Ahmet Gözen
Köşe Yazarı
Ahmet Gözen
 

Aydın ilinde Ak Parti'nin rozet takma fiyaskosu!

Sevgili okuyucularım,Öncelikle hepinize huzurlu, bereketli ve güzel bir hafta diliyorum. Bir de sizden küçük bir ricam var: İçinde bulunduğumuz bu yılı bir kenara not edin. Çünkü yıllar sonra dönüp baktığınızda, “Biz Aydın’da bütün bunları yaşarken aklımızı nasıl koruyabilmişiz?” diye kendi kendinizi takdir edeceğinize inanıyorum. Hayatım boyunca siyasetin de, bürokrasinin de, yerel yönetimlerin de nice sıra dışı hadisesine tanıklık ettim. Fakat itiraf etmeliyim ki bugün yaşananlar karşısında, bunca yıllık tecrübeme rağmen ben bile şaşkınlığımı gizleyemiyorum. Bu hafta sonu AK Parti’nin 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan yaptı. Birlik, beraberlik ve dava şuuru üzerine kurulu, teşkilata moral veren güçlü mesajlar dinledik. İnsanı yıllar öncesinin heyecanına götüren bir konuşmaydı. Konuşmanın içeriğini burada uzun uzun aktarmayacağım. Artık bilgiye ulaşmak saniyeler sürüyor. Ben bugün konuşulanları değil, konuşmalarla yaşananlar arasındaki uçurumu anlatacağım. Özellikle de Sayın Erdoğan’ın konuşmasında geçen şu cümleyi… “Hiç kimseye üstünlük ve imtiyaz sağlamadık.” Şimdi soruyorum… O salonda bulunan kabine üyeleri, MKYK üyeleri ve milletvekilleri arasında, bulunduğu makamı yalnızca vatanına, milletine ve partisine hizmet etmek için kullandığını; bu görevlerden en küçük bir kişisel menfaat elde etmediğini vicdan rahatlığıyla söyleyebilecek, kanıtlayabilecek tek bir kişi varsa çıksın bunu bana ve bu millete anlatsın. Ben de ne isterse yapmaya hazırım. Kendi menfaatlerini gözetmelerini artık geçtim… Bari o menfaatlerin arasında millet için birkaç adım da atabilselerdi. Bizim ilimizden toplantıya katılan milletvekilinin, istişare toplantısının yapıldığı hafta sonunda Sapanca’dan romantik müzikler eşliğinde tatil fotoğrafları paylaşmasını nasıl izah edeceğiz? Bu milletle alay etmek değil de nedir? Bir tarafta ömrünü bu davaya adamış Recep Tayyip Erdoğan kürsüde fedakârlığı, mücadeleyi ve hizmet siyasetini anlatıyor; diğer tarafta aynı davanın temsilcileri, adeta bir giyim markasının katalog çekimindeymiş gibi pozlar veriyor, kano kürekleriyle tatil kareleri paylaşıyor. Ayıp!  İstişare toplantısına gerçekten istişare etmek için mi gittiniz? Bu şehrin sorunlarını anlattınız mı? Bir öneriniz, bir projeniz, bir talebiniz oldu mu? Lütfen bizle de paylaşsanıza?  Yoksa milletvekilliğinin sağladığı ayrıcalıkları yaşamak için mi oradaydınız?   Bu millet size bunun için mi oy verdi? Bari sosyal medya hesaplarınızı, bunu milletin gözüne sokmak için kullanmayın. Cehaletiniz üzerinizden akıyor.  Artık bütün bunlara “dur” diyecek kimse kalmadı mı? İnsan gerçekten aklını korumakta zorlanıyor. Sayın Erdoğan konuşmasında Ömer Halisdemir’i, Eren Bülbül’ü, Aybüke Yalçın’ı örnek göstererek fedakârlığı ve adanmışlığı hatırlatıyor; biz ise aynı günlerde sergilenen bu vizyonsuz tabloya bakıyoruz. İnsan nasıl şaşırmasın? Hafta sonunu böyle bir hayal kırıklığıyla kapattık. Her zamanki gibi Allah’a havale ettik. Fakat bitmedi… Bugün, 29 Haziran Pazartesi günü sabah saat 11:00'de, Aydın Büyükşehir Belediyesi Düğün Salonu’nda; AK Parti Genel Başkan Vekili Sayın Efkan Ala, Genel Sekreter Sayın Eyüp Kadir İnan ve Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Sayın Mustafa Demir’in katılımıyla “Muhtarlar ve Azalar Katılım ve Rozet Takma Töreni” düzenleniyor. Merak ediyorum… Genel Başkan’ın bu törenin içeriğinden gerçekten haberi var mı? Sayın Efkan Ala, davet edildiği organizasyonun neyi temsil ettiğini biliyor mu? Biliyorsa, bunun bu şehrin insanında nasıl algılanacağını hiç düşündü mü? Ak Parti'yi bu kadar demokrasiden uzaklaşmış gösteren böyle bir metazorinin bir parçası olduklarının farkında olarak mı geliyorlar?  