Bu iktidar vatandaşın sağlığını çok düşünüyor öyle mi?
Hele en çok da bizim Aydınlıları seviyor ve önemsiyor! Onun için sağlık yatırımlarına büyük önem veriyor, her türlü sağlık hizmetini en iyi şekilde ücretsiz olarak sunuyor!
Öyle ki insan bu sevgiyi görünce duygulanıyor. Biraz daha ileri gidilse herhalde vatandaşın sağlığını düşünmekten vatandaşın kendisine vakit kalmayacak!
Evet, size bir müjdem var!
Aydın, asayiş olaylarındaki birinciliğinin ardından şimdi de ölüm nedeninin bilinmediği vakalarla gündeme geliyor. TÜİK'in ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerine ilişkin verilerinden derlenen oranlara göre Aydın'da ölüm nedeninin bilinmediği bildirilen vakaların toplam ölümler içindeki payının yüzde 27'ye ulaştığı belirtiliyor.
Yani iddiaya göre Aydın'da 2025 yılında hayatını kaybeden her dört kişiden birinin ölüm nedeni kayıtlarda bilinmiyor.
Şimdi insan ister istemez soruyor: Bir insanın neden öldüğünü bilmek bile bu kadar zorlaşmışsa, yaşarken sağlığını korumak için neler yapılıyor?
ÖLÜMÜN NEDENİ BİLİNMİYORSA SORUMLULUĞU KİM ÜSTLENECEK?
Ölüm, hayatın kaçınılmaz gerçeği olabilir. Ancak ölüm nedeninin bilinmemesi, her zaman hayatın doğal akışına bağlanabilecek bir durum değildir. Çünkü ölüm nedeninin doğru tespit edilmesi yalnızca bir istatistik kaydı tutmak anlamına gelmez. Aynı zamanda toplum sağlığının fotoğrafını çekmek, hastalıkların yaygınlığını anlamak ve gelecekte yaşanabilecek ölümleri önlemek açısından hayati önem taşır.
Bir şehirde kalp ve damar hastalıklarından mı, kanserden mi, enfeksiyonlardan mı, yoksa başka sağlık sorunlarından mı daha fazla insanın hayatını kaybettiğini doğru biçimde bilmeden nasıl etkili bir sağlık politikası oluşturulacak?
Hangi ilçede hangi hastalıklar daha yaygın? Hangi yaş grubunda hangi sağlık sorunları öne çıkıyor? Erken teşhis imkânları yeterli mi? Vatandaş uzman hekime zamanında ulaşabiliyor mu?
Bunları bilmeden sağlık yatırımlarının nereye, hangi gerekçeyle ve hangi öncelikle yapılacağı nasıl belirlenecek?
Sağlık politikası biraz da pusula işidir. Pusulanın ibresi çalışmıyorsa gemiyi istediğiniz kadar donatın, rotayı doğru belirleyemezsiniz.
Ölüm nedenlerinin bilinmemesiyle ilgili yüksek bir oran varsa bunun nedenleri araştırılmalı. Eksik ölüm belgesi mi düzenleniyor? Hastane kayıtlarında mı sorun yaşanıyor? Adli tıp süreçlerinde mi yetersizlik var? Ölüm gerçekleşmeden önce yeterli teşhis konulamadığı durumlar mı söz konusu?
Bunların her biri ayrı ayrı incelenmesi gereken ciddi sorular.
SADECE HASTANE BİNASI YAPMAK SAĞLIK HİZMETİ MİDİR?
Sağlık hizmeti denildiğinde akla ilk gelen şey çoğu zaman hastane binası, poliklinik, cihaz ve doktor sayısı oluyor. Elbette bunların hepsi önemli. Ancak sağlık hizmeti, binanın kapısına tabela asmakla tamamlanmıyor.
Vatandaşın o hastaneye ulaşabilmesi, randevu bulabilmesi, uzman hekime erişebilmesi, gerekli tetkikleri zamanında yaptırabilmesi ve tedavi sürecinin kesintisiz yürütülmesi gerekiyor.
Bir ilçede hastane olabilir ama yeterli uzman hekim bulunmayabilir. Bir başka ilçede sağlık merkezi olabilir ama vatandaş ileri tetkik için kilometrelerce yol gitmek zorunda kalabilir.
Özellikle Aydın gibi merkezle birlikte çok sayıda kırsal yerleşimi bulunan bir şehirde sağlık hizmetlerinin ilçelere dağılımı ayrıca önem taşıyor.
Bozdoğan'da, Karacasu'da, Buharkent'te, Kuyucak'ta, Çine'de yaşayan vatandaşla Efeler merkezde yaşayan vatandaşın sağlık hizmetlerine erişim imkânları aynı mı?
