Sevgili Okuyucularım, Günaydın
**
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi şehrimize geliyor.
Bu yazıyı www.ege7gun.com da kaleme alma sebebim, kendisine söylenmesi gerektiğine inandığım sözleri artık daha fazla içimde tutamamış olmamdır. Neyse ki bir koltuk kaygım yok, siyasette bir gelecek hesabım da yok. Bu yüzden rahatım.Bu yüzden dürüstüm.
Aydın ili, coğrafi konumu itibarıyla asırlar boyunca medeniyetlerin beşiği olmuş; Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana da ulusal siyasette her daim belirleyici bir rol üstlenmiştir.
Ancak,
Gerçek şudur ki; Türkiye son yirmi yılda büyük atılımlar yapmışken, Aydın ili bu gelişmelerin çok gerisinde kalmıştır. Oysa bu şehirde yaşayanlar da bu ülkenin diğer vatandaşlarıyla aynı vergiyi ödemektedir.
Bu şehirde yaşayanlar da, ülkesine, bayrağına, milletine bir zeval gelecek olsa; Kanını, canını vermekten bir an bile tereddüt etmeyecek vatanseverlerdir.
Aydın; Zeki, feraset sahibi insanlarla doludur. Yıllarca üniversite sınavlarında Türkiye birincilikleri çıkarmış, spor müsabakalarında dereceler elde etmiş, birçok tarım ürününün ana vatanı olmuş bir şehirdir. Çalışkan, üretken, mazlum ama yardımsever insanları vardır.
Peki o zaman soruyorum:
Aydın neden Devlet tarafindan üvey evlat muamelesi görüyor?Neden bu ilde başarı elde eden valiler, il müdürleri ve bürokratlar daha büyük görevlere terfi ettirilirken; Büyük şehirlerde başarısız olmuş yöneticiler Aydın’a adeta sürgün edilir gibi gönderilir?
Bu topraklarda doğmuş, suyunu içmiş, havasını solumuş insanlar yerine, dışarıdan gelen yöneticiler daha gözde olur?
Neden Vali den bu şehir için istenen her hak, yalvar yakar istenir;
O da “Bana faydası olacak mı?” hesabı yapıktan nice sonra, zaman tüketilerek zorla kabul edilir?
Yada edilmez.
Neden Aydın’daki her işleyiş, fayda–maliyet eğrisinde hep Aydınlının sabrı ve fedakârlığıyla sınanır?
Neden fiziki ve maddi yatırımlarda, Ankara buradaki insanların çektiği cefadan bihabermiş gibi davranır ve Aydın hep geri planda kalır?
Ben size söyleyeyim.
Sayın Cumhurbaşkanım
*Korkak ama kendine kurnaz siyasetçilerden.*
Siyasetçiler gökten zembille inmiyor.
Onların da bir geçmişi var. Bir gün bir makam sahibi olmak için aday adayı oluyorlar.
Elbette birileri onların adaylıklarını onaylıyor ve aday oluyorlar.
Ancak bu hükümet döneminde Aydın’a aday yapılan,Sn.Recep Tayyip Erdoğan’a duyulan güvenle seçilip Ankara’ya gönderilen hiçbir siyasetçinin liyakatine bakılmadı.
Sadece ne kadar itaatkâr olduklarına bakıldı.
Ve doğrusu, bu beklentiyi fazlasıyla karşıladılar.
Seçildikten sonra ne Aydın için ne bir yatırım istediler ne de Aydın’a dair tek bir politika ürettiler. Genel merkezlerine göstermelik fotoğraflar gönderdiler, kürsülerde her cümlenin sonunda “Dünya lideri Recep Tayyip Erdoğannn!” diye bağırıp alkış topladılar ve Ankara’da “Biz Vekiliz” diyerek dolaştılar, oradaki çalışmalarında bulundular. Buraya bir hizmet getirmek gayeleri olmadı.
Bunu daha iyi yapanlar hep yoluna devam etti. Diğerleri elendi. Bugün de sahada onları örnek alanları görüyoruz.
Diğer partilerin kayırmacı ve beceriksiz siyasetçilerine girmeyeceğim.Çünkü benim derdim meselem Aydın.
