Ümit Yeşildağ
Köşe Yazarı
Ümit Yeşildağ
 

Özgür Özel doğruları konuşmuyor! AKP'ye hizmet ediyor

Kabuk değiştiren ve çoğunun heybeleri zaten parayla, malla, mülkle dolu olan Yeni Parti ekibi halkı ve seçmenlerini kandırıyor. Hala bilmemkaç tane belediyenin sahibi olan, bilmemkaç tane milletvekili olan Yeni Parti "tam takır kuru bakır" kalmışmış. ...ve şu ana kadar yapılan bağışlarla 600 milyonun üzerinde para toplamış görünüyor, otobüs bu parayla alınmış, genel merkez bu paralarla yapılmış. Yerse... Herşeye doymuş olan bu siyasiler sizce milleti düşünür mü? Hele milletvekillerinin umurunda olur mu, olmaz... AKP 25 yıldır iktidarda, bunlar da 50 yıldır belediyelere çöreklenmiş vaziyette, eş-dost, akraba, çoluk çocuk ahbap, yerel yönetimlerdeyken nasıl oluyormuş tam takır kurubakır olmak... ÖZGÜR ÖZEL ISRARLA ADALET VE KALKINMA PARTİSİ VE AK PARTİ DİYOR? Eeey Özgür Özel sizi destekleyen medyalar ve seçmenleriniz iktidar partisine AKP derken, sen niye Ak Parti ve Adalet ve Kalkınma Partisi diyorsun, yoksa Tayyip amcan mı kızıyor? Eeey Özgür Özel bu ülkede Kürt sorunu yokken, PKK sorunu varken, niye ısrarla "Kürt sorunu vardır" diyorsun! Neden PKK yasasına evet dediniz, Kürt oyları için mi yoksa, Tayyip amcanı, Devlet amcanı kızdırmamak için mi? Senin de, ekibinizin de bu ülkenin sorunlarından zerre kadar umrunuz varsa ben de taş olayım iyi mi? Taş olup kesileyim oldu mu canım? Ama çok güzel rol kesiyor, durumları çok güzel değerlendiriyor, fırsatları da hiç kaçırmıyorsun, kaçırmıyorsunuz!   EVET KONUYU TAM OLARAK ANLADINIZ AMA BAŞA SARALIM VE İYİCE ANLAŞILSIN!   Siyaset sahnesinde yine perde açıldı, oyuncular değişti ama senaryo nedense pek değişmedi. Bir bakıyorsun dünün aktörleri bugün başka bir kostümle sahnede, ama cepler aynı cep, hesaplar aynı hesap, söylemler de dönüp dolaşıp aynı kapıya çıkıyor. Kabuk değiştiriliyor, tabela değiştiriliyor, slogan değiştiriliyor; fakat vatandaşın gözünden kaçmayan o eski alışkanlıklar bir türlü değişmiyor. Üstelik ortaya atılan iddialara bakılırsa, yıllardır siyasetin ve yerel yönetimlerin çeşitli kademelerinde bulunan isimlerin bugün çıkıp “Biz sıfırdan başlıyoruz” demesi de insanın ister istemez kaşını kaldırmasına neden oluyor. “TAM TAKIR KURU BAKIR” MASALI Yeni Parti cephesinden yükselen “tam takır kuru bakırız” söylemi de işte tam burada tartışmanın göbeğine oturuyor. Yahu kardeşim, yıllardır belediyelerde siyaset yapmışsın, milletvekilleri çıkarmışsın, örgütlerin olmuş, siyasi ağların olmuş; şimdi de çıkıp “Bizim hiçbir şeyimiz yok” diyorsun. Vatandaş da doğal olarak soruyor: “Nasıl yani?” Bir insanın cebinde para olmayabilir, eyvallah. Ama koskoca siyasi organizasyonun geçmişi, kadroları, belediyeleri ve siyasi bağlantıları varken “sıfır kilometre araç” muamelesi yapmak biraz fazla cilalı bir hikâye olmuyor mu? 600 MİLYONLUK SORU İŞARETİ Öte yandan, bugüne kadar yapılan bağışların 600 milyon liranın üzerine çıktığı yönündeki iddialar da tartışmanın başka bir boyutunu oluşturuyor. Bu paraların nasıl toplandığı, nerelere harcandığı ve hangi harcamanın hangi kaynaktan karşılandığı konusunda kamuoyunun kafasında soru işaretleri varsa, yapılacak en doğru iş lafı dolandırmak değil, hesapları ortaya koymaktır. Çünkü siyaset meydanı kahvehane masası değil. “Abi güven bize” deyip geçilecek yer hiç değil. Vatandaşın parasından, bağışından, vergisinden veya siyasi desteğinden söz ediliyorsa mesele nettir: Şeffaflık! Para nereden geldi? Nereye gitti? Otobüs nasıl alındı? Genel merkez nasıl yapıldı? Kim ne kadar bağış yaptı? Bunların cevabı açık açık verildiğinde zaten dedikodu da susar, polemik de biter. SİYASETİN “HEPSİ HALK İÇİN” MASALI Gelelim asıl meseleye. Siyasette yıllarca koltukta oturanların bir süre sonra halkın gerçek hayatından kopması yeni bir hikâye değil. Vatandaş pazarda domatesin fiyatına bakarken, bazı siyasetçiler hâlâ siyasi satranç tahtasında hangi taşı nereye sürerse daha fazla puan kazanacağını hesaplıyor. Bir tarafta ay sonunu getirmeye çalışan emekli var. Bir tarafta çocuğunun