Yaşlı bir vatandaşın sabahın erken saatinde hastaneye ulaşmak için yaşadığı ulaşım sıkıntısını, kronik hastalığı olan bir kişinin düzenli kontrol ihtiyacını, acil müdahale gerektiren bir hastanın hastaneye yetişme sürecini kim hesaplıyor?
Sağlık yatırımı yalnızca betonun miktarıyla ölçülmez. Bazen bir uzman hekim, bazen zamanında yapılan bir tetkik, bazen de hastaya ulaşan bir ambulans koca bir binadan daha hayati olabilir.
KORUYUCU SAĞLIK NEREDE, ERKEN TEŞHİS NEREDE?
Bir başka önemli konu da koruyucu sağlık hizmetleri.
Çünkü başarılı bir sağlık sistemi yalnızca hastalanan insanı tedavi etmeye çalışmaz; insanların hastalanmasını önlemek için de çalışır.
Düzenli taramalar, kanser erken teşhis programları, tansiyon ve diyabet kontrolleri, kalp-damar hastalıklarına yönelik risk değerlendirmeleri, yaşlı ve yatağa bağımlı vatandaşlara yönelik evde sağlık hizmetleri…
Bunların hepsi toplum sağlığının temel parçalarıdır.
Peki Aydın'da bu hizmetler ne ölçüde yürütülüyor? İlçeler arasında erişim farkı var mı? Kaç vatandaş düzenli taramadan geçiriliyor? Erken teşhis sayesinde kaç kişinin tedavisine zamanında başlanabiliyor?
Bunların rakamlarla açıklanması gerekiyor.
Çünkü bir siyasetçinin açılış kurdelesini kestiği sağlık binasının fotoğrafı sosyal medyada binlerce kez paylaşılabilir. Fakat o binanın kaç hastaya hizmet verdiği, hangi hastalıkların erken teşhisinde katkı sağladığı ve vatandaşın sağlık göstergelerini nasıl etkilediği açıklanmıyorsa ortada hâlâ cevaplanmamış sorular vardır.
DİŞ POLİKLİNİĞİ AÇMAK GÜZEL DE YA DİĞER HAYATİ SORUNLAR?
Bir de belediye eliyle açılan diş poliklinikleri meselesi var.
Elbette vatandaşın ağız ve diş sağlığı hizmetlerine ücretsiz ulaşması önemli bir hizmettir. Bunun küçümsenecek tarafı yok. Ancak sağlık hizmetleri bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Diş polikliniği açmakla kalp hastalıklarının erken teşhisini, kanser taramalarını, acil sağlık hizmetlerini, yoğun bakım kapasitesini ve uzman hekim ihtiyacını aynı kefeye koyamayız.
Bir başka ifadeyle, sağlık hizmetini yalnızca görünen ve kolay anlatılabilen yatırımlardan ibaret sayamayız.
Vatandaşın diş ağrısını gidermek elbette önemlidir. Ama vatandaşın neden hayatını kaybettiğini bilemediğimiz bir tablo varsa o zaman sağlık sisteminin bütününe bakmak zorundayız.
Üstelik belediyelerin sağlık alanındaki hizmetleriyle merkezi idarenin sorumluluklarını da birbirine karıştırmamak gerekir. Belediyeler sosyal destek ve tamamlayıcı sağlık hizmetleri sunabilir. Ancak kamu hastanelerinin kapasitesi, uzman hekim dağılımı, sağlık personeli planlaması ve ölüm kayıtlarının niteliği gibi konuların hesabı ilgili merkezi kurumlar ve sağlık idaresi tarafından verilmelidir.
ASAYİŞTEKİ İDDİALAR VE SAĞLIKTAKİ TABLO AYDIN'IN ORTAK SORUNUDUR
Aydın'ın asayiş olayları bakımından Türkiye'deki sıralamasıyla ilgili tartışmalar da uzun zamandır gündeme geliyor.
Ancak burada da rakamların neyi gösterdiğini bilmek gerekiyor. Bir şehrin asayiş bakımından birinci olduğu söyleniyorsa hangi olay türünden, hangi nüfus oranından ve hangi zaman aralığından söz edildiği açıklanmalı.
Toplam olay sayısı mı, nüfusa oranlanmış suç sayısı mı? Kişilere karşı işlenen suçlar mı, mal varlığına karşı işlenen suçlar mı? Hangi resmi veri esas alınıyor?
Çünkü istatistikler slogan değildir. İstenildiğinde siyasi başarı belgesi, istenildiğinde görmezden gelinecek bir kâğıt parçası olarak kullanılamaz.
Aynı hassasiyet ölüm istatistikleri için de gösterilmeli.
Bir şehirde güvenlik sorunu varsa bununla mücadele etmek, ölüm nedenlerinin kayıtlara doğru geçirilmesinde sorun varsa bunu araştırmak gerekiyor.
Vatandaşın güvenliği de sağlığı da siyasi propaganda malzemesi değildir.
