Yeni Parti Aydın İl Başkanı Hikmet Saatçı, “aday olmayacağım” mesajı verdi. Ancak Aydın siyasetindeki geçmişi, yaşanan kırılmalar ve siyasi kulislerdeki ağırlığı, bu kararın gerçekten bir veda mı yoksa yeni bir dönemin başlangıcı mı olduğu sorusunu beraberinde getiriyor.
HİKMET SAATÇI’NIN SİYASETİ BİR “BUZDAĞI” HİKÂYESİ
Hikmet Saatçı, sıradan bir siyaset figüründen öte, tam anlamıyla siyasal bir hikâyedir.
Hatta onun siyasi geçmişi, birkaç gazete haberiyle anlatılabilecek kadar kısa değildir. Bir romanın sayfaları arasında yer alabilecek kadar inişli çıkışlı, kulisleri ve kırılma noktaları bol bir siyasi serüvenden söz ediyoruz.
Yaşı ilerledi, geçtiğimiz aylarda rahatsızlandı ve stress altında kaldı, meclislerde gezdi, havasız ortamlarda, kalabalıklarda laf anlatmaya çalıştı!
Hatta BŞB Meclisinde oturacak yer bile bulamadı!
Bugün “aday olmayacağım” diyen Hikmet Saatçı'nın geçmişine baktığımızda ise karşımıza yalnızca bugünün fotoğrafı çıkmıyor.
Tam tersine…
Bir buzdağı gibi, görünenin altında çok daha büyük bir siyasi geçmiş duruyor.
Aydın siyasetinde bazı isimler vardır; yaptıkları açıklamalar kadar, açıklamadıkları da önemlidir.
Bazı isimlerin attığı adımlar manşet olur.
Bazılarının ise atmadığı adımlar bile kulis konusu haline gelir.
Hikmet Saatçı da ikinci gruba giren siyasetçilerden biri.
Çünkü onun siyasi hikâyesini yalnızca bugün söylediği bir cümle üzerinden okumak, büyük resmi kaçırmak anlamına gelebilir.
ÇERÇİOĞLU'NUN AKP'YE GEÇİŞİYLE DEĞİŞEN KADER
Onyıllarca birlikte yol yürüdüğü Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun AKP'ye geçişi, Aydın siyasetinde yalnızca bir siyasi parti değişikliği olarak değerlendirilmedi.
Bu değişimin ardından birçok siyasi aktörün dengesi yeniden şekillendi.
Hikmet Saatçı'nın siyasi hayatında yaşanan gelişmeler de bu süreçte ayrı bir başlık olarak ortaya çıktı.
Kendisinin çevresinde ve siyasi geçmişinde yaşanan gelişmeler, çocuklarının işten çıkarılması ve partisinin butlanla ele geçirilmesi gibi konular, Saatçı'nın siyasi yolculuğundaki kırılma noktalarını daha da görünür hale getirdi.
Ve şimdi…
Saatçı çıkıyor ve:
“Aday olmayacağım.”
diyor.
İşte tam da burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Gerçekten bırakıyor mu?
Yoksa bu yalnızca bir siyasi molanın adı mı?
“BIRAKIYORUM” DEMEK, SİYASETTEN ÇEKİLMEK Mİ?
Türk siyasetinde “aday olmayacağım” cümlesi her zaman “siyaseti bırakıyorum” anlamına gelmez.
Bazen bir makamdan çekilmektir.
Bazen yeni bir siyasi pozisyonun hazırlığıdır.
Bazen de siyasetin biraz gerisinde durup gelişmeleri izlemektir.
Çünkü siyaset yalnızca kürsülerde, seçim meydanlarında ve parti binalarında yapılmaz.
Siyasetin bir de görünmeyen tarafı vardır.
Telefon görüşmeleri…
Kulisler…
Eski dostluklar…
Yeni ittifaklar…
Beklenmedik ayrılıklar…
Ve bütün bunların arasında değişen siyasi dengeler.
Hikmet Saatçı'nın hikâyesini ilginç hale getiren de tam olarak burasıdır.
SİYASETİN SIĞ SULARINDA DERİN BİR HİKÂYE
Siyasetin sığ sularında çalkalanan gündelik polemiklerin ötesinde, devlet aklının, siyasi tecrübenin ve bürokratik hafızanın sessiz ama derin bir işleyişi vardır.
Hikmet Saatçı'nın siyasi profilini tek bir kavramla anlatmak gerekirse, bunun adı “Aysberg”, yani buzdağı olabilir.
Çünkü Aydın kamuoyunun gördüğü Hikmet Saatçı ile siyasi geçmişinin tamamı aynı şey değildir.
Suyun üzerinde görünen bölüm küçüktür.
Asıl mesele ise suyun altında kalan kısımdadır.
Ve siyaset tam da burada başlar.
