Ümit Yeşildağ
Köşe Yazarı
Ümit Yeşildağ
 

Aydın Yeni Parti Seçiminde Soru İşaretleri! Kemal Güneri’ye Yazık Olmadı mı?

Kemal Güneri’ye gerçekten çok yazık olmuş! Aydın Yeni Parti’de yapılan il başkanlığı seçiminin sonuçlarına bakıyorum, ilçeler arasındaki oy dağılımını inceliyorum ve ister istemez aklıma bazı sorular geliyor. Elbette seçim yapılmış, sonuçlar açıklanmış ve Dilaver Demir il başkanı seçilmiş. Ancak bu sonuçların nasıl ortaya çıktığını, ilçelerdeki katılımın ne anlama geldiğini ve üyelerin iradesinin ne ölçüde sandığa yansıdığını tartışmak da en doğal hakkımız. Benim derdim, kazananı peşinen sorgulamak ya da kaybedeni sırf kaybettiği için savunmak değil. Mesele, Aydın gibi siyasi hareketliliğin yüksek olduğu bir kentte yapılan böylesine önemli bir seçimin sonuçlarının kamuoyunda soru işaretleri oluşturmamasıdır. Çünkü siyasi partilerde demokrasi yalnızca sandık kurmakla bitmez. Sandığa katılımın nasıl gerçekleştiği, üyelerin oy kullanma imkânına sahip olup olmadığı ve ortaya çıkan sonucun parti tabanında ne ölçüde karşılık bulduğu da önemlidir. EFELER’DEKİ TABLO NEDEN DİKKAT ÇEKİYOR? Şimdi gelelim asıl meseleye… Yaklaşık 350 bin nüfuslu Aydın merkezindeki Efeler’de, Yeni Parti üyelerinin sandığa katılımı konusunda soru işaretleri bulunduğu ileri sürülüyor. Üstelik seçim günü pazar olmasına rağmen katılımın beklenen düzeyde gerçekleşmediği yönünde değerlendirmeler var. Peki, neden? Efeler, Aydın’ın merkez ilçesi. Siyasi partilerin örgütlenme çalışmalarında, üye faaliyetlerinde ve seçim kampanyalarında önemli bir ağırlığı bulunuyor. Böylesine büyük bir merkezde parti üyelerinin sandığa katılımı düşük kaldıysa bunun nedenleri araştırılmalı. Üyeler seçimden haberdar mıydı? Sandığa ulaşmakta herhangi bir güçlük yaşadılar mı? Yoksa üyeler arasında yeterli bir seçim heyecanı mı oluşmadı? Bu soruların cevaplarını bilmeden kesin bir hükme varmak doğru olmaz. Ancak bu soruların sorulması da son derece doğaldır. Çünkü bir siyasi partinin il başkanını belirleyen seçimde, üyelerin iradesinin mümkün olan en geniş biçimde sandığa yansıması gerekir. DİDİM’DEKİ KATILIM, EFELER’DEKİ TABLO VE AKILLARDAKİ SORULAR! Gelelim Didim’e… Yaklaşık 103 bin nüfuslu Didim’de katılımın oldukça yüksek olduğu yönündeki değerlendirmeler dikkat çekiyor. Eğer ilçedeki katılım gerçekten bu denli yüksekse, bunun nedenlerini anlamak gerekiyor. Didim’deki üyeler nasıl bir motivasyonla sandığa gitti? Örgüt çalışmaları mı daha etkiliydi? Adaylardan birinin ilçedeki örgütlenmesi mi daha güçlüydü? Yoksa başka etkenler mi devreye girdi? Bunların hepsi araştırılabilir ve açıklığa kavuşturulabilir sorular. Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Bir ilçenin nüfusunun fazla olması, o ilçede mutlaka daha fazla parti üyesi veya daha yüksek katılım bulunacağı anlamına gelmez. Asıl karşılaştırılması gereken, ilçelerdeki kayıtlı üye sayıları ile sandığa giderek oy kullanan üyelerin oranlarıdır. Dolayısıyla Efeler ile Didim arasındaki farkı yalnızca nüfus üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Fakat ortaya çıkan tablo, üye sayıları ve katılım oranlarıyla birlikte kamuoyuna açıklanırsa tartışmaların önemli bir bölümü de sona erebilir. İşte benim beklentim tam olarak bu: Daha fazla açıklama, daha fazla şeffaflık ve daha az soru işareti! NAZİLLİ’DE 236 OY ALAN BARKAN KALINOMUZ GERÇEĞİ! Bir de Nazilli meselesi var. Verilen bilgilere göre Barkan Kalınomuz, Nazilli’de 236 oyla en fazla oyu alan isim olmuş. Bu sonuç da üzerinde durulması gereken