ŞEHİT CENAZELERİNDE HERKES VAR, BU SORULARIN KARŞISINDA NEDEN KİMSE YOK?
Bir şehit verdiğimizde siyasi ve idari yöneticilerimizin cenazelerde boy göstermesini, açıklamalar yapmasını, fotoğraflar vermesini çok iyi biliyoruz.
Elbette şehitlerimize sahip çıkmak, ailelerinin yanında olmak ve acılarını paylaşmak herkesin görevidir. Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ancak kamu görevi yalnızca acı günlerde görünür olmak değildir.
Asıl sorumluluk, o acıların yaşanmaması için gereken önlemleri almak, vatandaşın güvenliğini sağlamak ve toplum sağlığını korumaktır.
Bir vatandaş hayatını kaybettiğinde ölüm nedeninin doğru belirlenmesi, bir başka vatandaşın aynı nedenle hayatını kaybetmesini önleyebilecek tedbirlerin alınması da kamu yönetiminin sorumluluğudur.
Siyasetçinin görevi yalnızca cenazede taziye vermek değil, vatandaşın hayattayken yaşadığı sorunlara da çözüm üretmektir.
Fotoğraf karesine girmek kolaydır. Zor olan, o fotoğrafın dışında kalan sorunların sorumluluğunu üstlenmektir.
AYDIN'IN VEKİLLERİNE VE ÖZLEM ÇERÇİOĞLU'NA SORUYORUZ
Buradan iktidar ve muhalefet milletvekillerine, Aydın Valiliğine, İl Sağlık Müdürlüğüne ve Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'na sesleniyoruz.
Bu mesele birkaç günlük tartışmayla geçiştirilecek bir konu değildir. Bir basın açıklamasıyla, birkaç sosyal medya paylaşımıyla veya yeni bir açılış töreniyle üzeri örtülemez.
Aydınlılar, yaşadıkları şehrin sağlık ve güvenlik verilerini bilmek istiyor.
Öyleyse sorularımızı açıkça soralım:
-
Aydın, asayiş olayları bakımından Türkiye sıralamasında gerçekten hangi konumda? Bu iddiaların dayandığı resmi veriler hangileri?
-
Aydın'da ölüm nedeninin bilinmediği vakaların toplam ölümler içindeki payı yüzde 27 ise bunun temel sebepleri neler?
-
Bu oran Türkiye ortalamasının üzerinde mi? Aydın'ın yıllara göre değişimi nasıl?
-
Ölüm nedenlerinin belirlenmesinde hastaneler, aile hekimlikleri ve adli tıp birimleri açısından herhangi bir kapasite veya kayıt sorunu bulunuyor mu?
-
İlçelerde uzman hekim, sağlık personeli ve ileri tetkik hizmetlerine erişim konusunda hangi eksiklikler var?
-
Koruyucu sağlık ve erken teşhis çalışmalarında Aydın'ın mevcut durumu nedir?
-
Sağlık hizmetlerinin niteliğini ölçen, kamuoyuna açıklanan düzenli bir performans raporu neden vatandaşla paylaşılmıyor?
Ve en önemlisi:
Aydın'da vatandaşın neden hayatını kaybettiğini bilmek için daha ne kadar bekleyeceğiz?
ŞAPKADAN TAVŞAN ÇIKARMAKLA SAĞLIK SORUNLARI ÇÖZÜLMÜYOR
Sayın yöneticiler!
Bir şehrin sorunları sihirbazlık gösterisiyle çözülmez. Şapkadan tavşan çıkarmak, asfalt dökmek, bina açmak, afiş asmak ve kurdele kesmek elbette görüntü oluşturur. Fakat sağlıkta başarı, fotoğrafın arkasındaki gerçek rakamlarda saklıdır.
Bir vatandaşın hayatını kaybetme nedenini doğru tespit edemeyen, hastalıkların yaygınlığını yeterince analiz edemeyen veya sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikleri gideremeyen bir sistemin başarı hikâyesi eksik kalır.
Aydınlılar ne lütuf istiyor ne de kendilerine yapılan hizmetlerin reklamını dinlemekten ibaret bir siyaset anlayışı bekliyor.
İstedikleri çok basit: Sağlıklı yaşamak, güven içinde sokağa çıkmak, hastalandıklarında zamanında tedavi olmak ve hayatlarını kaybettiklerinde bunun nedeninin doğru biçimde belirlenmesi.
Bunlar bir vatandaşın ayrıcalığı değil, en temel hakkıdır.
Unutmayın; bir şehirde yapılan yolları, açılan binaları, kesilen kurdeleleri sayabilirsiniz. Ama kayıtlara girmeyen ölüm nedenlerini görmezden gelerek toplum sağlığında başarı elde ettiğinizi söyleyemezsiniz.
Çünkü bir şehrin gerçek başarı tablosu, kaç açılış yaptığıyla değil, kaç insanın hayatını koruyabildiğiyle ölçülür.