okul masrafını düşünen anne baba var. Bir tarafta kira, elektrik, doğalgaz ve mutfak masrafıyla boğuşan milyonlar var. Diğer tarafta ise siyasi hesaplar, koltuk hesapları, ittifak hesapları ve “hangi seçmenden kaç oy gelir?” hesabı dönüyor. Sonra da çıkıp “Milleti düşünüyoruz” deniliyor. YERSEN! İşte burada insanın aklına o meşhur laf geliyor: YERSEN! Çünkü vatandaş artık siyasi nutukların gramajını da, ambalajını da, içindeki malzemeyi de biliyor. Eskisi gibi her parlak cümleye alkış tutmuyor. “Millet için buradayız” denildiğinde önce “Peki kardeşim, bugüne kadar ne yaptınız?” diye soruyor. Ve bu soru, siyasetin en sevmediği sorulardan biri. ÖZGÜR ÖZEL’E ASIL SORU Özgür Özel’e yönelik eleştirilerin önemli bir bölümü de burada düğümleniyor. Özel’in bazı konulardaki söylemlerinin iktidarın işine yaradığı yönündeki eleştiriler elbette siyasi bir yorumdur. Ama siyasetçi açısından mesele yalnızca ne söylediği değil, hangi zeminde ve hangi sonuç doğuracak şekilde söylediğidir. Çünkü muhalefet yapıyorum derken iktidarın ekmeğine yağ sürmek diye bir siyasi paradoks da vardır. Hani topu rakip kaleye götüreyim derken yanlışlıkla kendi kalene bırakırsın ya... İşte siyaset bazen tam olarak böyle bir oyun. “AK PARTİ” Mİ, “AKP” Mİ? Özgür Özel’in “Adalet ve Kalkınma Partisi” ve “AK Parti” ifadelerini kullanması üzerinden yapılan eleştiriler de bu çerçevede değerlendirilebilir. Siyasette kullanılan kelimeler bazen yalnızca kelime değildir. Bir kelime tercihinin bile siyasi iletişim açısından mesaj taşıdığı düşünülür. Ancak buradan hareketle “Birileri kızıyor da ondan böyle söylüyor” sonucuna atlamak ise kanıtlanması gereken ayrı bir iddiadır. Yani lafı gediğine koymak başka, kafadan senaryo yazmak başka. KÜRT SORUNU MU, PKK SORUNU MU? Bir diğer tartışma başlığı ise “Kürt sorunu” ve PKK meselesi. Bu konuda kullanılan kavramlar Türkiye’de yıllardır siyasi tartışmaların merkezinde bulunuyor. Kimin neyi “sorun” olarak tanımladığı, hangi çözüm modelini savunduğu ve hangi siyasi hesabı yaptığı kamuoyunda doğal olarak tartışılıyor. Ancak burada da slogan atmak yerine açık konuşmak gerekiyor. Kürt vatandaşların demokratik, ekonomik ve sosyal talepleri başka bir mesele; PKK’nın silahlı eylemleri ve terör sorunu başka bir mesele. İkisini aynı torbaya atıp sonra torbanın ağzını bağlamak, meseleyi çözmüyor. Tam tersine, ortalığı daha da karıştırıyor. SİYASETTE ROL MÜ, GERÇEK Mİ? İşte vatandaşın asıl yorulduğu nokta tam burası. Siyasetçiler kameranın karşısına geçtiğinde başka, kapalı kapılar ardında başka konuşuyorsa milletin kafasında ister istemez soru işareti oluşuyor. Bugün söylediğinin yarın tam tersini savunan siyasetçiyi vatandaş da unutmuyor. Çünkü milletin hafızası sandıkta çalışıyor. Kimi siyasetçi bunu seçimden seçime hatırlıyor. Vatandaş ise her gün hatırlıyor. KOLTUK DÖNER, SİYASET DÖNER, VATANDAŞ NOTUNU VERİR Siyasetin garip bir matematiği var. Koltuklar değişiyor. Partiler değişiyor. Sloganlar değişiyor. Logolar değişiyor. Ama bazı isimler bir şekilde hep sahnenin bir köşesinde kalmayı başarıyor. Vatandaş da uzaktan bakıp “Yahu arkadaş, bu film daha önce oynanmadı mı?” diye soruyor. İşte siyasetin en büyük problemi de burada başlıyor. Halk artık dekorla değil, sonuçla ilgileniyor. Kimin hangi cümleyi ne kadar yüksek sesle söylediği değil, hangi sorunu gerçekten çözdüğü önem kazanıyor. SON SÖZ: MİLLET ARTIK “YERSEN” DEMİYOR, “GÖSTER” DİYOR Siyasetçilerin artık vatandaştan beklediği şey körü körüne inanmaksa, o devir çoktan kapandı. Vatandaş belge istiyor. Hesap istiyor. Şeffaflık istiyor. Samimiyet istiyor. Ve en önemlisi, söylediğinle yaptığının birbirini tutmasını istiyor. Çünkü millet artık siyasi cilayı görüyor. Ambalajı görüyor. Sahne ışıklarını görüyor. Hatta perde arkasındaki hareketliliği bile takip ediyor. O yüzden siyasetçiye düşen şey çok basit: LAFI BIRAK, HESABI GÖSTER. SLOGANI BIRAK, İCRAATI GÖSTER. “HALK İÇİN” DEMEYİ BIRAK, HALK İÇİN NE YAPTIĞINI GÖSTER. Gerisi mi? Gerisi zaten sandıkta çıkar.  
Ekleme Tarihi: 09 Eylül 2026 -Çarşamba