bir başka ayrıntı. Nazilli gibi Aydın’ın önemli ilçelerinden birinde ortaya çıkan bu tablo, adayların ilçelerdeki desteklerinin ve örgüt çalışmalarının ne kadar farklılaşabildiğini gösteriyor. Peki, ilçelerin oy dağılımı genel seçim sonucunu nasıl etkiledi? Hangi aday hangi bölgede daha güçlüydü? Üyelerin tercihleri ilçelere göre neden farklılaştı? Bütün bunlar, sonuçların daha sağlıklı değerlendirilmesi açısından önemli. Ancak yalnızca oy dağılımından hareketle herhangi bir adayın arkasında belirli bir siyasi hesap bulunduğunu söylemek doğru olmaz. Bunun için somut bilgi ve kanıt gerekir. Benim istediğim, bu soruların cevapsız bırakılmaması. Çünkü şeffaflık, yalnızca seçimden önce değil, seçimden sonra da gereklidir. SÜLEYMAN BÜLBÜL’ÜN DAHİLİ VAR MI? Gelelim siyasi kulislerde konuşulabilecek en hassas meseleye… Bu seçimde Süleyman Bülbül’ün herhangi bir etkisi veya dahli olup olmadığı konusunda akıllara sorular gelebilir. Ancak bu noktada dikkatli olmak gerekiyor. Elimizde somut kanıt bulunmadan herhangi bir kişiyi seçim sonuçlarını yönlendirmekle suçlamak doğru olmaz. Ancak, bununla birlikte, siyasi aktörlerin örgütleri üzerindeki etkisi, adayların destek ilişkileri ve seçim sürecindeki faaliyetleri elbette tartışılabilir. Eğer bu seçimde belirli isimlerin etkili olduğu yönünde iddialar varsa, bunların söylentilerle değil, doğrulanabilir bilgilerle değerlendirilmesi gerekir. Benim açımdan önemli olan, bir kişinin adının tartışmalarda geçmesi değil, seçim sürecinin bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulmasıdır. Çünkü siyasi partilerde güven duygusu, ancak üyelerin kararlarının özgürce sandığa yansıdığına ve sonuçların şeffaf biçimde ortaya konulduğuna inanmasıyla güçlenir. AYDIN YENİ PARTİ’Yİ KİM YÖNETECEK? Şimdi gelelim asıl soruya… Aydın Yeni Parti’yi, bu seçimle il başkanı seçilen Dilaver Demir mi yönetecek? Elbette seçim sonucunda kazanan adayın görevi üstlenmesi, demokratik sürecin doğal sonucudur. Dilaver Demir çalışmış, koşturmuş, üyelerle iletişim kurmuş ve örgütlenme faaliyetlerinde bulunmuş olabilir. Eğer üyelerin desteğini kazanarak seçimi aldıysa, bu sonuca saygı duyulmalıdır. Ancak benim merak ettiğim başka bir konu var. Dilaver Demir’in Efeler ve Nazilli gibi ilçelerdeki üye çalışmaları, teşkilat faaliyetleri ve aldığı destek ne düzeydeydi? Didim’deki sonuçta hangi faktörler etkili oldu? Aydın’ın farklı ilçelerindeki üyeler neden farklı tercihlerde bulundu? Bu soruların yanıtları, yalnızca Dilaver Demir’in değil, bütün adayların siyasi performansını anlamamıza yardımcı olacaktır. Üstelik bu soruları sormak, kazanan adaya haksızlık etmek anlamına gelmez. Aksine, yeni il başkanının göreve daha güçlü bir güven ortamında başlamasına katkı sağlayabilir. Çünkü bir siyasi yöneticinin meşruiyeti yalnızca seçim kazanmasıyla değil, seçim sonrasında üyelerinin güvenini korumasıyla da güçlenir. DİDİM’İN DEMOGRAFİK YAPISI TARTIŞILMALI MI? Didim’in demografik yapısı üzerinden yapılan yorumlara da dikkat çekmek gerekiyor. Her ilçenin kendine özgü bir nüfus yapısı, sosyal çevresi ve siyasi tercihleri olabilir. Bu farklılıklar, seçim sonuçlarını anlamaya çalışırken dikkate alınabilir. Ancak bir ilçenin demografik özelliklerinden hareketle oradaki seçmenlerin veya parti üyelerinin iradesini değersiz görmek doğru değildir. Didim’de yaşayan ve partiye kayıtlı olan üyeler de Aydın siyasetinin bir parçasıdır. Onların oyları da diğer ilçelerdeki üyelerin oyları kadar değerlidir. Dolayısıyla tartışılması gereken, Didim’in