Sevgili okuyucularım; sizlere sevgi ve saygılarımı sunuyor, her birinize huzurlu ve güzel bir hafta diliyorum. Bu hafta aslında hiç değinmek istemediğim bir mesele hakkında kalem oynatmak zorunda kaldım düşüncelerimi www.ege7gun.com 'da yazdım
Zira gittiğim her yerde, yaptığım her görüşmede, telefonla arayıp düşüncelerimi soran o kadar çok insan oldu ki; oluşan yoğun merak ve kamuoyundaki intiba karşısında susmanın doğru olmayacağını düşündüm.
Çünkü çoğunuzda oluşan kanaat ve hayal kırıklığı beni derinden etkiledi.
Bizler bazen bir ünlüyü, bazen bir yöneticiyi, bazen de bir yazarı gözümüzde olduğundan fazla büyütürüz.
Fakat gün gelir, onu yakından tanımamıza vesile olacak bir durumla karşılaşırız ve zihinlerimizdeki o yüceltilmiş imajın aslında büyük bir yanılgı olduğunu fark ederiz.
Bu durum, siyaset sahnesinde yer alan aktörler söz konusu olduğunda ise daha ağır bir hayal kırıklığına dönüşür.
İnsan ister istemez, “Bizleri yıllarca yönetenler gerçekten bu insanlar mıydı?” diye sorgulamaya başlar.
İşte geçtiğimiz hafta Aydın halkı arasında buna benzer bir olay yaşandı; bizzat tanık olmak beni de derinden üzdü ve şimdi sizlere o konunun ayrıntılarını aktarmak istiyorum.
AK Parti’nin kuruluş sürecinde ilimizle ilgili istişarelerde bulunan, o dönemin girişken iş insanlarından biri olan; Acar Petrol Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi sahibi ve 2002–2007 yılları arasında Aydın AK Parti milletvekilliği yapmış Sayın Ahmet Rıza Acar, Efeler haber internet gazetesinde “Aydınlı Olabilmek” başlığıyla bir yazı kaleme aldı.
Bu yazıyı, okuyan pek çok kişinin “Bu adam kimlerden bahsediyor?” diyerek beni defalarca aramasına sebep oldu.
Açıkçası metin, mahalle dedikodusu tadı veren; geçmişte "yönetme" sorumluluğu üstlenmiş bir isimden beklenmeyecek bir üslup taşıyordu.
Yine de yazıda kendisine katıldığım önemli bir nokta vardı: Herkes bir köşe bulup yazı yazarak bu şehrin kalitesini düşürmemeli.
Yazı yazanların geçmişi, tecrübesi, yönlendirebildiği kitle ve toplumsal karşılığı mutlaka göz önünde bulundurulmalı.
Ne var ki Sayın Ahmet Rıza Acar, söz konusu yazısında adeta verip veriştirmiş; kendisine egolu diyenlere cevap niteliğinde uzun bir özgeçmiş de ekleyerek uzunca bir metin oluşturmuş.
Ancak itiraf etmeliyim ki, yazının üslubu ve içeriği; uzun uzun anlatılan o tecrübelerle bağdaşmıyordu.
Eleştiriye yanıt vermek amacıyla kaleme alınmış gibi görünse de, metin neredeyse tamamen kendini öven bir anlatıya dönüşmüştü.
Elbette siyaset, bizim gibi ülkelerde gereğinden fazla önemseniyor; oysa gelişmiş toplumlarda bir çiftçi, bir yatırımcı ya da bir emlak cı bile kimi zaman siyasetçilerden daha prestij li kabul edilebiliyor.
Fakat bu gerçek, siyaseti ve siyasetçiliği böylesine değersizleştirmenin de gerekçesi olamaz.
Uzun yıllar siyasetin merkezinde yer almış bir ismin; egosal tartışmalara bu denli sert çıkışlarla dahil olması yerine, genç siyasetçilere örnek olması beklenir.
Onlara, siyasetin doğası gereği yaşanan sıkıntılarda,
“Kol kırılır yen içinde kalır; liderini ve partini düşün, sabret ve susmayı bil” diyebilmesi gerekir.
** Ne var ki yazıda;
Partinin mahrem alanına giren meselelerin, kişisel yorumlarla birlikte kamuoyuna taşınması; partinin yatak odasının açılması gibi karşılandı, yalnız bende değil, pek çok kişide infial yarattı.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bu ülkenin tüm vatandaşlarının Cumhurbaşkanıdır.