Çünkü bu tören, bana göre sadece bir rozet takma organizasyonu değildir. Bu tören, halkın oyuyla seçilmiş muhtarların ve azaların siyasi aidiyet üzerinden vitrine çıkarılmasıdır. Bu da demokrasinin ruhu açısından son derece düşündürücüdür. Hatırlayın… Geçtiğimiz haftalarda AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem, partiye geçen belediye meclis üyelerini kastederek “Böyle böyle çoğalacağız.” demişti. Bu sözün üzerinde birkaç sağduyulu gazeteci dışında kimse durmadı. Kimse çıkıp da, “Sandıkta elde edemediğiniz başarıyı şimdi transferlerle mi zafer gibi sunuyorsunuz?” diye sormadı. Şimdi ise aynı anlayışın bir adım ötesine geçiliyor. Halkın oyuyla seçilmiş muhtar ve azalara parti rozeti takılıyor. Belli ki genel merkeze “Aydın’da 850 yeni üye kazandırdık.” denilecek. Rakam büyüyecek. Excel tabloları dolacak. İstatistikler güzelleşecek. Başarılı bir İl Başkanı mı görünecek böylece?  Peki ya hakikat? Hakikat de o tablolar kadar parlak mı? İstişare Toplantısı’nda Sayın Erdoğan açıkça “Biz kâğıt üzerinde var olan bir parti değiliz.” dedi. Ne yazık ki belli ki bu sözler Aydın’da duyulmuyor. Sayın Mehmet Erdem… İzin verin, sizin gayet iyi bildiğiniz ama kimsenin anlamadığını sandığınız gerçeği ben söyleyeyim. Bugün rozet takacak muhtarlar da, geçen hafta partiye geçen belediye meclis üyeleri de sizin siyasi performansınız nedeniyle ya da "ancak Partiye geçerseniz, hizmet görebilirsiniz" demenizle AK Parti’ye yönelmedi. Onları bu noktaya getiren şey, sizin ortaya koyduğunuz siyaset değil; Özlem Çerçioğlu’nun oluşan yeni siyasi denklem içindeki ağırlığıdır. Evet… Özlem Çerçioğlu da AK Parti’ye ilk geçtiğinde ciddi eleştiriler aldı. Fakat o süreçten sonra saçma sapan göstermelik fotoğraflar vermeyi değil, hizmet üretmeyi tercih etti. “Bu geçiş hizmet olarak dönecek.” dedi ve bunu gerçekleştirebilmek için gece gündüz çalıştı. Bu parti geçişinden beri yaklaşık bir yıldır sahadayım. İnsanlarla konuşuyorum. Toplumun nabzını tutuyorum. Bugün geldiğimiz noktada, Özlem Çerçioğlu’na yönelik sevgi ve güvenin yeniden yükseldiğini açıkça görüyorum. Peki siz ne yaptınız? Yıllarca Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi gücünü kullanarak siyaset yaptınız. Şimdi de Özlem Çerçioğlu’nun oluşturduğu siyasi zemini kullanarak koltuklarınızı korumaya hatta yeni hayallerinize ulaşmaya çalışıyorsunuz. Bunu yaparken de demokrasinin nasıl yara aldığını görmezden geliyorsunuz. Geçtiğimiz hafta partinizde bazı ilçe başkanlarının değiştiğine tanıklık ettik. O isimler, sizin aksinize; bulundukları ilçelerde, vatandaş taleplerinde sizden bekledikleri desteği görememelerine rağmen kendi imkânlarını zorlayarak AK Parti adına takdire şayan çalışmalara imza attılar. Gerçek dava insanı olmanın ne demek olduğunu makamla değil, fedakârlıkla gösterdiler. Bunları onların kendi anlatımlarından öğrenmedim. Aksine, o ilçelerde yaptığım istişarelerde vatandaşların dilinden dinledim. Çünkü gerçek hizmeti en iyi, o hizmete dokunan insanlar anlatır. Ne var ki siz, sahadaki karşılıklarını değil; başka hesapları göz önünde bulundurdunuz. Bir de kalp kıracak şekilde,  "genel merkez talimatlarına ne ölçüde uyduklarını esas aldık" dediniz.    Emeklerini, gayretlerini ve halk nezdindeki karşılıklarını görmezden gelerek görevden alınmalarına, istifa etmelerine neden oldunuz.     Bugün ise yerlerine gelen, gene birbirinden kıymetli insanların varlığı sayesinde yaptığınız bu yanlışların üzeri örtülüyor ve siz hâlâ aynı koltukta rahatça oturabiliyorsunuz.    Oysa daha iki gün önce Sapanca’da, partinizin Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan,    “Bizim nazarımızda hiç kimse sığıntı, öteki ya da üvey evlat değildir.” diyordu. Merak ediyorum… O cümleleri gerçekten dinleyebildiniz mi? Duyduğunuzda ne hissettiniz?  Yoksa alkışlar arasında en önemli mesajı yine duymamayı mı tercih ettiniz? Sayın Mehmet Erdem… Özlem Hanım deneyimli bir siyasetçidir. Siz genel merkezinize güzel rakamlar göndermeye, törenler düzenlemeye ve genel başkan yardımcılarını bu organizasyonların parçası hâline getirerek zor duruma düşürmeye devam edin. Fakat unutmayın… Kimler bu şehirden gönüllerde taht kurarak ayrıldı… Kimler ise geriye yalnızca kötü bir hatıra bıraktı… Tarih bunların hepsini yazdı. Bugün de yazmaya devam ediyor. Ne yazık ki görünen o ki Aydın’da AK Parti’yi büyütmek yerine yıpratan bir siyaset anlayışı hâkim oldu. Kâğıt üzerindeki üye sayıları, düzenlenen törenler ve çekilen fotoğraflar gerçeği değiştirmeyecek. Çünkü siyasetin gerçek terazisi Excel tablolarındaki sayılar, ya da sosyal medyalardaki fotoğraflar değil, milletin vicdanıdır.  
Ekleme Tarihi: 29 Haziran 2026 -Pazartesi