seçime katılması değil; ilçelerdeki katılım oranlarının, üye sayılarının ve oy dağılımlarının nasıl şekillendiğidir. Aydın’ın hangi ilçesinde yaşarsa yaşasın, her parti üyesinin iradesi eşit değerde olmalıdır. PEKİ, İKİNCİ TUR YAPILAMAZ MI? Benim şahsi kanaatim, ortaya çıkan soru işaretlerinin giderilmesi için iki adaylı bir seçeneğin değerlendirmeye alınabileceği yönünde. Dilaver Demir ve Kemal Güneri arasında ikinci bir seçim yapılması mümkün mü? Neden olmasın? Elbette bunun mümkün olup olmadığı, Yeni Parti’nin tüzüğüne, seçim kurallarına ve ilgili mevzuata bağlıdır. Mevcut kurallar böyle bir uygulamaya izin vermiyorsa, sırf sonuç tartışılıyor diye seçim otomatik olarak tekrarlanamaz. Ancak parti yönetimi, hukuki ve tüzüksel imkânları değerlendirerek üyelerin daha geniş katılımını sağlayacak bir yöntem üzerinde düşünebilir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde uygulanan iki turlu sisteme benzer bir model, parti içi seçimlerde de ancak önceden belirlenmiş açık kurallar çerçevesinde değerlendirilebilir. İlk turda hiçbir adayın yeterli desteğe ulaşamadığı durumlarda en çok oy alan iki adayın ikinci turda yarışması, bazı siyasi parti modellerinde tercih edilen bir yöntemdir. Fakat Aydın’daki seçimde böyle bir uygulamanın mümkün olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Burada amaç, kazananı değiştirmek değil; mümkünse üyelerin iradesini daha geniş bir katılımla teyit etmektir. YENİ PARTİ ÜYELERİNE SORULMALI! Bence bu tartışmanın merkezinde üyeler olmalı. Seçim sonucunu yeterli bulanlar da olabilir, daha geniş katılımla yeniden değerlendirilmesini isteyenler de. Önemli olan, bu görüşlerin özgürce dile getirilebilmesi ve parti yönetiminin üyelerden gelen talepleri dikkate almasıdır. Yeni Parti yönetimi, tüzüğün izin verdiği ölçüde üyelerin görüşünü alabilir; seçim sürecine ilişkin soruları yanıtlayabilir ve ilçelerdeki katılım verilerini açıklayabilir. Böylece hem Dilaver Demir’in aldığı desteğin boyutu daha net anlaşılır hem de Kemal Güneri’nin seçmen tabanındaki karşılığı daha sağlıklı değerlendirilebilir. Unutmayalım ki siyasi partiler yalnızca yöneticilerden ibaret değildir. Üyeler, gönüllüler ve teşkilatlar bu yapının temelini oluşturur. Bu nedenle üyelerin güvenini korumak, herhangi bir adayın kazanmasından veya kaybetmesinden daha büyük bir meseledir. SON SÖZÜM ŞUDUR! Aydın Yeni Parti seçiminde Dilaver Demir kazanmış olabilir. Sonuçlara saygı duymak gerekir. Ancak sonuçlara saygı göstermek, seçim sürecine ilişkin bütün soruların cevapsız bırakılması anlamına gelmez. Kemal Güneri’ye yazık olduğunu düşünenler olabilir. Dilaver Demir’in başarısını savunanlar da olabilir. Her iki görüş de somut veriler ve demokratik tartışma çerçevesinde değerlendirilebilir. Benim beklentim, ilçelerdeki üye sayılarının, katılım oranlarının ve sonuçların şeffaf biçimde ortaya konulmasıdır. Eğer tüzük ve mevzuat çerçevesinde ikinci bir seçim mümkünse, bu seçenek de üyelerin görüşleri doğrultusunda tartışılabilir. Ortada bir sorun yoksa açıklık bu soruları ortadan kaldırır. Bir sorun varsa da şeffaflık, onun çözülmesine yardımcı olur. Yeni Parti yönetimine çağrım şudur: Üyelerin sesini duyun, seçim sürecine ilişkin soruları yanıtlayın ve mümkün olan en geniş katılımla güveni güçlendirin. Çünkü siyasette asıl mesele yalnızca kazanmak değildir. Önemli olan, kazandıktan sonra da insanların güvenini koruyabilmektir. Hayırlı olsun diyelim. Ancak sorularımızı da sormaya devam edelim!
Ekleme Tarihi: 18 Ekim 2026 -Pazar

