Sadece vatandaşın bağışlarıyla sanıyorum an itibariyle 700 milyon TL'ye yaklaşan bağış toplayan ve hala yüzlerce belediyeyi bünyesinde barındıran Yeni Parti ve Özgür Özel'in maskesi düşmeye başladı.
Özgür Özel'in mitinglerinde ise farkında iseniz çoğunlukla ve genellikle emekliler, yaşlı insanlar bulunuyor, çünkü emekliler açlıkla ve sefaletle boğuşuyor, umutlarını Özgür Özel'in partisine bağlamışlar lakin bunlar bir parti ismini ve logosunu bile beceremedi.
Bu kadar beceriksiz bir siyasi örgütlenmeye gel de şimdi oy ver ve ülkenin meselelerini halletmesini bekle, para deseniz fazlasıyla geliyor, zaten 91 tane milletvekili var, bu milletvekillerinin varlıkları bile aslında bağış toplamadan partinin kurulmasını sağlardı, ama bakın neler oluyor?
Neymiş efendim, millet "Yeni Parti" diyormuş, partinin adını millet koymuş, iyi de bu milletin çürüdüğünü, mesela emekliye yapılacak yüksek bir zamla Yeni Parti'den vazgeçebileceklirini bilmiyorlar mı?
Kemal Kılıçdaroğlu'nun haklılığı da ortaya çıkmaya başladı ve bundan böyle Yeni Parti oyları tepetaklak gitmeye başlayacaktır, hele emekliye yüksek oranda bir zam yapılırsa Özgür Özel mitinglerde kime ne anlatacak merak ediyorum.
TERTEMİZ İKİ SİYASİ PARTİ, İYİ VE ZAFER GELİYOR!
AKP'nin ve Yeni Parti'nin yolsuzluklarından ve tutarsızlıklarından, beceriksizliklerinden bıkan halk ve özellikle de Yeni Particiler Özgür Özel'in beceriksizliklerini anladıkça nereye yönelecekler dersiniz?
Elbette Zafer Partisi'ne ve İyi Parti'ye yönelecekler, hele bir de bu iki parti birleşir ve yanlarına Anahtar Parti gibi birçok irili ufaklı memleket sevdalısı gerçek milliyetçi partileri alırsa Ümit Özdağ'ın dediği %25 oy değil, oyların yarısını alırlar, benden hatırlatması!
Özgür Özel kavga etmeyi bırakmalı, tutarlı ve millet edebiyatı yapmadan işini yapmaya çalışması lazım.
Millet, tabii ki millet ama millet artık gözünü açtı, kimin ne olduğunu çok iyi biliyor.
ERDOĞAN SON KEZ ADAYIM DİYOR AMA...
Evet; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Son kez" aday olacağım diyor ama, daha önce de hep böyle söylemiş milleti kandırmıştı, dolayısıyla Erdoğan'ın sağlığı, akıl sağlığı yerinde olduğu müddetçe ülkenin başında olmaya niyeti var, tabii eğer seçimi kazanabilirse.
Yani sadece adaylıkla da bitmiyor bu iş, seçimi kazanması lazım, peki kazanabilecek mi?
Adil ve dürüst bir seçim olursa kazanması mucize olur, hele PKK ve Öcalan konusundan sonra seçilmesi çok zor, Kürtler bile oy vermez Erdoğan'a, sadece DEM'le ittifak yaptığıyla kalır.
ENTELLEKTÜEL BAKIŞ AÇISIYLA FİLMİ BAŞA SARALIM Kİ, İYİCE ANLAŞILSIN!
CHP–YENİ Parti ayrışması siyasetin dengelerini değiştirdi: Tartışmanın odağında yine Özgür Özel var
CHP içindeki hukuki ve siyasi ayrışmanın ardından Özgür Özel liderliğinde YENİ Parti’nin kurulması, TBMM’deki siyasi aritmetiği önemli ölçüde değiştirdi.
24 Temmuz 2026’da Özel ile birlikte toplam 91 milletvekili CHP’den ayrılarak YENİ Parti’nin kuruluşunda yer aldı.
Böylece YENİ Parti 91 milletvekiliyle TBMM’de ikinci büyük parti ve ana muhalefet konumuna gelirken, CHP’nin milletvekili sayısı 44’e geriledi.
Siyasi tablo bir anda adeta satranç tahtasının yeniden kurulmasına benzedi.
Dün aynı çatı altında bulunan isimler bugün farklı sıralarda otururken, Meclis’teki sandalye dağılımı da yeni bir siyasi fotoğraf ortaya çıkardı.
