmaması gerektiğini bas bas bağırmadım mı?
Bir insan böyle bir karakter yapısına sahipse;
1- İl teşkilatında kilit bir görev verilir mi? Önce teşkilatı oluşturması için teşkilat başkanı yapılıp, sonra Büyükşehir Belediye Başkanının parti değiştirdiği son derece hassas bir süreçte yerel yönetimlerden sorumlu başkan yapılıp partinin belediye sorumluluğu teslim edilir mi?
2- Onun yönlendirmeleriyle “haklarımız yendi” diyen il müdürleri Aydın’dan sürülür gibi buradan gönderilip değiştirilir mi?
3- Bu adamın ağzına bakıp teşkilat içindeki basiretsiz, söz geçirilebilir isimler üst makamlarda görevlendirilip gerçek hizmet insanları terslenerek kırılır mı?
4- Vatandaşla temaslarda bir filtre mekanizması, bir ön görüşme kişisi hâline getirilir mi?
5- Hele ki büyükşehir belediyesi keskin bir siyasi değişim yaşamışken, o sorumluluk bu adama emanet edilip her gün belediyeye sokulur mu?
Hepsi yaşandı, hepsi yapıldı. Peki neden?
Şahsi işlerinde tercih ettiği yöntemler elbette hukukun konusudur.
Ancak;
bir de karakter meselesi var. Bu adam nerede bir manipülasyon varsa orada, nerede bir spekülasyon varsa tam ortasında.
Biri işe girer,
“Benim sayemde girdin,” der.
Biri iş arar,
“Bekle, benim yanımda dur, seni aldırırım,” der.
Kadınların arkasından ayrı konuşur, erkeklerin arkasından ayrı horozlanır; bu adam diye konuşur, iftira atar.
Vekilleri beğenmez, arkalarından konuşur; söyleriz kendilerine, bir de bakarız ki ertesi gün vekiller bu adamla aynı karede poz verir.
Partiye laf eder, kızarız; sonra bir bakarız teşkilatın en baş köşesindedir.
Siz bu kadar yakınınızdaki adamı seçemiyorsanız, hangi siyaseti yöneteceksiniz?
Beceremiyorsanız da en azından,
BÜYÜK SÖZÜ DİNLEYİN.
Bütün bunlara rağmen benim güzel AK Partili Aydınlım hâlâ
“KERİM TOKER ÜZERİNDEN AK PARTİ AYDIN İL BAŞKANI MEHMET ERDEM’İ YIPRATAMAZSINIZ”
sloganları atıyor.
Bilmiyorlar ki biz bunları Mehmet Erdem kendi eliyle kendini bitirmesin ve AK Parti’ye zarar gelmesin diye söylüyoruz.
Kerim Toker gibi, eski Aydın AK Parti İl Başkanı Gökhan Ökten’in yönetiminden Mehmet Erdem kendi yönetimine taşıdığı birkaç sakıncalı isim daha var.
Siyaset insan sarraflığıdır.
Bu hâlinle seçime gidersen sonu hüsran olur.
Gerçi Sayın Özlem Çerçioğlu bu saçmalıkların hiçbiriyle yol yürümez.
Ama
şimdiye kadar canla başla hizmet etmiş, kurunun yanında yanacak yaşların vebali de sizin omzunuzda kalır.
Şimdi bütün Aydın, AK Partililer ve Aydınlılar İl Başkanı Mehmet Erdem’den bu konuyla ilgili gelecek açıklamayı bekliyor.
Mehmet kardeşim, siyaset senin sahnede olmadığın dönemde çok değişti.
Artık partinin ilk kuruluş yıllarındaki gibi yürümüyor işler.
Son basın toplantısında söylediğin gibi, kendi içinde birbirini ifşa eden ana muhalefetle kıyaslamalar ya da “Bir derdiniz varsa yargı yoluna gidin” türü egolu çıkışlar siyasette kazandırmıyor.
Gördün.
Gel, tüm samimiyetinle gerçekleri anlat, konuyu paylaş ve Aydın halkıyla, AK Partililerle yüzleş.
Ben okuyucularımla daima iç içeyim; herkes her şeyi ayna gibi görüyor, emin ol.
Kendi ekonomik kurtuluş çabalarına her defasında din kisvesi karıştıran, başına gelecekleri bildiği hâlde AK Parti’yi yıpratmak pahasına görevine devam edip bir de kadın kolları toplantılarına girip sözde helallik alan bir adamı parti binasına alacağınıza; size gerçekten rehberlik edecek insanların randevularını iptal ederseniz, gün gelir tutuklanan o adam
“Ben de Reis gibi, hatta Hz. Yusuf gibi tutuklandım”
diye bile çıkışıp başınıza çıkar.
Siz adam kullanayım derken, adam sizi kullanır.
Ben Ahmet Gözen olarak istersem “Bana ne” deyip yalnızca vatandaşın sorunlarını da yazarım elbette.
Ama milliyetçi ve muhafazakâr bir felsefenin izinde geçmiş koca bir ömrüm var; olanlara üzülüyorum.
Vatandaş seçimde gidip vekilini seçti ama görüyorum ki pek çoğu burada olan bitenden bihaber davranıyor.
Beyler,
dünya yanıyor.
Suriye’de devlet kurulamıyor, İran’da devlet sarsılıyor, çevremiz ateş çemberi.
Para ve güç el değiştiriyor, sistemler dönüşüyor.
Vatandaş tüm bunların gölgesinde ekonomik sıkıntılarla ezilirken, sizler birer geçici koltuk üstünde kalmanın çabasıyla yaşadığımız yerde olduğunuz mevkilerin hakkını vermemekten sorumlu tutulacaksınız, vesselam.