Özgür Özel doğruları konuşmuyor! AKP'ye hizmet ediyor

Kabuk değiştiren ve çoğunun heybeleri zaten parayla, malla, mülkle dolu olan Yeni Parti ekibi halkı ve seçmenlerini kandırıyor.

Hala bilmemkaç tane belediyenin sahibi olan, bilmemkaç tane milletvekili olan Yeni Parti "tam takır kuru bakır" kalmışmış.

...ve şu ana kadar yapılan bağışlarla 600 milyonun üzerinde para toplamış görünüyor, otobüs bu parayla alınmış, genel merkez bu paralarla yapılmış.

Yerse...

Herşeye doymuş olan bu siyasiler sizce milleti düşünür mü?
Hele milletvekillerinin umurunda olur mu, olmaz...

AKP 25 yıldır iktidarda, bunlar da 50 yıldır belediyelere çöreklenmiş vaziyette, eş-dost, akraba, çoluk çocuk ahbap, yerel yönetimlerdeyken nasıl oluyormuş tam takır kurubakır olmak...

ÖZGÜR ÖZEL ISRARLA ADALET VE KALKINMA PARTİSİ VE AK PARTİ DİYOR?

Eeey Özgür Özel sizi destekleyen medyalar ve seçmenleriniz iktidar partisine AKP derken, sen niye Ak Parti ve Adalet ve Kalkınma Partisi diyorsun, yoksa Tayyip amcan mı kızıyor?

Eeey Özgür Özel bu ülkede Kürt sorunu yokken, PKK sorunu varken, niye ısrarla "Kürt sorunu vardır" diyorsun!

Neden PKK yasasına evet dediniz, Kürt oyları için mi yoksa, Tayyip amcanı, Devlet amcanı kızdırmamak için mi?

Senin de, ekibinizin de bu ülkenin sorunlarından zerre kadar umrunuz varsa ben de taş olayım iyi mi? Taş olup kesileyim oldu mu canım?

Ama çok güzel rol kesiyor, durumları çok güzel değerlendiriyor, fırsatları da hiç kaçırmıyorsun, kaçırmıyorsunuz!

 

EVET KONUYU TAM OLARAK ANLADINIZ AMA BAŞA SARALIM VE İYİCE ANLAŞILSIN!

