Ümit Yeşildağ
Köşe Yazarı
Ümit Yeşildağ
 

Emekliye tek seferlik zamma artık kim kanar, kim inanır?

Emekliye tek seferlik zamma artık kim kanar, kim inanır? Ankara kulislerinde emeklilere tek seferlik okkalı zam yapılacağı konuşuluyormuş! Göya iktidar emeklileri tongaya düşürmek için, maaşlara yüksek miktarda zam yapacakmış! Yahu açlık sınırı olmuş 40 bin TL Yoksulluk sınırı desen 120 bin TL Ne yapacaksın emekli maaşını, 150 bin mi? 150 bin değil 1,5 milyon yapsan, bu millet artık bunları yer mi? Hadi yaptığınızı farzedelim, fazla değil 3 gün sonra, hatta bu zamlar emeklinin cebine girmeden herşeye emekliye yaptığınız zamdan çok daha fazla zam yapmaz iseniz ben de Fatih Ürek olayım!.. İşsizlik oranı olmuş %30 Fabrikalar hergün patır patır kapanıyor! Benzine mazota bir indirim, bir bindirim yapıyorlar! Vallahi de bunlara Kadir İnanır yataktan kalkıp sopa atar! Onun bile kabrinde kemiklerini sızlatırsınız! İnanmaz kardeşim i-nan-maz artık Kimse inanmaz size! Hele bu emekli maaşları konusunda Nihat Doğan bile inanmaz! KESİNTİ YAPIN, TEHDİT EDİN BELKİ OY TOPLARSINIZ! Bence emekli maaşlarına zam yapmak yerine, emeklileri tehdit edin daha iyi! Maaşlarınızı keseriz deyin Çalışanlardan kesinti yaparız deyin Hani emekli maaşlarından nafaka borcu dışında kesinti yapmak yasak ya? Onu da kaldırın, emeklilerden bu tehditlerle daha çok oy toplarsınız! Ne zammıymış bu böyle, 15-20 yıldır maaşlara zam yaptınız mı? Hayır! Ne yaptınız, en ufak bir refah payı verdiniz mi? Hayır! Enflasyon kadar yapılan zam, zam değildir! Telafidir, kaldı ki, enflasyon oranları da hiçbir zaman doğruyu yansıtmıyor! 10 yıldır gerçek enflasyonu bir türlü rakamlara yansıtmadınız Hep %30 hep %30, bu enflasyon onyıllardır hep %30 Halbuki doğrusu en az %60 ve bazı yıllarda %100 bile olmuştur!... Bence AKP'nin iktidarda kalması için en iyisi savaş çıkarmaktır, başka türlü mümkünü yok! İsraille veya Yunanistan'la çıkarılacak bir göstermelik savaş. Bu savaş en az 5-10 yıl süreceğine göre, hem Kürtler rahatlayıp kendi devletlerini kurarlar! Hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yandaş takımı ölene kadar iktidarda kalmış olur! En iyisi siz böyle yapın! Savaş çıkarın, çünkü emeklilerin artık bu yalanlara karnı tok! Yemez yani! Hayvan fena terledi! BAŞA SARALIM BİRAZ DAHA ANLATALIM, TEKRAR EDELİM Kİ İYİCE ANLAŞILSIN   Ankara kulislerinde yine bir hareketlilik varmış! Emeklilere tek seferlik okkalı bir zam yapılacakmış! Öyle böyle değilmiş ha! Maaşlara öyle bir rakam eklenecekmiş ki emekli sabah kalktığında maaşına bakıp, “Yahu ben emekli miyim, yoksa holding sahibi mi oldum?” diyecekmiş! Göya iktidar, emekliyi bir kez daha tongaya düşürmek için kesenin ağzını açacakmış! Bir defaya mahsus