Ümit Yeşildağ
Köşe Yazarı
Ümit Yeşildağ
 

Millet AKP ve Yeni Parti'ye kapıları kapattı!

Yeni Parti rüzgârı mı dediniz, evet ama o kalabalıkların büyük bir kısmı perişan olan, artık intihara kadar giden trajediler, sokakta yatanlar, evine etin her türlüsünün girmediği emeklilerden oluşuyor! Sanki tek ihtiyaçları gıdaymış gibi perişan olan bu kesimin hakettikleri maaşlara kavuşmasına bile kulaklarını tıkayan, artık bu milletten tamamen kopan AKP iktidarı ise hergün yeni bir yolsuzluk olayıyla karşımıza geliyor! Özgür Özel iyi niyetli ve yeni olabilir ama kadrosu çok eski, millet artık tertemiz insanlar istiyor, kuruşun hesabını verecek siyasetçileri özledi, dolayısıyla Yeni Parti'nin Aydın kadrolarına bakınca bunları göremiyoruz! İnsan madem Yeni Parti'nin Aydın kadroları böyle, hepsi böyledir diye düşünmeden edemiyor. Peki bu durumda sosyal demokrat, sol seçmen kime oy verecek diye insanın aklına gelmiyor değil, alternatifleri var mı? Elbette var, hem de bir sürü En önemli alternatifi ise İşçi Partisi, Komünist Parti başta geliyor, ben önümüzdeki seçimde İşçi Partisi'nin büyük bir oy patlaması yapacağını düşünüyorum! Filmi başa saralım ve daha entelektüel bir dille iyice anlatalım ki, tam olarak anlaşılsın! Siyasette bazen rüzgâr eser, meydanlar dolar, mikrofonlar susmaz, sloganlar gökyüzüne yükselir. Fakat sandık geldiğinde bütün o gürültü bir anda yerini çok daha sessiz ve acımasız bir soruya bırakır: Millet gerçekten ne istiyor? Bugün emeklinin mutfağına baktığınızda, çalışanın maaş hesabına baktığınızda, gençlerin gelecek kaygısını dinlediğinizde karşınıza yalnızca siyasi sloganlardan ibaret bir tablo çıkmıyor. Hayat pahalılığı, barınma, geçim sıkıntısı ve ekonomik beklentiler siyasetin üzerinde ağır bir gölge oluşturuyor. Yeni Parti’nin mitinglerinde ve toplantılarında görülen kalabalıklar da bu açıdan okunabilir. Ancak bu kalabalıkların tamamını tek bir siyasi kimlikle açıklamak mümkün değil. Ekonomik sıkıntı yaşayan emeklilerden geçim derdi çeken vatandaşlara kadar geniş bir kesimin siyasetten beklentisi artık çok daha somut: Geçinebilecek bir hayat, güvenilir bir yönetim ve hesabı verilebilir bir siyaset. Sandıkta slogan değil, hayatın kendisi konuşacak Vatandaşın cebindeki para erirken siyasetçinin kürsüde söylediği büyük lafların ağırlığı da ister istemez azalıyor. Çünkü vatandaş artık yalnızca “Ne söyledin?” diye bakmıyor. “Ne yaptın?” “Kimlerle yaptın?” “Bunun hesabını nasıl verdin?” Ve belki de en önemlisi: “Benim hayatımda ne değişti?” İşte siyasetin asıl sınavı burada başlıyor. AKP iktidarı açısından da tablo yalnızca seçim meydanlarından ibaret değil. İktidarın ekonomi politikaları, hayat pahalılığı ve kamuoyuna yansıyan çeşitli yolsuzluk iddiaları üzerinden yürüyen tartışmalar, seçmenin değerlendirmesine konu oluyor. Ancak herhangi bir yolsuzluk iddiasının kesinleşmiş bir gerçek gibi sunulmaması gerektiğini de özellikle belirtmek gerekiyor. Siyasette iddia başka, belge başka, mahkeme kararı bambaşka bir şeydir. Fakat vatandaşın algısı açısından bakıldığında, sürekli tartışma üreten bir siyasi atmosferin toplumdaki güven duygusunu yıpratması da şaşırtıcı değildir. Yeni Parti’nin önündeki asıl sınav Özgür Özel’in siyasi kariyerinin görece yeni döneminde güçlü bir muhalefet dili kurmaya çalıştığı görülüyor. Ancak burada başka bir soru ortaya çıkıyor: Yeni söylem, eski kadrolarla ne kadar yeni olabilir? İşte meselenin bam teli tam da burası. Bir partinin tabelasını değiştirmek, birkaç yeni slogan üretmek veya meydanları doldurmak tek başına siyasi yenilenme anlamına gelmez. Vatandaş artık vitrinden çok depoya bakıyor. Vitrin pırıl pırıl olabilir ama depoda eski mallar duruyorsa, müşteri bir süre sonra bunun farkına varır. Siyasetin de kendine göre bir muhasebesi var. Vatandaş artık “Kim kimi tanıyor?” sorusundan çok, “Kim gerçekten iş yapacak?” sorusuna cevap arıyor. Aydın’da eski isimler, yeni beklentiler Aydın açısından mesele daha da ilginç. Çünkü Aydınlı seçmenin siyasi hafızası güçlüdür. Kim ne söyledi, kim ne yaptı, kim hangi dönemde