Aydın ilinde Ak Parti'nin rozet takma fiyaskosu!

Sevgili okuyucularım,Öncelikle hepinize huzurlu, bereketli ve güzel bir hafta diliyorum.

Bir de sizden küçük bir ricam var: İçinde bulunduğumuz bu yılı bir kenara not edin. Çünkü yıllar sonra dönüp baktığınızda, “Biz Aydın’da bütün bunları yaşarken aklımızı nasıl koruyabilmişiz?” diye kendi kendinizi takdir edeceğinize inanıyorum.

Hayatım boyunca siyasetin de, bürokrasinin de, yerel yönetimlerin de nice sıra dışı hadisesine tanıklık ettim. Fakat itiraf etmeliyim ki bugün yaşananlar karşısında, bunca yıllık tecrübeme rağmen ben bile şaşkınlığımı gizleyemiyorum.

Bu hafta sonu AK Parti’nin 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan yaptı. Birlik, beraberlik ve dava şuuru üzerine kurulu, teşkilata moral veren güçlü mesajlar dinledik. İnsanı yıllar öncesinin heyecanına götüren bir konuşmaydı.

Konuşmanın içeriğini burada uzun uzun aktarmayacağım. Artık bilgiye ulaşmak saniyeler sürüyor. Ben bugün konuşulanları değil, konuşmalarla yaşananlar arasındaki uçurumu anlatacağım.

Özellikle de Sayın Erdoğan’ın konuşmasında geçen şu cümleyi…

“Hiç kimseye üstünlük ve imtiyaz sağlamadık.”

Şimdi soruyorum…

O salonda bulunan kabine üyeleri, MKYK üyeleri ve milletvekilleri arasında, bulunduğu makamı yalnızca vatanına, milletine ve partisine hizmet etmek için kullandığını; bu görevlerden en küçük bir kişisel menfaat elde etmediğini vicdan rahatlığıyla söyleyebilecek, kanıtlayabilecek tek bir kişi varsa çıksın bunu bana ve bu millete anlatsın. Ben de ne isterse yapmaya hazırım.

Kendi menfaatlerini gözetmelerini artık geçtim… Bari o menfaatlerin arasında millet için birkaç adım da atabilselerdi.