zam… Bir defaya mahsus mutluluk… Bir defaya mahsus nefes… Sonra? Sonrası Allah kerim! Yahu kardeşim! Emeklinin karnı artık bir defalık zamma değil, sürekli alım gücüne doyurulmak istiyor. Sen bugün emeklinin cebine üç kuruş koyup, yarın markette beş kuruşunu geri alırsan bunun adına zam mı diyeceğiz? Maaşa zam yapıp ekmeğe, kiraya, elektriğe, doğalgaza, benzine, mazota daha büyük zam yaparsan… Bu neyin zammı? Cebin bir cebinden koyup diğer cebinden almak! Emeklinin maaşına 10 bin lira koyuyorsun… Markette domates sana göz kırpıyor: “Abi ben de 2 bin lira zamlandım!” Kiracı ev sahibine bakıyor: “Abi benim de haberim var!” Akaryakıt istasyonuna gidiyorsun: “Geçmiş olsun kardeşim, litre fiyatı yine seni bekliyordu!” Sonra çıkıp diyorsun ki: “Emekliye büyük zam yaptık!” Yahu emekli zammı daha emeklinin cebine girmeden erimiş! Para daha bankaya ulaşmadan enflasyon otobüsü durağa yanaşmış! Emekli ATM’ye gidiyor… ATM: “Bakiye yetersiz.” Emekli: “Benim param yetmiyor!” ATM: “Abi mesele para değil, hayat pahalı!” AÇLIK SINIRI 40 BİN, YOKSULLUK SINIRI 120 BİN! Açlık sınırı olmuş 40 bin lira deniyor… Yoksulluk sınırı desen 120 bin liraları konuşuyor. Sen emekliye ne vereceksin? 150 bin mi? İyi… Emekli önce sevinsin! Sonra markete gitsin. Sepete iki parça peynir, biraz et, birkaç meyve, sebze koysun. Kasaya gelsin. Kasiyer: “Abi toplam bu kadar.” Emekli: “Ben emekli maaşımla geldim!” Kasiyer: “Abi biz de fiyatlarla geldik!” İşte memleketin ekonomik özeti bu! Maaş başka telden çalıyor… Fiyatlar başka telden! Emekli ise ortada kalmış, orkestra şefi gibi iki tarafa bakıyor ama müziği kimse dinlemiyor! 150 BİN DEĞİL, 1,5 MİLYON YAPSANIZ NE OLACAK? Hadi diyelim ki emekli maaşını 150 bin yaptınız. Hatta işi abartalım… 1,5 milyon yaptınız! Ne olacak? Eğer fiyatları da peşinden koşturacaksanız, o 1,5 milyonun da bir anlamı kalmayacak. Çünkü mesele sadece maaşın kaç lira olduğu değil… O maaşla ayın kaç gününü çıkarabildiğin! Eskiden emekli maaşıyla ay sonunu bekleyen emekli vardı. Şimdi ay sonu emekliyi bekliyor! Ama ikisi de buluşamıyor! Biri cebinde… Diğeri takvimde! ZAM CEBE GİRMEDEN ERİMEZ Mİ? Bir de şu meşhur “tek seferlik zam” meselesi var. Diyelim ki yaptınız. Diyelim ki emekliye gerçekten okkalı bir rakam verdiniz. Ben de buradan söz veriyorum: Eğer o zamdan üç gün sonra, hatta daha zam emeklinin cebine girmeden, iğneden ipliğe yeni zamlar gelmezse ben de Fatih Ürek olayım! Çünkü artık bu milletin matematiği değişti. Eskiden: Maaş + zam = refah Şimdi: Maaş + zam - enflasyon - kira - fatura - market - akaryakıt = Allah kerim! Emekli hesap makinesini çıkarıyor… Hesap makinesi bile utanıp kapanıyor! İŞSİZLİK, KAPANAN FABRİKALAR, ARTAN MASRAFLAR… İşsizlik meselesi