Aydın Yeni Parti Seçiminde Soru İşaretleri! Kemal Güneri’ye Yazık Olmadı mı?

Kemal Güneri’ye gerçekten çok yazık olmuş! Aydın Yeni Parti’de yapılan il başkanlığı seçiminin sonuçlarına bakıyorum, ilçeler arasındaki oy dağılımını inceliyorum ve ister istemez aklıma bazı sorular geliyor. Elbette seçim yapılmış, sonuçlar açıklanmış ve Dilaver Demir il başkanı seçilmiş. Ancak bu sonuçların nasıl ortaya çıktığını, ilçelerdeki katılımın ne anlama geldiğini ve üyelerin iradesinin ne ölçüde sandığa yansıdığını tartışmak da en doğal hakkımız.

Benim derdim, kazananı peşinen sorgulamak ya da kaybedeni sırf kaybettiği için savunmak değil. Mesele, Aydın gibi siyasi hareketliliğin yüksek olduğu bir kentte yapılan böylesine önemli bir seçimin sonuçlarının kamuoyunda soru işaretleri oluşturmamasıdır.

Çünkü siyasi partilerde demokrasi yalnızca sandık kurmakla bitmez. Sandığa katılımın nasıl gerçekleştiği, üyelerin oy kullanma imkânına sahip olup olmadığı ve ortaya çıkan sonucun parti tabanında ne ölçüde karşılık bulduğu da önemlidir.

EFELER’DEKİ TABLO NEDEN DİKKAT ÇEKİYOR?

Şimdi gelelim asıl meseleye…

Yaklaşık 350 bin nüfuslu Aydın merkezindeki Efeler’de, Yeni Parti üyelerinin sandığa katılımı konusunda soru işaretleri bulunduğu ileri sürülüyor. Üstelik seçim günü pazar olmasına rağmen katılımın beklenen düzeyde gerçekleşmediği yönünde değerlendirmeler var.

Peki, neden?