Bizim ilimizden toplantıya katılan milletvekilinin, istişare toplantısının yapıldığı hafta sonunda Sapanca’dan romantik müzikler eşliğinde tatil fotoğrafları paylaşmasını nasıl izah edeceğiz?

Bu milletle alay etmek değil de nedir?

Bir tarafta ömrünü bu davaya adamış Recep Tayyip Erdoğan kürsüde fedakârlığı, mücadeleyi ve hizmet siyasetini anlatıyor; diğer tarafta aynı davanın temsilcileri, adeta bir giyim markasının katalog çekimindeymiş gibi pozlar veriyor, kano kürekleriyle tatil kareleri paylaşıyor.

Ayıp! 

İstişare toplantısına gerçekten istişare etmek için mi gittiniz?

Bu şehrin sorunlarını anlattınız mı? Bir öneriniz, bir projeniz, bir talebiniz oldu mu?

Lütfen bizle de paylaşsanıza? 

Yoksa milletvekilliğinin sağladığı ayrıcalıkları yaşamak için mi oradaydınız?

  Bu millet size bunun için mi oy verdi? Bari sosyal medya hesaplarınızı, bunu milletin gözüne sokmak için kullanmayın. Cehaletiniz üzerinizden akıyor. 

Artık bütün bunlara “dur” diyecek kimse kalmadı mı?

İnsan gerçekten aklını korumakta zorlanıyor.

Sayın Erdoğan konuşmasında Ömer Halisdemir’i, Eren Bülbül’ü, Aybüke Yalçın’ı örnek göstererek fedakârlığı ve adanmışlığı hatırlatıyor; biz ise aynı günlerde sergilenen bu vizyonsuz tabloya bakıyoruz.

İnsan nasıl şaşırmasın?

Hafta sonunu böyle bir hayal kırıklığıyla kapattık. Her zamanki gibi Allah’a havale ettik.

Fakat bitmedi…

Bugün, 29 Haziran Pazartesi günü sabah saat 11:00'de, Aydın Büyükşehir Belediyesi Düğün Salonu’nda; AK Parti Genel Başkan Vekili Sayın Efkan Ala, Genel Sekreter Sayın Eyüp Kadir İnan ve Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Sayın Mustafa Demir’in katılımıyla “Muhtarlar ve Azalar Katılım ve Rozet Takma Töreni” düzenleniyor.

Merak ediyorum…

Genel Başkan’ın bu törenin içeriğinden gerçekten haberi var mı?

Sayın Efkan Ala, davet edildiği organizasyonun neyi temsil ettiğini biliyor mu?

Biliyorsa, bunun bu şehrin insanında nasıl algılanacağını hiç düşündü mü? Ak Parti'yi bu kadar demokrasiden uzaklaşmış gösteren böyle bir metazorinin bir parçası olduklarının farkında olarak mı geliyorlar? 

Çünkü bu tören, bana göre sadece bir rozet takma organizasyonu değildir.

Bu tören, halkın oyuyla seçilmiş muhtarların ve azaların siyasi aidiyet üzerinden vitrine çıkarılmasıdır.

Bu da demokrasinin ruhu açısından son derece düşündürücüdür.

Hatırlayın…

Geçtiğimiz haftalarda AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem, partiye geçen belediye meclis üyelerini kastederek “Böyle böyle çoğalacağız.” demişti.

Bu sözün üzerinde birkaç sağduyulu gazeteci dışında kimse durmadı.

Kimse çıkıp da, “Sandıkta elde edemediğiniz başarıyı şimdi transferlerle mi zafer gibi sunuyorsunuz?” diye sormadı.

Şimdi ise aynı anlayışın bir adım ötesine geçiliyor.

Halkın oyuyla seçilmiş muhtar ve azalara parti rozeti takılıyor.

Belli ki genel merkeze “Aydın’da 850 yeni üye kazandırdık.” denilecek.

Rakam büyüyecek.

Excel tabloları dolacak.

İstatistikler güzelleşecek.

Başarılı bir İl Başkanı mı görünecek böylece? 

Peki ya hakikat?

Hakikat de o tablolar kadar parlak mı?

İstişare Toplantısı’nda Sayın Erdoğan açıkça “Biz kâğıt üzerinde var olan bir parti değiliz.” dedi.

Ne yazık ki belli ki bu sözler Aydın’da duyulmuyor.

Sayın Mehmet Erdem…

İzin verin, sizin gayet iyi bildiğiniz ama kimsenin anlamadığını sandığınız gerçeği ben söyleyeyim.

