Değerli Okuyucularım kıymetli www.ege7gun.com okuyucularım ve youtube.com/@ahmetgozen8179 izleyicilerim sizlerin ilgisi ve bizi takip etmeniz ve yorumlarınızı iletmenizden çok büyük mutluluk duyuyorum.
Sizlere bu hafta önemli bir röportaj sunuyorum. izleyicilerim bu röportajın tamamını youtube.com/@ahmetgozen8179 kanalım dan izleyebilirsiniz lütfen abone olmayı unutmayınız.
Geçtiğimiz günlerde, Aydınlıların adeta göz bebeği olan, kentimizin sağlığı için gece gündüz demeden çok önemli hizmetler üreten Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanemizin çiçeği burnunda Başhekimi Prof. Dr. Hilal Bektaş Uysal kardeşimizle bir araya geldim.

Bürokrasiden gelen bir Kişi olarak her zaman söylerim: Masanın başında oturup hizmet üretiyorsanız mutlak surette ufak tefek hatalarınız olur; önemli olan bu hataları asgariye indirip takdir kazanmaktır.
ADÜ Hastanesi, incir çekirdeğini doldurmayacak meselelerle yıpratılacak bir yer değildir. Aydınlı olarak kendi üniversitemize ve hastanemize sahip çıkmak zorundayız. Çünkü şifa bulmak için İzmir yollarına düşmek, İstanbul’daki özel hastanelerin kapısını çalmak bizlere bir şey kazandırmaz.
Peki, halkla direkt temas kuran, kapısı herkese sonuna kadar açık olan bu kıymetli hanımefendi, yani yeni Başhekimimiz kimdir?

Aslen Ankaralı olan Hilal Hocamız, babasının Dicle Üniversitesi’ndeki tarih profesörlüğü görevi nedeniyle çocukluk ve gençlik yıllarını Siirt ve Diyarbakır’da geçirmiş, yani Güneydoğu Anadolu’nun tozunu yutmuş, oraları iyi bilen biri.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezuniyetinin ardından, 2003 yılında iç hastalıkları uzmanlık eğitimi için Aydın’a adım atmış. Çankırı Ilgaz’da mecburi hizmetini yaparken orada 3 yıl boyunca başarıyla başhekimlik yürütmüş ve 2013’te çok sevdiği vatanına, Aydın’ına, ADÜ’ye öğretim üyesi olarak geri dönmüş.
Yani aslında karşımızda 20 yıldır bu hastaneye fiilen emek veren, hastaları tarafından çok iyi tanınan ve sevilen, işin mutfağından yetişmiş bir isim var. Kendisi gibi hekim olan eşi de Söke’de aile hekimliği yapıyor; yani tam bir sağlıkçı ailesi.
ADÜ HASTAHANESİ YILLIK 1 MİLYON 200 BİN HASTAYA ŞİFA KAPISI
Hocama ilk olarak ADÜ Hastanesi’nin projelerini ve kapasitesini sordum. Rakamlar gerçekten dudak uçuklatacak cinsten. Burası sadece Aydın’ın değil; Muğla’dan Denizli’ye kadar tüm bölgenin yükünü sırtlayan devasa bir 3. basamak sağlık üssü.
Hastanemizde yıllık tam 1 milyon 200 bin ayaktan poliklinik hastasına hizmet veriliyor! Sadece 2026 yılının ilk 4 ayında poliklinik muayene sayısı 413 bini bulmuş. Bu rakama yatan hastalar ve refakatçiler dahil bile değil.
İşte bu yoğun sirkülasyonu rahatlatacak müjdeleri bir bir sıraladı Hilal Hocamız:
Yeni Poliklinik Binası ve Konforlu Laboratuvar lar: İnşaatı bitmek üzere olan modern poliklinik binasının Eylül-Ekim ayları gibi açılması planlanıyor. Uzun yıllardır eksi birinci katta hizmet veren laboratuvarlar bu binanın üst katına, son derece modern ve konforlu bir alana taşınacak.
Aydın’da Bir İlk; Radyoaktif İyot Tedavi Ünitesi: Aydınlı hastaların bu tedavi için İzmir yollarında eziyet çekmesine son verecek 3 yataklı Radyoaktif İyot Tedavi Ünitesi, tüm adımları tamamlanarak Aralık 2026’da hizmete giriyor.
Yoğun Bakım Kapasitesi Artıyor: Şu an 1001 yatağın 136’sı yoğun bakıma ayrılmış durumda. Ancak yoğun bakım ciddi bir ihtiyaç olduğu için bu yıl içerisinde 10 yataklı bir çocuk yoğun bakım ünitesi ile 6 yataklı genel yoğun bakım ünitesi daha eklenerek kapasite artırılacak.
Ayrıca yapımı tamamlanan Çocuk Kemik İliği Transplantasyon Ünitesi de yakında açılıyor.
BÜYÜK GURUR: ADÜ’DE BAŞARILI ORGAN NAKİLLERİ YAPILIYOR!
Halk arasında zaman zaman üretilen "ADÜ’ye giden ölür", "Organ nakli için başka şehre gitmek lazım" gibi olumsuz imajlara Hilal Hocam haklı olarak çok üzülüyor ve sert bir şekilde karşı çıkıyor.
