Selahattin Çelik
Köşe Yazarı
Selahattin Çelik
 

Bel bağlama insana

Birkaç haftadır arşivde kalan yüzlerce yazımı gözden geçirdim.  Her yazımın, yazık ki; geleceğe, insanlığa, yaşadığım ülkeye dair umutlar içeren birer ütopya olduğunu gözlemledim. Zaman akıp gittikçe, yazarın yazma tekniği de değişiyor. Arşivde duran birçok yazımı beğenmez durumdayım. Yazarlar, bir nevi hayal satıcılar. Tıpkı şairler, filozoflar gibi.  Serde şairlik olunca bu daha da somutlaşıyor. Şairin köşe yazısı, şiirsel oluyor çoğu zaman. Üstelik insanın kurduğu güya adaletli dünyaya dair umutları, özlemleri insanlığa aktarmak ve buna gerçekten inanmak; kimi inanmadan dâhi, gerçekleşmesi adına kafa yorup, kalem oynatmak hayal satmak olmalı. Milli değerler, milliyetçilik, dincilik, ahlâk, insanlık, edep gibi çoğu soyut kavramları inanarak savunmak ve yazılarında gönülden işlemek güçlü bir karakter ister. Eline kalemi alanlar;  'vatan, bayrak, ezan, din, insanlık' der dururlar. Hayatlarına bakarsınız. Arada bir bağ kuramazsınız çoğu kez. İnsanların kurduğu sistemler, devletleri, hukuk kurumları, bürokrasileri, toplum kuruluşları, din kurumları vb; hangi birisi gerçekten insana dokunur, adaleti sağlar, can ve mâl güvenliğini, adaleti ve sosyal güvenliği temin eder? Denir ya, üstünlerin, güçlülerin hukuku. Evet, tamamen doğru. Bir ülkede, 50-60 yıl içinde gerçekten adil ve insanca bir yönetim şekli kurulamaz mı? Evet, kurulamaz. Zira, insan adı verilen canlının egosundan arınması asla mümkün olmayacak. İnsan vâr edildiğinden bugüne, durum bu. Binlerce yıl bir kralın hükmettiği akılsız insan yığınlarına, bugün bir değil, binlerce kral hükmediyor. Konum ve gelirleriyle, güyâ sosyal statüleri ile bir HALT olduğunu düşünen milyonlarca aptal SEÇKİN(!!) dünyanın kendileri ve aileleri ve kurumları etrafında döndüğünü sanıyorlar. Oysa, düzenin MALI, insanlık dışı sistemin birer çarkı durumundalar. Bürokratlar, siyasetin cambazları, elitler, konum budalası aptallar;  "gönülce şairler" kadar insancıl olamayacaklar ve bu devran, hep bu sahte  "insanlık, adalet" kavramları, oyunları ile sürüp gidecek. Ne zaman insan ve adam olurlar derseniz! Bir yıldır yemediği et döner dürümü alıp, afiyetle ısıracakken; büfe çıkışı gördüğü Karabaş'ın bakışlarına kıyamayan ve tüm dürümü ona bırakabilen insanlar olabildikleri zaman. Milyonda bir. Demek adam olmak, gerçek bir insan olmak 'çok meşakkatli meziyetler işi imiş' diyelim. Ve insanlık, adalet, merhamet lakırtılarıyla, kırıntıları ve sahtecilikleriyle yaşamaya devammm.
Ekleme Tarihi: 18 Ocak 2026 -Pazar

Bel bağlama insana

Birkaç haftadır arşivde kalan yüzlerce yazımı gözden geçirdim. 
Her yazımın,
yazık ki; geleceğe, insanlığa, yaşadığım ülkeye dair umutlar içeren birer ütopya olduğunu gözlemledim.

Zaman akıp gittikçe, yazarın yazma tekniği de değişiyor.
Arşivde duran birçok yazımı beğenmez durumdayım.

Yazarlar, bir nevi hayal satıcılar. Tıpkı şairler, filozoflar gibi. 
Serde şairlik olunca bu daha da somutlaşıyor.
Şairin köşe yazısı, şiirsel oluyor çoğu zaman.
Üstelik insanın kurduğu güya adaletli dünyaya dair umutları, özlemleri insanlığa aktarmak ve buna gerçekten inanmak; kimi inanmadan dâhi, gerçekleşmesi adına kafa yorup, kalem oynatmak hayal satmak olmalı.

Milli değerler, milliyetçilik, dincilik, ahlâk, insanlık, edep gibi çoğu soyut kavramları inanarak savunmak ve yazılarında gönülden işlemek güçlü bir karakter ister.
Eline kalemi alanlar;
 'vatan, bayrak, ezan, din, insanlık' der dururlar.

Hayatlarına bakarsınız. Arada bir bağ kuramazsınız çoğu kez.

İnsanların kurduğu sistemler, devletleri, hukuk kurumları, bürokrasileri, toplum kuruluşları, din kurumları vb; hangi birisi gerçekten insana dokunur, adaleti sağlar, can ve mâl güvenliğini, adaleti ve sosyal güvenliği temin eder?

Denir ya, üstünlerin, güçlülerin hukuku.
Evet, tamamen doğru.

Bir ülkede, 50-60 yıl içinde gerçekten adil ve insanca bir yönetim şekli kurulamaz mı?

Evet, kurulamaz. Zira, insan adı verilen canlının egosundan arınması asla mümkün olmayacak.
İnsan vâr edildiğinden bugüne, durum bu.

Binlerce yıl bir kralın hükmettiği akılsız insan yığınlarına, bugün bir değil, binlerce kral hükmediyor.

Konum ve gelirleriyle, güyâ sosyal statüleri ile bir HALT olduğunu düşünen milyonlarca aptal SEÇKİN(!!) dünyanın kendileri ve aileleri ve kurumları etrafında döndüğünü sanıyorlar.

Oysa, düzenin MALI, insanlık dışı sistemin birer çarkı durumundalar.

Bürokratlar, siyasetin cambazları, elitler, konum budalası aptallar;
 "gönülce şairler" kadar insancıl olamayacaklar ve bu devran, hep bu sahte 
"insanlık, adalet" kavramları, oyunları ile sürüp gidecek.

Ne zaman insan ve adam olurlar derseniz!

Bir yıldır yemediği et döner dürümü alıp, afiyetle ısıracakken;
büfe çıkışı gördüğü Karabaş'ın bakışlarına kıyamayan ve tüm dürümü ona bırakabilen insanlar olabildikleri zaman.

Milyonda bir.

Demek adam olmak, gerçek bir insan olmak
'çok meşakkatli meziyetler işi imiş' diyelim.

Ve insanlık, adalet, merhamet lakırtılarıyla, kırıntıları ve sahtecilikleriyle yaşamaya devammm.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ege7gun.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.