ortada… Fabrikalar kapanıyor deniyor. Esnaf siftah yapamıyor. Genç iş arıyor. Emekli ek iş arıyor. Çalışan maaşının ay sonuna kadar dayanmasını bekliyor. Emekli ise maaşının ayın ortasına kadar dayanmasına dua ediyor! Bir tarafta kira… Bir tarafta fatura… Bir tarafta pazar… Bir tarafta ilaç… Bir tarafta akaryakıt… Emeklinin cebinde para değil, hayatta kalma stratejisi var! Benzine bir indirim… Sonra mazota bir bindirim… Sonra başka bir zam… Sonra başka bir düzenleme… Vatandaşın kafası Formula 1 pisti gibi! Fiyatlar sürekli tur atıyor! Vatandaş ise pit-stop'a girmiş, lastik değiştirecek parayı bulamıyor! VALLAHİ DE BUNLARA KADİR İNANIR BİLE İNANMAZ! Öyle bir noktaya geldik ki… Vallahi de bunlara Kadir İnanır yataktan kalkıp sopa atsa yeridir! “Yeter artık kardeşim!” dese… Haklı! Onun bile kabrinde kemiklerini sızlatırsınız! Çünkü mesele artık sadece para meselesi değil. Güven meselesi! İnsan bir kez kandırılır… İki kez kandırılır… Üçüncüde şüphelenir. Onuncuda not tutar! Yirmincide artık sözleşme ister! Emekli bugün açıklamayı dinliyor: “Büyük zam geliyor.” Emekli: “Geçmiş olsun, önce fiyatlara bakayım.” Çünkü emekli artık açıklamaya değil, ertesi günün etiketine bakıyor! İNANMAZ KARDEŞİM, İ-NAN-MAZ! Kimse inanmaz artık! Hele emekli maaşı konusunda… Nihat Doğan bile inanmaz! Çünkü emekli artık propaganda dinlemiyor. Market fişi okuyor! Televizyondaki rakamla pazardaki rakam arasında dağlar kadar fark varsa… Vatandaş da doğal olarak diyor ki: “Ben hangisine inanacağım?” Cebime mi? Markete mi? Faturaya mı? Bankaya mı? Yoksa televizyona mı? Cevap basit: Vatandaş cebine inanır! Çünkü cebindeki para yalan söylemez. Para bitti mi bitmiştir! KESİNTİ YAPIN, TEHDİT EDİN, DAHA ÇOK TOPLARSINIZ! Bence emekli maaşlarına zam yapmak yerine başka bir yöntem deneyin! Madem zam işe yaramıyor… Madem emekli artık yapılan açıklamalara inanmıyor… Emeklileri tehdit edin! “Bak maaşınızı keseriz!” “Çalışanlardan kesinti yaparız!” “Şunu yapmazsanız bunu yaparız!” Belki oylar oradan gelir! Hani demokrasi bazen yanlış anlaşılabiliyor ya… Siz de biraz daha yaratıcı olun! Emekliye: “Maaşını keseriz!” deyin. Belki korkar! Sonra: “Oy verirsen maaşını koruruz!” dersiniz! İşte size ekonomik model! Ne güzel değil mi? Önce korkut… Sonra kurtarıcı ol! EMEKLİYE ZAM DEĞİL, REFAH LAZIM! Şimdi soruyorum: 15-20 yıldır emekliye adam akıllı bir refah payı verdiniz mi? Hayır! Enflasyonun üzerinde kalıcı bir iyileştirme yaptınız mı? Hayır! Emeklinin alım gücünü gerçekten artırdınız mı? Hayır! Peki ne yaptınız? Enflasyon kadar zam! Sonra: “Emeklimizi enflasyona ezdirmedik!” Yahu kardeşim! Enflasyon zaten emeklinin üstünden geçmiş! Bir de “ezdirmedik” diyorsunuz! Bu nasıl bir hesap? Kamyon üzerinden