Aydın’da lüks tabelalarının altında biriken toz, şehrin ruhunu anlatıyor aslında…
Son iki yılda açılan dükkânlara şöyle bir bakıyorum; içeride üç müşteri yok ama avize, koltuk, dekorasyon… Hollywood film galası sanki.
Ama kapının önünde satır satır yazıyor gerçek: “Sinek avlanmaktadır.”
Ve işin tuhafı, bu lüks merakı basında da var.
Ben hariç herkes, evden çıkmadan önce kuaförle istişare ediyor.
Gömlekler ütülü, saçlar fönlü, parfüm desen; yanında yürürken baş dönmesi yapıyor.
Demek ki bu şehirde bir yerlerde gizli bir “para musluğu” var…
Musluğun başında kim duruyor bilmiyorum ama suyu bir türlü benim bardağa damlatmıyor.
Ben ise…
Evet, Aydın’ın en iyisi benim, ama en fakiri de benim.
Bu ikisi nasıl oluyor?
Demek ki sadece “iyi olmak” yetmiyor; insan olmak gerekiyor, Aydınlı olmak gerekiyor falan diyorlar ya…
Doğru olabilir.
Ben zaten “insan değilim” diyorum ya; bakın, yine haklı çıkıyorum.
LÜKSÜN BU ŞEHİRDE KÖK SALMASI
Sanki Aydın’da görünmez bir yarış var:
Kim daha gösterişli dükkân açacak, kim daha pahalı masa alacak, kim daha “mış gibi” yapacak…
Ama işte o “mış gibi” yapanların çoğu, dışarıdan bakınca pırıl pırıl; içeri girince sessiz, boş ve kimsesiz.
Bir sahne dekoru gibi…
Bir tiyatro kulisindeki makyaj odaları gibi…
Gerçeklik perdesi kapanınca geriye kalan tek şey: Kasadaki - işareti.
DİŞÇİ MESELESİNE GELİRSEK…
Hani bazıları çıkmış diyor ya;
“Dişçi şöyle yapmış, böyle etmiş…”
Yok efendim, “sertmiş”…
Yok efendim, “kadını azarlamış”…
Yok efendim, “ağzıma böyle konuşamazmış”…
Kusura bakmayın ama bu şehirde herkes rol kesiyor, herkes kendini haklı ilan ediyor ama dişçi bu rol oyununa gelmediği için mi suçlu?
Bakın arkadaşlar…
Dişçi dediğin zanaatkârdır, emeğini konuşturur.
İşini bilir, dilini bilir, sabrını bilir.
Kimi zaman haklıyı haksızı, yüzünden değil ağzındaki dişten anlar.
Çünkü diş, insanın en dürüst yeridir.
Rol yapmaz.
Kırılır, sızlar, ağrır, itiraf eder.
E kadınlara gelince…
Kusura bakmasınlar ama bu konuda pek masum değiller.
Her şeyde haklı çıkmaya çalışan, sosyal medyada mağduriyet kalkanını kuşanan, en ufak tartışmada “ben kadınım, susacaksın!” diyen bir ekip var ortada.
Dişçi adam da çıkmış net konuşmuş.
Peki yanlış mı yapmış?
Hayır.
Kimsenin gönlünü okşamak zorunda değil, işini yapıyor.
Bu şehirde herkesin maskesi varken adam maskesiz diye linç ediliyor.
Dişçiyi haksız çıkarmaya çalışanlara tek bir şey söylüyorum:
Gerçek bazen can yakar; ama dişçilerin işi de zaten canı dindirmektir.
O yüzden bu konuda tarafım belli, herkes de bilsin:
Bu şehirde “doğru bildiğini söyleyen” son insanlardan biri dişçidir.
SON SÖZ: BU ŞEHİR HAKKINI ALACAK
Bakın, isim saymıyorum ama hepiniz biliyorsunuz…
Aydın’da bir “lüks çetesi” var.
Bir de “rol çetesi”.
Bir de “her şeyin suçunu başkasına atanlar çetesi”.
Ama tarih öyle bir yazar ki:
Kalemi görünmezdir, mürekkebi kaderdir.
Ve final cümlesi her zaman aynıdır:
Allah herkesin müstehakkını verir.
Aydın da alacağını alır.
Gecikmez.
Yanlış yapan yanlışıyla yüzleşir.
Doğru duran dimdik durur.
Ve hiç kimse, ama hiç kimse yaşattığını yaşamadan mezara giremez.
Herkese açık mesajımdır.