Efeler, Aydın’ın merkez ilçesi. Siyasi partilerin örgütlenme çalışmalarında, üye faaliyetlerinde ve seçim kampanyalarında önemli bir ağırlığı bulunuyor. Böylesine büyük bir merkezde parti üyelerinin sandığa katılımı düşük kaldıysa bunun nedenleri araştırılmalı.

Üyeler seçimden haberdar mıydı? Sandığa ulaşmakta herhangi bir güçlük yaşadılar mı? Yoksa üyeler arasında yeterli bir seçim heyecanı mı oluşmadı?

Bu soruların cevaplarını bilmeden kesin bir hükme varmak doğru olmaz. Ancak bu soruların sorulması da son derece doğaldır.

Çünkü bir siyasi partinin il başkanını belirleyen seçimde, üyelerin iradesinin mümkün olan en geniş biçimde sandığa yansıması gerekir.

DİDİM’DEKİ KATILIM, EFELER’DEKİ TABLO VE AKILLARDAKİ SORULAR!

Gelelim Didim’e…

Yaklaşık 103 bin nüfuslu Didim’de katılımın oldukça yüksek olduğu yönündeki değerlendirmeler dikkat çekiyor. Eğer ilçedeki katılım gerçekten bu denli yüksekse, bunun nedenlerini anlamak gerekiyor.

Didim’deki üyeler nasıl bir motivasyonla sandığa gitti? Örgüt çalışmaları mı daha etkiliydi? Adaylardan birinin ilçedeki örgütlenmesi mi daha güçlüydü? Yoksa başka etkenler mi devreye girdi?

Bunların hepsi araştırılabilir ve açıklığa kavuşturulabilir sorular.

Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Bir ilçenin nüfusunun fazla olması, o ilçede mutlaka daha fazla parti üyesi veya daha yüksek katılım bulunacağı anlamına gelmez. Asıl karşılaştırılması gereken, ilçelerdeki kayıtlı üye sayıları ile sandığa giderek oy kullanan üyelerin oranlarıdır.

Dolayısıyla Efeler ile Didim arasındaki farkı yalnızca nüfus üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Fakat ortaya çıkan tablo, üye sayıları ve katılım oranlarıyla birlikte kamuoyuna açıklanırsa tartışmaların önemli bir bölümü de sona erebilir.

İşte benim beklentim tam olarak bu: Daha fazla açıklama, daha fazla şeffaflık ve daha az soru işareti!

NAZİLLİ’DE 236 OY ALAN BARKAN KALINOMUZ GERÇEĞİ!

Bir de Nazilli meselesi var.

Verilen bilgilere göre Barkan Kalınomuz, Nazilli’de 236 oyla en fazla oyu alan isim olmuş. Bu sonuç da üzerinde durulması gereken bir başka ayrıntı.

Nazilli gibi Aydın’ın önemli ilçelerinden birinde ortaya çıkan bu tablo, adayların ilçelerdeki desteklerinin ve örgüt çalışmalarının ne kadar farklılaşabildiğini gösteriyor.

Peki, ilçelerin oy dağılımı genel seçim sonucunu nasıl etkiledi? Hangi aday hangi bölgede daha güçlüydü? Üyelerin tercihleri ilçelere göre neden farklılaştı?

Bütün bunlar, sonuçların daha sağlıklı değerlendirilmesi açısından önemli.

Ancak yalnızca oy dağılımından hareketle herhangi bir adayın arkasında belirli bir siyasi hesap bulunduğunu söylemek doğru olmaz. Bunun için somut bilgi ve kanıt gerekir.

Benim istediğim, bu soruların cevapsız bırakılmaması. Çünkü şeffaflık, yalnızca seçimden önce değil, seçimden sonra da gereklidir.

SÜLEYMAN BÜLBÜL’ÜN DAHİLİ VAR MI?