geçmiş, siz hâlâ çamurlu lastiği tartışıyorsunuz! Enflasyon kadar yapılan zam, bana göre zam değildir. Telafidir! O da gerçekten telafi edebiliyorsa… Çünkü vatandaşın hissettiği enflasyon ile açıklanan rakam arasında uçurum varsa, matematik ne kadar güzel olursa olsun mutfaktaki tencere o matematiği kabul etmiyor. ENFLASYON RAKAMLARINA DEĞİL, PAZAR TORBASINA BAKIN! Vatandaş artık istatistik uzmanı oldu! Niye? Çünkü kendi hayatının ekonomisini kendisi hesaplıyor. Markete gidiyor: Geçen ay 500 lira. Bu ay 700 lira. Geçen yıl 300 lira. Sonra televizyonu açıyor: “Enflasyon şu kadar…” Vatandaş: “Benim filedeki enflasyon nerede?” Diyor. Çünkü TÜFE başka… Tencere başka! İstatistik başka… Pazar çantası başka! Rakam başka… Gerçek hayat başka! SAVAŞ MI? YOK ARTIK! Bence iktidarda kalmanın en kolay yolu da belli! Ekonomiyi düzeltmek zor… Emekliyi mutlu etmek zor… Gençlere iş bulmak zor… Fiyatları düşürmek zor… O zaman? Savaş çıkarın! İsrail'le… Yunanistan'la… Kim denk gelirse! Bir tane göstermelik savaş! Memleketin bütün ekonomik sorunları bir anda rafa kalksın! “Enflasyon ne oldu?” Savaş var! “Emekli maaşı yetmiyor.” Milli birlik var! “İşsizlik ne olacak?” Dış tehdit var! “Pazar filesi neden boş?” Vatan söz konusu! Oh ne güzel! Ekonomi sorusu sorana jeopolitik cevap! Maaş sorana güvenlik! Emekli sorana beka! Pazar fiyatını sorana dış güçler! Böylece ekonomi de rahatlar… Siyaset de! Vatandaş? O da zaten şaşkın! AMA BİR SORUN VAR! Bu planın küçücük bir problemi var: Emekli artık eski emekli değil! Çünkü emekli yaşlandı ama hafızasını kaybetmedi! Aynı filmi defalarca izledi. Aynı senaryoyu gördü. Aynı reklamı dinledi. Aynı vaadi duydu. Aynı zammı aldı. Sonra aynı markete gitti. Ve aynı gerçekle karşılaştı: Maaş yetmiyor! O yüzden bugün emekliye ne söylerseniz söyleyin… Emekli önce cebine bakıyor. Sonra markete bakıyor. Sonra faturaya bakıyor. En son sandığa bakıyor. Çünkü artık lafın değil, hayatın hesabını yapıyor! EMEKLİNİN YALANLARA KARNI TOK! O nedenle… Ne kadar büyük rakam açıklarsanız açıklayın… Ne kadar süslü cümle kurarsanız kurun… Ne kadar “müjde” derseniz deyin… Emeklinin cebindeki para aynı hızla eriyorsa… YEMEZ KARDEŞİM! İ-nan-maz! Kimse inanmaz! Çünkü emekli artık manşete değil, etikete bakıyor! Televizyona değil, pazar fişine bakıyor! Söze değil, ayın sonuna bakıyor! Ve belki de bütün meselenin özeti şu: Emekliye bir defalık zam değil, yıllardır kaybettiği refahın geri verilmesi gerekiyor. Çünkü emekli artık zam beklemiyor… İnsanca yaşamak istiyor! Ve siz ne kadar zam açıklarsanız açıklayın… Eğer o zam daha emeklinin cebine girmeden eriyorsa… Son sözü yine emekli söylüyor: “Yemezler!” Çünkü hayvan fena terledi!
Ekleme Tarihi: 31 Ağustos 2026 -Pazartesi