Cumhurbaşkanım her yıl buraya “toplu açılış töreni” adı verilen programlarla geliyorsunuz .
Tamam bu sefer;Zorlukla tamamlanmış, hâlâ tam anlamıyla hizmete geçmemiş, şehrin ortasında on yıllarca virane hâlinde beklemiş hastaneleri bir araya toplayan bir şehir hastanesi açılacak.
Başka?
Koskoca Cumhurbaşkanı *50 kişilik sevgi evini mi açacak?*Karpuzlu Hükümet Konağı’nı mı?*Çine Cezaevi’nin ek binasını mı?*Huzurevi ek binasını mı açacak?
Allah aşkına, siz iyi misiniz?Bunun adı toplu açılış mı?
*Tekstil parkını bir kez daha mı açtıracaksınız?*Otoyolu yeniden mi açtıracaksınız?
Toplumun tamamını ilgilendiren hangi büyük sorun çözüldü de, hangi büyük yatırımın açılışı yapılıyor?
Şimdi;
Sokaklar caddeler temizlenir. Bayrak lar, afişler asılır.Drone çekimleriyle ilkel tanıtım videoları hazırlanır.
Yeşil fon önünde çekilmiş komik davet mesajları yayınlanır.O gün; çok yüksek buldukları korumalarla irtibata geçilir, aman efendim büyük iş, yapay duvarların arkasında fotoğraflar çektirilir.Tokalaşılır.Ve biter.
Görev tamam.
Ne oldu? Büyük iş mi başardınız? Siyaseti bu seviyeye düşürdünüz!
Peki soruyorum:
Bu kadar ihracat yapan, yazın turizmle şahlanan bu şehirde bir HAVAALANI olmadığını Cumhurbaşkanımıza hâlâ bildirmediniz mi, bunun önemini anlatan bir siyasetçi oldu mu?
Yoksa hâlâ haberi mi yok?
Herkesin yavaş yavaş verimli tarım arazilerini ekmekten vazgeçtiği bir döneme girdik.
Önümüzdeki sene, vatandaşa çıkan maliyetler nedeniyle desteklerin hiç bir işe yaramayacağını hesapladıklarını; kimsenin arazisini ekip biçmeye uğraşmayacağını; çiftçinin yalnızca tekelleşmiş toptan alıcılara üretim sözü verdiğini; onun dışındaki çiftçinin önümüzdeki yıl tarlasını ekmeyeceğini, toprağın boş kalacağını söyleyen yok mu?
Kent içi raylı sistemin (AY-BAN) yıllardır beklediğini, en ufak yağmurda hayatın felç olduğunu, hatta trafik kazalarıyla insanların gerçekten hayatının bittiğini söylemek koltuğunuzdan mı eder sizi?
Süt alan kooperatiflerin kısım kısım bölgesel güç hâline geldiğini, köylüyü kendine mecbur ettiğini, fiyat belirleyen merci oldukları için de yem fiyatıyla süt alım fiyatının arasında ezildiklerini artık hayvanlarını besleyemeyecek hale gelip, evladı gibi baktığı ineğini kesime göndermek zorunda kalan köylünün üzüntüsünü duyuracak biri yok mu?
İçme ve sulama suyunda arıtma tesislerinin yetersizliğini, Aydın Ovası’na akan lağımı, yanlış altyapının tarımı ve halk sağlığını nasıl tehdit ettiğini bu arıtmaların muhakkak yapılması gerektiğini anlatan yok mu?
Aydın’da Adliye Sarayı gibi yıkılması her an muhtemel bir çok kamu binasının hala yenisinin yerinde yeller estiğini ve deprem yönetmeliğine uygun değil diyerek terkedilen daha iyi durumdaki kamu binalarının devlete mali yük getirdiğini ayrıca şehrin yapısını bozduğunu söyleyen yok mu?
Adnan Menderes Stadyumu’nun, sporla değil adeta bir paralı otopark mantığıyla projelendirildiğini dile getiren yok mu?
Doğal kaynakların hunharca kullanımının Aydın’a verdiği zararı haykıran yok mu?