Onun hakkında yazarken;
“Ben aradım, kırk beş dakika sonra dönüş yaptı;
Benim sözümü dinler, sizinkini dinlemez” gibi ifadelerle özel konuşmaların birebir aktarılması, bir siyasetçinin aile içinde dahi kurmaması gereken bir üsluptur.
Kaldı ki, üç dönemdir milletvekilliği yapan ve yerel yönetimlerde üç kez adaylık verilmiş KİT Komisyonu Başkanı Mustafa Savaş’ı beğenmemek;
Hem de aynı partide yer alırken, isteklerini kabul ettirmek için çaba sarf ettiğini hatta çırpındığını ama "Genel Başkan benim dediğimi yaptı elbette"yi açıkça dile getirerek muhalif bir tavır sergilemek, siyasetin ruhuna da yakışmaz.
Genel Başkanının kararıyla iki dönem MKYK üyeliğine getirilen
Prof. Dr. Umut Tuncer’i memleketi üzerinden küçümsemeye çalışmak;
Yalnız o kişilere değil, temsil ettiği makamlara zarar verir.
-
Sonra döner herkes Ey Ahmet Rıza Acar "Sen de Aydınlı değilsin Antalya Aksekilisin" der Halkımız.
En önemlisi de Cumhurbaşkanı ve Genel Başkanın aldığı kararları dolaylı biçimde değersizleştirmek anlamına gelir.
“Ben il başkanını önerdim, ben Özlem Hanım’la şu saatte şurada özel telefonda görüşüp parti değiştireceğini ilk bilen kişiydim, genel başkan yardımcısına önce ben söyledim.
"İl başkanlığı konusunda birinci sıra milletvekili nin öneri si değil, benim önerim kabul edildi” gibi anlatımlar; siyasetin ciddiyetiyle bağdaşmaz.
Zira birincisi; siz Ahmet Rıza Acar; aynı partinin önceki dönem milletvekilisiniz, başka bir partiye geçip muhalefet etmiyorsunuz.
Şimdi biri çıkıp sizin döneminizdeki sıkıntılı işleri söylemeye kalksa ne olacak? Partiniz allak bullak karışacak.
İkincisi;
eleştirdiğiniz kişi Genel Başkan Sn. Recep Tayyip Erdoğan ın önceki adaylarından biri iken,
“Ben söyledim, doğruyu yaptı” imasıyla konuşmak;
Yarın ya da önümüzdeki seçimlerde alınacak kararları halkın gözünde zedelemekten başka bir işe yaramaz. Şüphe oy kaybettirir. Ne diye şüphe uyandırıyorsunuz Sn. Ahmet Rıza Acar beyefendi?
Kaldı ki diyelim öyle oldu —ki ben öyle olduğunu düşünmüyorum— Mustafa Savaş’ın bir önceki il başkanını belirlediği için pişmanlık duyduğunu ve bu nedenle yeni süreçte geri planda kaldığını düşünüyorum.
Farz edelim ki Mehmet Erdem’in il başkanlığı sizin önerinizle gerçekleşti;
Peki sonuç iyi mi oldu?
Siyasetten uzun bir süre uzak kalmış bir ismin kısa zamanda bu görevi icra etmesi birden bire beklenince, maalesef güvenmek zorunda kaldığı bazı kişiler ya elinde kaldı, ya da tutuklandı.
Bu durum hem Mehmet Erdem’in Aydın’daki itibarına zarar verdi, hem de AK Parti’nin büyükşehir belediye başkanının parti geçişi sürecinde güçlü bir yönetim sergileyememesine yol açtı.
Anlatılanlar gerçekten bir başarı hikâyesi midir? Madem öyle bir insansınız neden Aydında Ak Parti hep kaybeden sayın Ahmet Rıza Acar ?
"Yoksa Genel Başkan sizin sözünüzü yeteri kadar dinlemediği için mi? Kaldı ki Böyle anlaşılacağı aşikar, anlatılmaması gerekenleri, yaşça büyük olduğunuzdan size hürmet edilerek görüşülen özel konuşmaları sanki siyasetin merkezindeymiş gibi orta yere yazmak ayıptır"
*** Siyasetin gereği bunu anlayabilmektir sayın Ahmet Rıza Acar; siyasetçinin erdemi de tam olarak burada ortaya çıkar.
İktidar partisinin kurucu il başkanı ve geçmiş dönem milletvekili Sayın Ahmet Rıza Acar böyle yaparsa, yeni nesil ne yapmaz ki...
Nokta!
Ahmet GÖZEN
www.ege7gun.com
Köşe Yazarı