Emekliye tek seferlik zamma artık kim kanar, kim inanır?

Emekliye tek seferlik zamma artık kim kanar, kim inanır?

Ankara kulislerinde emeklilere tek seferlik okkalı zam yapılacağı konuşuluyormuş!
Göya iktidar emeklileri tongaya düşürmek için, maaşlara yüksek miktarda zam yapacakmış!
Yahu açlık sınırı olmuş 40 bin TL
Yoksulluk sınırı desen 120 bin TL
Ne yapacaksın emekli maaşını, 150 bin mi?
150 bin değil 1,5 milyon yapsan, bu millet artık bunları yer mi?
Hadi yaptığınızı farzedelim, fazla değil 3 gün sonra, hatta bu zamlar emeklinin cebine girmeden herşeye emekliye yaptığınız zamdan çok daha fazla zam yapmaz iseniz ben de Fatih Ürek olayım!..

İşsizlik oranı olmuş %30
Fabrikalar hergün patır patır kapanıyor!
Benzine mazota bir indirim, bir bindirim yapıyorlar!
Vallahi de bunlara Kadir İnanır yataktan kalkıp sopa atar!
Onun bile kabrinde kemiklerini sızlatırsınız!
İnanmaz kardeşim i-nan-maz artık
Kimse inanmaz size!
Hele bu emekli maaşları konusunda Nihat Doğan bile inanmaz!

KESİNTİ YAPIN, TEHDİT EDİN BELKİ OY TOPLARSINIZ!

Bence emekli maaşlarına zam yapmak yerine, emeklileri tehdit edin daha iyi!
Maaşlarınızı keseriz deyin
Çalışanlardan kesinti yaparız deyin
Hani emekli maaşlarından nafaka borcu dışında kesinti yapmak yasak ya?
Onu da kaldırın, emeklilerden bu tehditlerle daha çok oy toplarsınız!

Ne zammıymış bu böyle, 15-20 yıldır maaşlara zam yaptınız mı?
Hayır!
Ne yaptınız, en ufak bir refah payı verdiniz mi?
Hayır!

Enflasyon kadar yapılan zam, zam değildir!
Telafidir, kaldı ki, enflasyon oranları da hiçbir zaman doğruyu yansıtmıyor!

10 yıldır gerçek enflasyonu bir türlü rakamlara yansıtmadınız
Hep %30 hep %30, bu enflasyon onyıllardır hep %30
Halbuki doğrusu en az %60 ve bazı yıllarda %100 bile olmuştur!...

Bence AKP'nin iktidarda kalması için en iyisi savaş çıkarmaktır, başka türlü mümkünü yok!
İsraille veya Yunanistan'la çıkarılacak bir göstermelik savaş.

Bu savaş en az 5-10 yıl süreceğine göre, hem Kürtler rahatlayıp kendi devletlerini kurarlar!

Hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yandaş takımı ölene kadar iktidarda kalmış olur!
En iyisi siz böyle yapın!
Savaş çıkarın, çünkü emeklilerin artık bu yalanlara karnı tok!

Yemez yani!
Hayvan fena terledi!

BAŞA SARALIM BİRAZ DAHA ANLATALIM, TEKRAR EDELİM Kİ İYİCE ANLAŞILSIN

 

Ankara kulislerinde yine bir hareketlilik varmış!

Emeklilere tek seferlik okkalı bir zam yapılacakmış!

Öyle böyle değilmiş ha!

Maaşlara öyle bir rakam eklenecekmiş ki emekli sabah kalktığında maaşına bakıp,
“Yahu ben emekli miyim, yoksa holding sahibi mi oldum?” diyecekmiş!

Göya iktidar, emekliyi bir kez daha tongaya düşürmek için kesenin ağzını açacakmış!

Bir defaya mahsus zam…

Bir defaya mahsus mutluluk…

Bir defaya mahsus nefes…

Sonra?

Sonrası Allah kerim!

Yahu kardeşim!

Emeklinin karnı artık bir defalık zamma değil, sürekli alım gücüne doyurulmak istiyor.

Sen bugün emeklinin cebine üç kuruş koyup, yarın markette beş kuruşunu geri alırsan bunun adına zam mı diyeceğiz?