 

Siyaset sahnesinde yine perde açıldı, oyuncular değişti ama senaryo nedense pek değişmedi.

Bir bakıyorsun dünün aktörleri bugün başka bir kostümle sahnede, ama cepler aynı cep, hesaplar aynı hesap, söylemler de dönüp dolaşıp aynı kapıya çıkıyor.

Kabuk değiştiriliyor, tabela değiştiriliyor, slogan değiştiriliyor; fakat vatandaşın gözünden kaçmayan o eski alışkanlıklar bir türlü değişmiyor.

Üstelik ortaya atılan iddialara bakılırsa, yıllardır siyasetin ve yerel yönetimlerin çeşitli kademelerinde bulunan isimlerin bugün çıkıp “Biz sıfırdan başlıyoruz” demesi de insanın ister istemez kaşını kaldırmasına neden oluyor.

“TAM TAKIR KURU BAKIR” MASALI

Yeni Parti cephesinden yükselen “tam takır kuru bakırız” söylemi de işte tam burada tartışmanın göbeğine oturuyor.

Yahu kardeşim, yıllardır belediyelerde siyaset yapmışsın, milletvekilleri çıkarmışsın, örgütlerin olmuş, siyasi ağların olmuş; şimdi de çıkıp “Bizim hiçbir şeyimiz yok” diyorsun.

Vatandaş da doğal olarak soruyor: “Nasıl yani?”

Bir insanın cebinde para olmayabilir, eyvallah.

Ama koskoca siyasi organizasyonun geçmişi, kadroları, belediyeleri ve siyasi bağlantıları varken “sıfır kilometre araç” muamelesi yapmak biraz fazla cilalı bir hikâye olmuyor mu?

600 MİLYONLUK SORU İŞARETİ

Öte yandan, bugüne kadar yapılan bağışların 600 milyon liranın üzerine çıktığı yönündeki iddialar da tartışmanın başka bir boyutunu oluşturuyor.

Bu paraların nasıl toplandığı, nerelere harcandığı ve hangi harcamanın hangi kaynaktan karşılandığı konusunda kamuoyunun kafasında soru işaretleri varsa, yapılacak en doğru iş lafı dolandırmak değil, hesapları ortaya koymaktır.

Çünkü siyaset meydanı kahvehane masası değil.

“Abi güven bize” deyip geçilecek yer hiç değil.

Vatandaşın parasından, bağışından, vergisinden veya siyasi desteğinden söz ediliyorsa mesele nettir: Şeffaflık!

Para nereden geldi?

Nereye gitti?

Otobüs nasıl alındı?

Genel merkez nasıl yapıldı?

Kim ne kadar bağış yaptı?

Bunların cevabı açık açık verildiğinde zaten dedikodu da susar, polemik de biter.

SİYASETİN “HEPSİ HALK İÇİN” MASALI

Gelelim asıl meseleye.

Siyasette yıllarca koltukta oturanların bir süre sonra halkın gerçek hayatından kopması yeni bir hikâye değil.

Vatandaş pazarda domatesin fiyatına bakarken, bazı siyasetçiler hâlâ siyasi satranç tahtasında hangi taşı nereye sürerse daha fazla puan kazanacağını hesaplıyor.

Bir tarafta ay sonunu getirmeye çalışan emekli var.

Bir tarafta çocuğunun okul masrafını düşünen anne baba var.

Bir tarafta kira, elektrik, doğalgaz ve mutfak masrafıyla boğuşan milyonlar var.

Diğer tarafta ise siyasi hesaplar, koltuk hesapları, ittifak hesapları ve “hangi seçmenden kaç oy gelir?” hesabı dönüyor.

Sonra da çıkıp “Milleti düşünüyoruz” deniliyor.

YERSEN!

İşte burada insanın aklına o meşhur laf geliyor: YERSEN!

Çünkü vatandaş artık siyasi nutukların gramajını da, ambalajını da, içindeki malzemeyi de biliyor.

Eskisi gibi her parlak cümleye alkış tutmuyor.

“Millet için buradayız” denildiğinde önce “Peki kardeşim, bugüne kadar ne yaptınız?” diye soruyor.

Ve bu soru, siyasetin en sevmediği sorulardan biri.

ÖZGÜR ÖZEL’E ASIL SORU

Özgür Özel’e yönelik eleştirilerin önemli bir bölümü de burada düğümleniyor.

Özel’in bazı konulardaki söylemlerinin iktidarın işine yaradığı yönündeki eleştiriler elbette siyasi bir yorumdur.