Özellikle onkoloji (kanser) alanında dünyayla yarışacak düzeyde kemoterapi protokolleri uyguladıklarını belirten Uysal, tek eksikleri olan radyoterapi ünitesini de üniversiteye kazandırmak için kolları sıvadıklarının müjdesini verdi.
Ama beni en çok duygulandıran ve göğsümü kabartan haber organ nakliyle ilgili oldu. Biz daha düne kadar karaciğer nakli için Çine Belediye Başkanımızı Malatya’ya gönderen, bu konuda ağır yazılar yazan bir KİŞİYİM.
Meğer burnumuzun dibinde, ADÜ’de karaciğer nakilleri başarıyla yapılmaya baslanmış da haberimiz yokmuş!
Daha geçtiğimiz bayram tatilinde, organları bağışlanan bir vatandaşımızdan alınan karaciğer, Dr. Erdem Barış Cartı hocamızın önderliğindeki ekip tarafından, büyük bir özveriyle aynı seansta ihtiyacı olan başka bir hastaya başarıyla nakledilmiş.
Buradan Erdem Barış Cartı hocamıza kentimiz adına yürekten teşekkür ediyorum. Gururla haykırıyorum: Artık karaciğer nakli için başka şehirlere gitmeye gerek yok, ADÜ bu işi hakkıyla yapıyor!
"MAKBUZ YOKSA O PARA YASAL DEĞİLDİR!"
Sosyal medyada ve halk arasında zaman zaman konuşulan o tatsız konuyu, "bıçak parası" ve "muayenehaneye uğramadan yatış yapılmıyor" iddialarını da doğrudan en yetkili ağıza sordum.
Hilal Hocam net konuştu, dolambaçlı laflara girmedi. 2013 yılından sonra mevzuat gereği zaten yeni muayenehane açılamadığını belirterek söze başladı ve ekledi:
"Ahmet Abi, bunlar Türkiye'nin eski yıllarında kaldı. Cumhurbaşkanımızın sağlık politikasıyla değişen büyük reformla hastanemizde böyle bir şeyin olması mümkün değil."
Peki, nedir bu dönen paralar dediğimde ?
Hocamız konuya yasal bir şeffaflık getirdi: YÖK kanunu çerçevesinde Mesai Dışı Ödeme (MDÖ) denilen yasal bir kavram var. Eğer bir hastamız bizzat bir profesör veya doçent tarafından muayene ya da ameliyat edilmek istiyorsa, devletin belirlediği bu ücreti hastane veznesine veya e-devlet üzerinden devletin hesabına yatırır. Karşılığında resmi makbuzunu alır.
Bunun dışında elden para verilmesi kesinlikle söz konusu olamaz. Başhekimimizin uyarısı çok net:
"Hastanenin hiçbir köşesinde elden para ödemesi yoktur. Makbuz yoksa o para yasal değildir! Böyle bir durumla karşılaşan lütfen doğrudan bize bildirsin, gereğini yapalım."
MALİ DENGE VE İŞ BARIŞI
Hastanenin döner sermayesini ve borç durumunu sorduğumda ise ticari bir kârlılık gütmediklerini, önceliklerinin 3. basamak sağlık hizmetine yakışır bir "hizmet kalitesi" olduğunu vurguladı.
Türkiye’deki tüm üniversite hastanelerinin SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) fiyatlarındaki dengesizlikler nedeniyle mali zorluklar yaşadığını belirten Uysal, buna rağmen çevre illerle kıyaslandığında 2877 kişilik ADÜ Hastanesi ailesindeki hekimleri ve personeli mutlu edecek, iş barışını koruyacak düzeyde bir döner sermaye geri dönüşü sağladıklarını ifade etti.
Bizim meşhur sözümüz "Ördek su içer, Allah'a bakar" misali, personeli ne kadar mutlu ederlersek hizmetin de o kadar bereketli olacağına inanıyorum dedi.
Geçtiğimiz yıl mezuniyet töreninde tıp öğrencilerinin sırt dönme eylemine de değinen Başhekim, bunun hastaneyle değil, tören alanının fiziki şartlarıyla ilgili bir memnuniyetsizlik olduğunu, gençlerin protesto hakkına saygı duyduklarını belirtti. Öğrencileri birer emanet olarak gördüklerini ve şu an neredeyse her katta intern doktorlar için dinlenme ve çalışma odaları oluşturduklarını, yakında büyük bir sosyal alanı da gençlerin hizmetine sunacaklarını müjdeledi.
Sözün özü değerli okurlarım; net, samimi, dürüst ve "amasız-fakatsız" konuşan bir idareci gördüm karşımda.
**** Aydın Valimiz Sayın Dr.Osman Varol nın, ADÜ Rektörümüzün ve Başhekimimizin bu samimi hizmet gayretlerine kent olarak destek olmalıyız. Masanın başında oturup elinde bisturiyle gece-gündüz, bayram-seyran demeden canımızı emanet ettiğimiz hocalarımıza, sağlık çalışanlarımıza sahip çıkmalıyız.****
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün o vizyoner sözüyle bitirelim köse yazimi:
"Beni Türk hekimlerine emanet ediniz."
Sağlıcakla kalın...
Ahmet Gözen