Maaşa zam yapıp ekmeğe, kiraya, elektriğe, doğalgaza, benzine, mazota daha büyük zam yaparsan…

Bu neyin zammı?

Cebin bir cebinden koyup diğer cebinden almak!

Emeklinin maaşına 10 bin lira koyuyorsun…

Markette domates sana göz kırpıyor:

“Abi ben de 2 bin lira zamlandım!”

Kiracı ev sahibine bakıyor:

“Abi benim de haberim var!”

Akaryakıt istasyonuna gidiyorsun:

“Geçmiş olsun kardeşim, litre fiyatı yine seni bekliyordu!”

Sonra çıkıp diyorsun ki:

“Emekliye büyük zam yaptık!”

Yahu emekli zammı daha emeklinin cebine girmeden erimiş!

Para daha bankaya ulaşmadan enflasyon otobüsü durağa yanaşmış!

Emekli ATM’ye gidiyor…

ATM:

“Bakiye yetersiz.”

Emekli:

“Benim param yetmiyor!”

ATM:

“Abi mesele para değil, hayat pahalı!”

AÇLIK SINIRI 40 BİN, YOKSULLUK SINIRI 120 BİN!

Açlık sınırı olmuş 40 bin lira deniyor…

Yoksulluk sınırı desen 120 bin liraları konuşuyor.

Sen emekliye ne vereceksin?

150 bin mi?

İyi…

Emekli önce sevinsin!

Sonra markete gitsin.

Sepete iki parça peynir, biraz et, birkaç meyve, sebze koysun.

Kasaya gelsin.

Kasiyer:

“Abi toplam bu kadar.”

Emekli:

“Ben emekli maaşımla geldim!”

Kasiyer:

“Abi biz de fiyatlarla geldik!”

İşte memleketin ekonomik özeti bu!

Maaş başka telden çalıyor…

Fiyatlar başka telden!

Emekli ise ortada kalmış,
orkestra şefi gibi iki tarafa bakıyor ama müziği kimse dinlemiyor!

150 BİN DEĞİL, 1,5 MİLYON YAPSANIZ NE OLACAK?

Hadi diyelim ki emekli maaşını 150 bin yaptınız.

Hatta işi abartalım…

1,5 milyon yaptınız!

Ne olacak?

Eğer fiyatları da peşinden koşturacaksanız, o 1,5 milyonun da bir anlamı kalmayacak.

Çünkü mesele sadece maaşın kaç lira olduğu değil…

O maaşla ayın kaç gününü çıkarabildiğin!

Eskiden emekli maaşıyla ay sonunu bekleyen emekli vardı.

Şimdi ay sonu emekliyi bekliyor!

Ama ikisi de buluşamıyor!

Biri cebinde…

Diğeri takvimde!

ZAM CEBE GİRMEDEN ERİMEZ Mİ?

Bir de şu meşhur “tek seferlik zam” meselesi var.

Diyelim ki yaptınız.

Diyelim ki emekliye gerçekten okkalı bir rakam verdiniz.

Ben de buradan söz veriyorum:

Eğer o zamdan üç gün sonra, hatta daha zam emeklinin cebine girmeden, iğneden ipliğe yeni zamlar gelmezse ben de Fatih Ürek olayım!

Çünkü artık bu milletin matematiği değişti.

Eskiden:

Maaş + zam = refah

Şimdi:

Maaş + zam - enflasyon - kira - fatura - market - akaryakıt = Allah kerim!

Emekli hesap makinesini çıkarıyor…

Hesap makinesi bile utanıp kapanıyor!

İŞSİZLİK, KAPANAN FABRİKALAR, ARTAN MASRAFLAR…

İşsizlik meselesi ortada…

Fabrikalar kapanıyor deniyor.

Esnaf siftah yapamıyor.

Genç iş arıyor.

Emekli ek iş arıyor.

Çalışan maaşının ay sonuna kadar dayanmasını bekliyor.

Emekli ise maaşının ayın ortasına kadar dayanmasına dua ediyor!