Bir siyasetçinin bugün söylediği söz kadar, dün yaptığı hamleler de önemlidir.
Dün yaşananların bugün alınan kararlar üzerindeki etkisini anlamadan, yarının siyasi tablosunu okumak kolay değildir.
KENDİ ÇUKURUNU KAZANLAR…
Siyasette hamle yapanların, rakiplerini küçümseyenlerin veya gizli rekabetlere girişenlerin kendi açtıkları çukurlara düşmesi, bu dünyanın doğal dinamiklerinden biridir.
Çünkü siyaset uzun soluklu bir oyundur.
Bugün yanınızda duran kişi yarın karşınızda olabilir.
Bugün rakip gördüğünüz bir isim, yarın aynı masada oturabileceğiniz kişi haline gelebilir.
Bugün önemsiz görünen bir siyasi karar ise yıllar sonra bambaşka bir anlam kazanabilir.
İşte bu nedenle siyasette yalnızca “kim ne söyledi?” sorusu sorulmaz.
Asıl soru şudur:
“Neden şimdi açıkladı?”
Hikmet Saatçı'nın “aday olmayacağım” açıklamasını da bu açıdan değerlendirmek gerekiyor.
MÜTEVAZI AMA KARARLI BİR PROFİL
Saatçı'nın siyasi çizgisinde dikkat çeken bir başka unsur ise çatışmacı bir siyasi dilden ziyade daha kontrollü ve ölçülü bir temsil anlayışıdır.
Toplumun farklı kesimleriyle temas kurabilen, ideolojik sınırların ötesinde karşılık bulmaya çalışan bir siyaset tarzı, onu Aydın siyasetinde farklı bir noktaya taşıdı.
Bu tarz siyaset, ilk bakışta sessiz görünebilir.
Fakat sessizlik her zaman güçsüzlük değildir.
Bazen sessizlik, uzun yıllar boyunca biriktirilmiş siyasi tecrübenin sonucudur.
Bazen de kişinin söyleyeceklerinden çok, söylemediklerinin daha önemli olduğunu gösterir.
HİKMET SAATÇI BİR SİYASETÇİDEN FAZLASI…
Hikmet Saatçı'yı yalnızca bir parti yöneticisi veya bir siyasi aktör olarak değerlendirmek eksik kalır.
O, Aydın siyasetinin farklı dönemlerine tanıklık etmiş bir isim olarak adeta siyasi bir ansiklopedi gibidir.
Kim nereden geldi?
Kim kiminle yürüdü?
Kim hangi dönemde hangi safta yer aldı?
Hangi siyasi kararlar hangi sonuçları doğurdu?
Hangi dostluklar zaman içinde rekabete dönüştü?
Bütün bu soruların cevapları, Aydın siyasetinin görünmeyen hafızasında saklı.
Saatçı'nın en önemli özelliklerinden biri de belki burada ortaya çıkıyor:
Siyasetin hafızasını taşıyan isimlerden biri olması.
ŞİMDİLİK PERDE Mİ KAPANIYOR?
Bugün Hikmet Saatçı “aday olmayacağım” diyorsa, elbette bu sözün kendi içinde bir karşılığı vardır.
Ancak siyaset, kesin vedaların bile bazen yeni başlangıçlara dönüştüğü bir alandır.
Bu nedenle “Hikmet Saatçı siyaseti tamamen bırakıyor” demek için henüz erken olabilir.
Belki gerçekten bir dönem kapanıyor.
Belki yeni bir sayfa açılıyor.
Belki de yalnızca bir adım geriye çekilip siyasetin nasıl şekilleneceğini izlemeyi tercih ediyor.
Fakat şurası kesin:
Hikmet Saatçı'nın siyasi hikâyesi, tek bir adaylık kararıyla sona erecek kadar basit değil.
Çünkü bazı siyasetçiler makamlarıyla anılır.
Bazıları ise bıraktıkları izlerle…
VE SON SÖZ…
Aydın siyasetinde bugün birçok isim gündemde olabilir.
Yeni ittifaklar kurulabilir, eski dengeler değişebilir, yeni aktörler sahneye çıkabilir.
Fakat siyasi hafıza kolay silinmez.
Hikmet Saatçı'nın hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye.
Suyun üzerinde görünen kısmı herkesin görebileceği kadar açık.
Ama suyun altında kalan bölüm?
İşte orası hâlâ “gizemli.”
Belki de bu yüzden Hikmet Saatçı için en doğru tanımlama hâlâ değişmedi:
Siyasetin şanssız, otoriter ve babacan abisi…
“GİZEMLİ” BAŞKAN HİKMET SAATÇI.
Ve belki de bugün söylediği “bırakıyorum” sözü, gerçekten bir son değil…
Sadece şimdilik bir virgüldür.