Gelelim siyasi kulislerde konuşulabilecek en hassas meseleye…

Bu seçimde Süleyman Bülbül’ün herhangi bir etkisi veya dahli olup olmadığı konusunda akıllara sorular gelebilir. Ancak bu noktada dikkatli olmak gerekiyor. Elimizde somut kanıt bulunmadan herhangi bir kişiyi seçim sonuçlarını yönlendirmekle suçlamak doğru olmaz.

Ancak, bununla birlikte, siyasi aktörlerin örgütleri üzerindeki etkisi, adayların destek ilişkileri ve seçim sürecindeki faaliyetleri elbette tartışılabilir.

Eğer bu seçimde belirli isimlerin etkili olduğu yönünde iddialar varsa, bunların söylentilerle değil, doğrulanabilir bilgilerle değerlendirilmesi gerekir.

Benim açımdan önemli olan, bir kişinin adının tartışmalarda geçmesi değil, seçim sürecinin bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulmasıdır.

Çünkü siyasi partilerde güven duygusu, ancak üyelerin kararlarının özgürce sandığa yansıdığına ve sonuçların şeffaf biçimde ortaya konulduğuna inanmasıyla güçlenir.

AYDIN YENİ PARTİ’Yİ KİM YÖNETECEK?

Şimdi gelelim asıl soruya…

Aydın Yeni Parti’yi, bu seçimle il başkanı seçilen Dilaver Demir mi yönetecek?

Elbette seçim sonucunda kazanan adayın görevi üstlenmesi, demokratik sürecin doğal sonucudur. Dilaver Demir çalışmış, koşturmuş, üyelerle iletişim kurmuş ve örgütlenme faaliyetlerinde bulunmuş olabilir. Eğer üyelerin desteğini kazanarak seçimi aldıysa, bu sonuca saygı duyulmalıdır.

Ancak benim merak ettiğim başka bir konu var.

Dilaver Demir’in Efeler ve Nazilli gibi ilçelerdeki üye çalışmaları, teşkilat faaliyetleri ve aldığı destek ne düzeydeydi? Didim’deki sonuçta hangi faktörler etkili oldu? Aydın’ın farklı ilçelerindeki üyeler neden farklı tercihlerde bulundu?

Bu soruların yanıtları, yalnızca Dilaver Demir’in değil, bütün adayların siyasi performansını anlamamıza yardımcı olacaktır.

Üstelik bu soruları sormak, kazanan adaya haksızlık etmek anlamına gelmez. Aksine, yeni il başkanının göreve daha güçlü bir güven ortamında başlamasına katkı sağlayabilir.

Çünkü bir siyasi yöneticinin meşruiyeti yalnızca seçim kazanmasıyla değil, seçim sonrasında üyelerinin güvenini korumasıyla da güçlenir.

DİDİM’İN DEMOGRAFİK YAPISI TARTIŞILMALI MI?

Didim’in demografik yapısı üzerinden yapılan yorumlara da dikkat çekmek gerekiyor.

Her ilçenin kendine özgü bir nüfus yapısı, sosyal çevresi ve siyasi tercihleri olabilir. Bu farklılıklar, seçim sonuçlarını anlamaya çalışırken dikkate alınabilir.

Ancak bir ilçenin demografik özelliklerinden hareketle oradaki seçmenlerin veya parti üyelerinin iradesini değersiz görmek doğru değildir.

Didim’de yaşayan ve partiye kayıtlı olan üyeler de Aydın siyasetinin bir parçasıdır. Onların oyları da diğer ilçelerdeki üyelerin oyları kadar değerlidir.

Dolayısıyla tartışılması gereken, Didim’in seçime katılması değil; ilçelerdeki katılım oranlarının, üye sayılarının ve oy dağılımlarının nasıl şekillendiğidir.

Aydın’ın hangi ilçesinde yaşarsa yaşasın, her parti üyesinin iradesi eşit değerde olmalıdır.

PEKİ, İKİNCİ TUR YAPILAMAZ MI?

Benim şahsi kanaatim, ortaya çıkan soru işaretlerinin giderilmesi için iki adaylı bir seçeneğin değerlendirmeye alınabileceği yönünde.