Bir tarafta kira…

Bir tarafta fatura…

Bir tarafta pazar…

Bir tarafta ilaç…

Bir tarafta akaryakıt…

Emeklinin cebinde para değil,
hayatta kalma stratejisi var!

Benzine bir indirim…

Sonra mazota bir bindirim…

Sonra başka bir zam…

Sonra başka bir düzenleme…

Vatandaşın kafası Formula 1 pisti gibi!

Fiyatlar sürekli tur atıyor!

Vatandaş ise pit-stop'a girmiş,
lastik değiştirecek parayı bulamıyor!

VALLAHİ DE BUNLARA KADİR İNANIR BİLE İNANMAZ!

Öyle bir noktaya geldik ki…

Vallahi de bunlara Kadir İnanır yataktan kalkıp sopa atsa yeridir!

“Yeter artık kardeşim!” dese…

Haklı!

Onun bile kabrinde kemiklerini sızlatırsınız!

Çünkü mesele artık sadece para meselesi değil.

Güven meselesi!

İnsan bir kez kandırılır…

İki kez kandırılır…

Üçüncüde şüphelenir.

Onuncuda not tutar!

Yirmincide artık sözleşme ister!

Emekli bugün açıklamayı dinliyor:

“Büyük zam geliyor.”

Emekli:

“Geçmiş olsun, önce fiyatlara bakayım.”

Çünkü emekli artık açıklamaya değil,
ertesi günün etiketine bakıyor!

İNANMAZ KARDEŞİM, İ-NAN-MAZ!

Kimse inanmaz artık!

Hele emekli maaşı konusunda…

Nihat Doğan bile inanmaz!

Çünkü emekli artık propaganda dinlemiyor.

Market fişi okuyor!

Televizyondaki rakamla pazardaki rakam arasında dağlar kadar fark varsa…

Vatandaş da doğal olarak diyor ki:

“Ben hangisine inanacağım?”

Cebime mi?

Markete mi?

Faturaya mı?

Bankaya mı?

Yoksa televizyona mı?

Cevap basit:

Vatandaş cebine inanır!

Çünkü cebindeki para yalan söylemez.

Para bitti mi bitmiştir!

KESİNTİ YAPIN, TEHDİT EDİN, DAHA ÇOK TOPLARSINIZ!

Bence emekli maaşlarına zam yapmak yerine başka bir yöntem deneyin!

Madem zam işe yaramıyor…

Madem emekli artık yapılan açıklamalara inanmıyor…

Emeklileri tehdit edin!

“Bak maaşınızı keseriz!”

“Çalışanlardan kesinti yaparız!”

“Şunu yapmazsanız bunu yaparız!”

Belki oylar oradan gelir!

Hani demokrasi bazen yanlış anlaşılabiliyor ya…

Siz de biraz daha yaratıcı olun!

Emekliye:

“Maaşını keseriz!”

deyin.

Belki korkar!

Sonra:

“Oy verirsen maaşını koruruz!”

dersiniz!

İşte size ekonomik model!

Ne güzel değil mi?

Önce korkut…

Sonra kurtarıcı ol!

EMEKLİYE ZAM DEĞİL, REFAH LAZIM!

Şimdi soruyorum:

15-20 yıldır emekliye adam akıllı bir refah payı verdiniz mi?

Hayır!

Enflasyonun üzerinde kalıcı bir iyileştirme yaptınız mı?

Hayır!

Emeklinin alım gücünü gerçekten artırdınız mı?

Hayır!

Peki ne yaptınız?

Enflasyon kadar zam!

Sonra:

“Emeklimizi enflasyona ezdirmedik!”

Yahu kardeşim!

Enflasyon zaten emeklinin üstünden geçmiş!

Bir de “ezdirmedik” diyorsunuz!

Bu nasıl bir hesap?

Kamyon üzerinden geçmiş, siz hâlâ çamurlu lastiği tartışıyorsunuz!