Bazı yerel yatırımların sürecin yönetimi ve kaynak kullanımı açısından tartışma konusu olduğunu (örneğin: Kuşadası’nda aynı işler için tekrar tekrar ihaleye çıkılmasını, yarım bırakılan lojman projelerini) sorgulayan yok mu?
Gençler için sanayi alanlarının, üretim merkezlerinin neden açılamadığını; arazi olarak imkanlar müsait olmasına rağmen basit prosedürler için bile hiç bir siyasinin elini taşın altına koymadığını, ticaret ve sanayi odalarının neden yıllardır çırpındığını anlatan yok mu?
Aydın’daki yatırımların birçoğunun uyumlu planlanmadığını, koordinasyon eksikliği nedeniyle etkin olmadığı yönünde hem mühendisler hem de şehircilik uzmanlarının itirazlarını,
Aydın’da 2025’te yapılacağı duyurulan güya çalışmaları başlatılan 329 projeden sadece 23’ünün tamamlandığını, 187’sinin yıllardır sürdüğünü, 103’üne ise hiç başlanmadığını soran yok mu?
*YOK!*
Çünkü vefa dendi, itaat dendi ama liyakat hiç aranmadı. Siyasette liyakat büyük bir erdemdi. Aranmadı.
Biri, kocasının isim benzerliğiyle meclis üyesi yapıldı; objektiflere poz vere vere yükseldi.Ne yakın tarih bilir, ne buranın coğrafyasını, ne insanların derdini anlayacak kapasite var; kaldı ki çözsün, ne dava bilinci var, ne de fikri. Birkaç slogan ezberlemiş boş bir figür. Kontenjan dolduruyor adeta.
Biri, çok uzun yıllarca görev aldı teşkilatta diye artık bütün şehirle akraba gibi maalesef, o yüzden kimseyle muhatap olmuyor. Olamıyor. Selam al, selam ver; o kadar.
Bir diğeri il başkanı oldu, kenara çekilmişti şehrin son halinden habersizdi, bir günde il başkanı yapıldı. Ne yapacağım şimdi diye şaşkınlıkla şuan tutuklanan birine yönetim hazırlattı; insan kalmamış gibi bugün ortaya çıkan basiretsiz tabloda insanları nasıl, nereye görevlendireceğini şaşırıyor.
Mecbur elindekilerle işi götürmeye çalışıyor.Olacak şey değil ama bedelini herkes ödüyor.
Partinize yeni geçen büyükşehir belediye başkanı herşeyim farkında, ama o ne yapsın her şeyin bir sırası var diye bekliyor işte.
Sahanın nabzını tutacak; asil, zeki, vatansever insanlar siyasetten uzaklaştı.
Çünkü bu çok mümkün ortamda iftiraya, çamura bulaşmak istemediler.
Şimdi 24 Ocak’ta Cumhurbaşkanımız Aydın’a geldiğinde; Aydın’ı, yaka kartı alıp tokalaşıp fotoğraf almaya koşanlardan ibaret sanacak.
Kent meydanını, ilçelerden taşınmış yorgun yılgın kalabalıklar zannedecek. Aydın’lım bunlardan ibaret diyecek.
Ama gerçek öyle değil.
Aydın, onlardan ibaret değil; aklı başında, olgun, zengin, öngörülü, güçlü insanlarla dolu.
Sayın Cumhurbaşkanım;
Aydın’a geldiğinizde sizi televizyon başında hayranlıkla izleyen, bu millete güven veren duruşunuzu bilen, sırtınızı yaslayabileceğiniz büyük bir Aydın halkı var.
Aydın halkı onların sorunlarını gerçekten dinleyeceğiniz zamanı bekliyor.
Ve sizin bu sorunları çok kolaylıkla çözebileceğinize en kalbi duygularla inanıyor. Sabrediyor. Gerçek Aydınlıya kulak verin.
Sayın Cumhurbaşkanım bunlar sizden korkuyorlar gerçekleri konuşmuyorlar
ve sizi yanıltıyorlar. Sayın Cumhurbaşkanım.
Ahmet GÖZEN
www.ege7gun.com