Dilaver Demir ve Kemal Güneri arasında ikinci bir seçim yapılması mümkün mü?

Neden olmasın?

Elbette bunun mümkün olup olmadığı, Yeni Parti’nin tüzüğüne, seçim kurallarına ve ilgili mevzuata bağlıdır. Mevcut kurallar böyle bir uygulamaya izin vermiyorsa, sırf sonuç tartışılıyor diye seçim otomatik olarak tekrarlanamaz.

Ancak parti yönetimi, hukuki ve tüzüksel imkânları değerlendirerek üyelerin daha geniş katılımını sağlayacak bir yöntem üzerinde düşünebilir.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde uygulanan iki turlu sisteme benzer bir model, parti içi seçimlerde de ancak önceden belirlenmiş açık kurallar çerçevesinde değerlendirilebilir.

İlk turda hiçbir adayın yeterli desteğe ulaşamadığı durumlarda en çok oy alan iki adayın ikinci turda yarışması, bazı siyasi parti modellerinde tercih edilen bir yöntemdir. Fakat Aydın’daki seçimde böyle bir uygulamanın mümkün olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Burada amaç, kazananı değiştirmek değil; mümkünse üyelerin iradesini daha geniş bir katılımla teyit etmektir.

YENİ PARTİ ÜYELERİNE SORULMALI!

Bence bu tartışmanın merkezinde üyeler olmalı.

Seçim sonucunu yeterli bulanlar da olabilir, daha geniş katılımla yeniden değerlendirilmesini isteyenler de. Önemli olan, bu görüşlerin özgürce dile getirilebilmesi ve parti yönetiminin üyelerden gelen talepleri dikkate almasıdır.

Yeni Parti yönetimi, tüzüğün izin verdiği ölçüde üyelerin görüşünü alabilir; seçim sürecine ilişkin soruları yanıtlayabilir ve ilçelerdeki katılım verilerini açıklayabilir.

Böylece hem Dilaver Demir’in aldığı desteğin boyutu daha net anlaşılır hem de Kemal Güneri’nin seçmen tabanındaki karşılığı daha sağlıklı değerlendirilebilir.

Unutmayalım ki siyasi partiler yalnızca yöneticilerden ibaret değildir. Üyeler, gönüllüler ve teşkilatlar bu yapının temelini oluşturur.

Bu nedenle üyelerin güvenini korumak, herhangi bir adayın kazanmasından veya kaybetmesinden daha büyük bir meseledir.

SON SÖZÜM ŞUDUR!

Aydın Yeni Parti seçiminde Dilaver Demir kazanmış olabilir. Sonuçlara saygı duymak gerekir. Ancak sonuçlara saygı göstermek, seçim sürecine ilişkin bütün soruların cevapsız bırakılması anlamına gelmez.

Kemal Güneri’ye yazık olduğunu düşünenler olabilir. Dilaver Demir’in başarısını savunanlar da olabilir. Her iki görüş de somut veriler ve demokratik tartışma çerçevesinde değerlendirilebilir.

Benim beklentim, ilçelerdeki üye sayılarının, katılım oranlarının ve sonuçların şeffaf biçimde ortaya konulmasıdır. Eğer tüzük ve mevzuat çerçevesinde ikinci bir seçim mümkünse, bu seçenek de üyelerin görüşleri doğrultusunda tartışılabilir.

Ortada bir sorun yoksa açıklık bu soruları ortadan kaldırır. Bir sorun varsa da şeffaflık, onun çözülmesine yardımcı olur.

Yeni Parti yönetimine çağrım şudur: Üyelerin sesini duyun, seçim sürecine ilişkin soruları yanıtlayın ve mümkün olan en geniş katılımla güveni güçlendirin.

Çünkü siyasette asıl mesele yalnızca kazanmak değildir. Önemli olan, kazandıktan sonra da insanların güvenini koruyabilmektir.

Hayırlı olsun diyelim. Ancak sorularımızı da sormaya devam edelim!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ege7gun.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.