Enflasyon kadar yapılan zam, bana göre zam değildir.

Telafidir!

O da gerçekten telafi edebiliyorsa…

Çünkü vatandaşın hissettiği enflasyon ile açıklanan rakam arasında uçurum varsa, matematik ne kadar güzel olursa olsun mutfaktaki tencere o matematiği kabul etmiyor.

ENFLASYON RAKAMLARINA DEĞİL, PAZAR TORBASINA BAKIN!

Vatandaş artık istatistik uzmanı oldu!

Niye?

Çünkü kendi hayatının ekonomisini kendisi hesaplıyor.

Markete gidiyor:

Geçen ay 500 lira.

Bu ay 700 lira.

Geçen yıl 300 lira.

Sonra televizyonu açıyor:

“Enflasyon şu kadar…”

Vatandaş:

“Benim filedeki enflasyon nerede?”

Diyor.

Çünkü TÜFE başka…

Tencere başka!

İstatistik başka…

Pazar çantası başka!

Rakam başka…

Gerçek hayat başka!

SAVAŞ MI? YOK ARTIK!

Bence iktidarda kalmanın en kolay yolu da belli!

Ekonomiyi düzeltmek zor…

Emekliyi mutlu etmek zor…

Gençlere iş bulmak zor…

Fiyatları düşürmek zor…

O zaman?

Savaş çıkarın!

İsrail'le…

Yunanistan'la…

Kim denk gelirse!

Bir tane göstermelik savaş!

Memleketin bütün ekonomik sorunları bir anda rafa kalksın!

“Enflasyon ne oldu?”

Savaş var!

“Emekli maaşı yetmiyor.”

Milli birlik var!

“İşsizlik ne olacak?”

Dış tehdit var!

“Pazar filesi neden boş?”

Vatan söz konusu!

Oh ne güzel!

Ekonomi sorusu sorana jeopolitik cevap!

Maaş sorana güvenlik!

Emekli sorana beka!

Pazar fiyatını sorana dış güçler!

Böylece ekonomi de rahatlar…

Siyaset de!

Vatandaş?

O da zaten şaşkın!

AMA BİR SORUN VAR!

Bu planın küçücük bir problemi var:

Emekli artık eski emekli değil!

Çünkü emekli yaşlandı ama hafızasını kaybetmedi!

Aynı filmi defalarca izledi.

Aynı senaryoyu gördü.

Aynı reklamı dinledi.

Aynı vaadi duydu.

Aynı zammı aldı.

Sonra aynı markete gitti.

Ve aynı gerçekle karşılaştı:

Maaş yetmiyor!

O yüzden bugün emekliye ne söylerseniz söyleyin…

Emekli önce cebine bakıyor.

Sonra markete bakıyor.

Sonra faturaya bakıyor.

En son sandığa bakıyor.

Çünkü artık lafın değil,
hayatın hesabını yapıyor!

EMEKLİNİN YALANLARA KARNI TOK!

O nedenle…

Ne kadar büyük rakam açıklarsanız açıklayın…

Ne kadar süslü cümle kurarsanız kurun…

Ne kadar “müjde” derseniz deyin…

Emeklinin cebindeki para aynı hızla eriyorsa…

YEMEZ KARDEŞİM!

İ-nan-maz!

Kimse inanmaz!

Çünkü emekli artık manşete değil,
etikete bakıyor!

Televizyona değil,
pazar fişine bakıyor!

Söze değil,
ayın sonuna bakıyor!

Ve belki de bütün meselenin özeti şu:

Emekliye bir defalık zam değil, yıllardır kaybettiği refahın geri verilmesi gerekiyor.

Çünkü emekli artık zam beklemiyor…

İnsanca yaşamak istiyor!

Ve siz ne kadar zam açıklarsanız açıklayın…

Eğer o zam daha emeklinin cebine girmeden eriyorsa…

Son sözü yine emekli söylüyor:

“Yemezler!”

Çünkü hayvan fena terledi!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ege7gun.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.