Ama siyasetçi açısından mesele yalnızca ne söylediği değil, hangi zeminde ve hangi sonuç doğuracak şekilde söylediğidir.

Çünkü muhalefet yapıyorum derken iktidarın ekmeğine yağ sürmek diye bir siyasi paradoks da vardır.

Hani topu rakip kaleye götüreyim derken yanlışlıkla kendi kalene bırakırsın ya...

İşte siyaset bazen tam olarak böyle bir oyun.

“AK PARTİ” Mİ, “AKP” Mİ?

Özgür Özel’in “Adalet ve Kalkınma Partisi” ve “AK Parti” ifadelerini kullanması üzerinden yapılan eleştiriler de bu çerçevede değerlendirilebilir.

Siyasette kullanılan kelimeler bazen yalnızca kelime değildir.

Bir kelime tercihinin bile siyasi iletişim açısından mesaj taşıdığı düşünülür.

Ancak buradan hareketle “Birileri kızıyor da ondan böyle söylüyor” sonucuna atlamak ise kanıtlanması gereken ayrı bir iddiadır.

Yani lafı gediğine koymak başka, kafadan senaryo yazmak başka.

KÜRT SORUNU MU, PKK SORUNU MU?

Bir diğer tartışma başlığı ise “Kürt sorunu” ve PKK meselesi.

Bu konuda kullanılan kavramlar Türkiye’de yıllardır siyasi tartışmaların merkezinde bulunuyor.

Kimin neyi “sorun” olarak tanımladığı, hangi çözüm modelini savunduğu ve hangi siyasi hesabı yaptığı kamuoyunda doğal olarak tartışılıyor.

Ancak burada da slogan atmak yerine açık konuşmak gerekiyor.

Kürt vatandaşların demokratik, ekonomik ve sosyal talepleri başka bir mesele; PKK’nın silahlı eylemleri ve terör sorunu başka bir mesele.

İkisini aynı torbaya atıp sonra torbanın ağzını bağlamak, meseleyi çözmüyor.

Tam tersine, ortalığı daha da karıştırıyor.

SİYASETTE ROL MÜ, GERÇEK Mİ?

İşte vatandaşın asıl yorulduğu nokta tam burası.

Siyasetçiler kameranın karşısına geçtiğinde başka, kapalı kapılar ardında başka konuşuyorsa milletin kafasında ister istemez soru işareti oluşuyor.

Bugün söylediğinin yarın tam tersini savunan siyasetçiyi vatandaş da unutmuyor.

Çünkü milletin hafızası sandıkta çalışıyor.

Kimi siyasetçi bunu seçimden seçime hatırlıyor.

Vatandaş ise her gün hatırlıyor.

KOLTUK DÖNER, SİYASET DÖNER, VATANDAŞ NOTUNU VERİR

Siyasetin garip bir matematiği var.

Koltuklar değişiyor.

Partiler değişiyor.

Sloganlar değişiyor.

Logolar değişiyor.

Ama bazı isimler bir şekilde hep sahnenin bir köşesinde kalmayı başarıyor.

Vatandaş da uzaktan bakıp “Yahu arkadaş, bu film daha önce oynanmadı mı?” diye soruyor.

İşte siyasetin en büyük problemi de burada başlıyor.

Halk artık dekorla değil, sonuçla ilgileniyor.

Kimin hangi cümleyi ne kadar yüksek sesle söylediği değil, hangi sorunu gerçekten çözdüğü önem kazanıyor.

SON SÖZ: MİLLET ARTIK “YERSEN” DEMİYOR, “GÖSTER” DİYOR

Siyasetçilerin artık vatandaştan beklediği şey körü körüne inanmaksa, o devir çoktan kapandı.

Vatandaş belge istiyor.

Hesap istiyor.

Şeffaflık istiyor.

Samimiyet istiyor.

Ve en önemlisi, söylediğinle yaptığının birbirini tutmasını istiyor.

Çünkü millet artık siyasi cilayı görüyor.

Ambalajı görüyor.

Sahne ışıklarını görüyor.

Hatta perde arkasındaki hareketliliği bile takip ediyor.

O yüzden siyasetçiye düşen şey çok basit:

LAFI BIRAK, HESABI GÖSTER.

SLOGANI BIRAK, İCRAATI GÖSTER.

“HALK İÇİN” DEMEYİ BIRAK, HALK İÇİN NE YAPTIĞINI GÖSTER.

Gerisi mi?

Gerisi zaten sandıkta çıkar.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ege7gun.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.