Bugün rozet takacak muhtarlar da, geçen hafta partiye geçen belediye meclis üyeleri de sizin siyasi performansınız nedeniyle ya da "ancak Partiye geçerseniz, hizmet görebilirsiniz" demenizle AK Parti’ye yönelmedi.

Onları bu noktaya getiren şey, sizin ortaya koyduğunuz siyaset değil; Özlem Çerçioğlu’nun oluşan yeni siyasi denklem içindeki ağırlığıdır.

Evet…

Özlem Çerçioğlu da AK Parti’ye ilk geçtiğinde ciddi eleştiriler aldı.

Fakat o süreçten sonra saçma sapan göstermelik fotoğraflar vermeyi değil, hizmet üretmeyi tercih etti.

“Bu geçiş hizmet olarak dönecek.” dedi ve bunu gerçekleştirebilmek için gece gündüz çalıştı.

Bu parti geçişinden beri yaklaşık bir yıldır sahadayım.

İnsanlarla konuşuyorum.

Toplumun nabzını tutuyorum.

Bugün geldiğimiz noktada, Özlem Çerçioğlu’na yönelik sevgi ve güvenin yeniden yükseldiğini açıkça görüyorum.

Peki siz ne yaptınız?

Yıllarca Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi gücünü kullanarak siyaset yaptınız.

Şimdi de Özlem Çerçioğlu’nun oluşturduğu siyasi zemini kullanarak koltuklarınızı korumaya hatta yeni hayallerinize ulaşmaya çalışıyorsunuz.

Bunu yaparken de demokrasinin nasıl yara aldığını görmezden geliyorsunuz.

Geçtiğimiz hafta partinizde bazı ilçe başkanlarının değiştiğine tanıklık ettik.

O isimler, sizin aksinize; bulundukları ilçelerde, vatandaş taleplerinde sizden bekledikleri desteği görememelerine rağmen kendi imkânlarını zorlayarak AK Parti adına takdire şayan çalışmalara imza attılar. Gerçek dava insanı olmanın ne demek olduğunu makamla değil, fedakârlıkla gösterdiler.

Bunları onların kendi anlatımlarından öğrenmedim. Aksine, o ilçelerde yaptığım istişarelerde vatandaşların dilinden dinledim. Çünkü gerçek hizmeti en iyi, o hizmete dokunan insanlar anlatır.

Ne var ki siz, sahadaki karşılıklarını değil; başka hesapları göz önünde bulundurdunuz. Bir de kalp kıracak şekilde,

 "genel merkez talimatlarına ne ölçüde uyduklarını esas aldık" dediniz.

   Emeklerini, gayretlerini ve halk nezdindeki karşılıklarını görmezden gelerek görevden alınmalarına, istifa etmelerine neden oldunuz.

    Bugün ise yerlerine gelen, gene birbirinden kıymetli insanların varlığı sayesinde yaptığınız bu yanlışların üzeri örtülüyor ve siz hâlâ aynı koltukta rahatça oturabiliyorsunuz.

   Oysa daha iki gün önce Sapanca’da, partinizin Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan,

   “Bizim nazarımızda hiç kimse sığıntı, öteki ya da üvey evlat değildir.” diyordu.

Merak ediyorum

O cümleleri gerçekten dinleyebildiniz mi? Duyduğunuzda ne hissettiniz? 

Yoksa alkışlar arasında en önemli mesajı yine duymamayı mı tercih ettiniz?

Sayın Mehmet Erdem…

Özlem Hanım deneyimli bir siyasetçidir.

Siz genel merkezinize güzel rakamlar göndermeye, törenler düzenlemeye ve genel başkan yardımcılarını bu organizasyonların parçası hâline getirerek zor duruma düşürmeye devam edin.

Fakat unutmayın…

Kimler bu şehirden gönüllerde taht kurarak ayrıldı…

Kimler ise geriye yalnızca kötü bir hatıra bıraktı…

Tarih bunların hepsini yazdı.

Bugün de yazmaya devam ediyor.

Ne yazık ki görünen o ki Aydın’da AK Parti’yi büyütmek yerine yıpratan bir siyaset anlayışı hâkim oldu.

Kâğıt üzerindeki üye sayıları, düzenlenen törenler ve çekilen fotoğraflar gerçeği değiştirmeyecek.

Çünkü siyasetin gerçek terazisi Excel tablolarındaki sayılar, ya da sosyal medyalardaki fotoğraflar değil, milletin vicdanıdır.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ege7gun.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.