YENİ PARTİ’NİN İSMİ VE LOGOSU TARTIŞMALARI
Ancak yeni parti açısından kuruluş sürecinin en çok konuşulan başlıklarından biri yalnızca milletvekili sayısı olmadı.
Parti ismi ve logo konusunda da tartışmalar yaşandı.
Nitekim YENİ Parti’nin adıyla ilgili hukuki süreç devam ederken, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın isim değişikliği yönündeki süreci Anayasa Mahkemesi’ne taşıması gündeme geldi.
YENİ Parti yönetimi ise iki parti arasında isim benzerliği bulunmadığını ve kullanılan kısaltmaların aynı olmadığını savunuyor.
Dolayısıyla siyasi tartışmanın yanında artık hukuk koridorlarında da ayrı bir dosya açılmış durumda.
PARA, BAĞIŞ VE SİYASETİN FİNANS KARNESİ
Yeni oluşumun finansmanı da tartışmanın bir başka başlığını oluşturuyor.
YENİ Parti yöneticileri kuruluşun ilk dönemindeki bazı giderlerin bağışlarla karşılanacağını açıkladı.
Dönemin tartışmalarında Hazine yardımı konusu da gündeme geldi.
Ancak mevcut hukuki düzenlemeye göre siyasi partilerin Hazine yardımı alabilmesi için genel seçimde en az yüzde 3 oy alma şartı bulunuyor.
Yani siyasette tabela asmak başka, o tabelanın altındaki mekanizmayı işletmek başka.
Bir siyasi hareketin gerçek sınavı yalnızca kaç milletvekiliyle kurulduğu değil, seçmenle nasıl bir bağ kurduğu, hangi politikaları savunduğu ve bunları nasıl hayata geçireceğiyle de ölçülecek.
EMEKLİLER, EKONOMİ VE SANDIK HESABI
Özgür Özel’in mitinglerinde emeklilerin ve ekonomik sorunların sıkça gündeme gelmesi de siyasetin önemli tartışma başlıklarından biri.
Emeklilerin gelirleri, enflasyon, hayat pahalılığı ve sosyal destekler üzerinden yürütülen tartışmaların seçim dönemlerinde daha da önem kazanması beklenebilir.
Ancak bir siyasi partinin gelecekteki oy oranı hakkında bugünden kesin hüküm vermek mümkün değil.
Bir başka deyişle sandık kurulmadan matematik yapmak kolay, fakat seçmenin önüne sandık geldiğinde bütün hesapların yeniden yapılması gerekiyor.
Siyasetin en ironik tarafı da burada ortaya çıkıyor.
Bugün göklere çıkarılan bir siyasi hareket yarın ağır biçimde eleştirilebilir, bugün küçümsenen bir parti ise başka bir dönemde ciddi bir seçmen desteğine ulaşabilir.
KILIÇDAROĞLU VE ÖZEL AYRILIĞI
CHP’deki bölünmenin arka planında Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasındaki siyasi ayrışma da bulunuyor.
YENİ Parti’nin kuruluşuyla birlikte bu ayrışma artık yalnızca CHP içindeki bir liderlik tartışması olmaktan çıkıp Meclis aritmetiğini değiştiren bir siyasi gelişmeye dönüştü.
Kılıçdaroğlu’nun siyasi değerlendirmeleri ile Özel’in yeni parti üzerinden ortaya koyduğu yaklaşımın önümüzdeki dönemde kamuoyunda daha fazla tartışılması bekleniyor.
Fakat kimin siyasi olarak haklı olduğuna karar verecek olan nihayetinde seçmen.
ERDOĞAN VE YENİ DÖNEM HESABI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gelecekteki adaylığı ve seçim takvimi de Türkiye siyasetinin diğer önemli başlıklarından biri.
Ancak Erdoğan’ın yeniden aday olup olmayacağı, seçim koşulları ve olası siyasi ittifakların nasıl şekilleneceği konusunda bugünden kesin bir sonuç ortaya koymak zor, ama aşağı yukarı ittifaklar şimdiden belli.
Aynı şekilde YENİ Parti’nin, CHP’nin, AK Parti’nin, İYİ Parti’nin, Zafer Partisi’nin veya diğer siyasi yapıların gelecekteki oy oranlarını kesin biçimde tahmin etmek de sağlıklı olmaz.
Çünkü siyaset bazen uzun uzun hesaplanan bir denklem gibi görünür, fakat sandık geldiğinde tek bir tercih bütün denklemi değiştirebilir.
Türkiye’de siyaset yeni bir döneme girerken asıl mesele artık yalnızca hangi partinin kaç milletvekiliyle başladığı değil, hangi siyasi programın seçmen karşısında karşılık bulacağı olacak.