nerede durdu, kim seçimden seçime vatandaşın kapısını çaldı; bunların tamamı bir şekilde hafızada kalır. Dolayısıyla Ankara'daki büyük siyasi söylemlerin Aydın'a geldiğinde aynı etkiyi yaratması her zaman mümkün değil. Aydınlı vatandaşın önüne yalnızca parti logosu koyup “Bize güvenin” demek yetmez. Neden güvenelim? İşte cevaplanması gereken soru budur. Yeni Parti’nin Aydın kadroları konusunda yapılan eleştirilerin temelinde de bu sorgulama yatıyor. Bir siyasi yapı “yeniyiz” diyorsa, vatandaş doğal olarak kadrolarına bakar. Yeni mi? Eski mi? Aynı isimler mi? Aynı yöntemler mi? Aynı siyasi hesaplar mı? Yoksa gerçekten yeni bir anlayış mı? Bunların cevabı verilmeden “Yeni” tabelasını asmak, biraz eski dükkâna yeni tabela takmaya benziyor. AKP’ye tepki, otomatik olarak Yeni Parti’ye oy demek değil Burada önemli bir ayrıntıyı da atlamamak gerekiyor. AKP’ye yönelik tepki gösteren herkesin otomatik olarak Yeni Parti’ye yöneleceğini düşünmek siyasi açıdan fazla kolaycı bir yaklaşım olur. Aynı şekilde Yeni Parti’ye yönelik eleştirisi bulunan herkesin AKP’ye destek vereceğini düşünmek de aynı derecede yanlış olur. Seçmenin tercihleri tek renk değildir. Sandık dediğiniz şey, birbirinden farklı beklentilerin aynı kutuya sığmaya çalıştığı büyük bir siyasi muhasebe masasıdır. Bir vatandaş ekonomik nedenlerle iktidara tepki gösterebilir ama muhalefetin kadrolarını yeterli bulmayabilir. Başka bir vatandaş iktidarın politikalarını eleştirirken muhalefetin bazı söylemlerini de benimsemeyebilir. Bir başkası ise hiçbir partiye kendisini yakın hissetmeyebilir. Dolayısıyla siyasetin matematiği, sosyal medyanın matematiğine benzemez. Sosyal medyada bir video milyon izlenir, sandıkta ise tek bir oy pusulası çıkar. Millet artık “hesabını ver” diyor Bugünün seçmeninin en önemli taleplerinden biri de şeffaflık. Kim olursa olsun. AKP'li, CHP'li, Yeni Partili, başka partili… Vatandaşın beklentisi aynı: Kamu kaynağını kullanıyorsan hesabını ver. Görev aldıysan yaptıklarını anlat. Yanlış yaptıysan kabul et. Kamuoyunu kandırdıysan bunun siyasi bedelini göze al. Çünkü vatandaş artık siyasette “abi bizim çocuk” döneminin sona ermesini istiyor. Parti rozeti, akrabalık, dostluk, hemşehrilik, eski teşkilat bağlantıları… Bunların tamamı seçmenin gözünde eski cazibesini kaybediyor. İnsanlar artık liyakat görmek istiyor. Dürüstlük görmek istiyor. İş bilen insan görmek istiyor. Ve en önemlisi, kendisine tepeden bakmayan siyasetçi görmek istiyor. Özgür Özel’in önündeki soru işareti Özgür Özel açısından asıl mesele de burada düğümleniyor. Sadece AKP’yi eleştirmek yetmez. Muhalefetin kendisini de eleştirebilmesi gerekiyor. Çünkü vatandaşın karşısına sürekli “Onlar kötü” diyerek çıkarsanız bir süre sonra seçmen size dönüp çok basit bir soru sorar: “Peki siz ne yapacaksınız?” İşte o soruya verilecek cevap, bütün siyasi gösterinin kaderini değiştirebilir. Kalabalık meydanlar elbette önemlidir. Alkışlar da önemlidir. Sloganlar da önemlidir. Ama bunların hepsi bir yana, vatandaşın mutfağında tencere kaynamıyorsa siyasi retoriğin cilası kısa sürede dökülür. Siyaset biraz da böyle bir şeydir. Kürsüde mikrofon vardır, evde hesap makinesi. Kürsüde slogan vardır, pazarda fiyat etiketi. Kürsüde alkış vardır, emeklinin banka hesabında rakam. Ve sonunda bütün yollar sandığa çıkar. Artık vatandaş vitrinden çok mutfağa bakıyor Türkiye'nin siyasi atmosferinde hangi partinin ne kadar kalabalık topladığı elbette gündem yaratabilir. Ama asıl mesele, o kalabalığın sandığa nasıl yansıyacağıdır. Bunu bugünden kesin biçimde söylemek mümkün değil. AKP'nin de Yeni Parti'nin de diğer siyasi yapıların da önünde aynı temel sınav bulunuyor: Vatandaşın güvenini kazanmak. Çünkü seçmen artık siyasi vitrinin ışıklarına değil, arka odadaki hesap defterine bakıyor. Ve o defterin sayfaları açıldığında kim ne yaptı, kim ne söyledi, kim neyin sözünü verdi; hepsi tek tek ortaya çıkacak. Siyasetin cambazlığı burada bitiyor. Sandık burada başlıyor.
Ekleme Tarihi: 26 Eylül 2026 -Cumartesi

Millet AKP ve Yeni Parti'ye kapıları kapattı!

Yeni Parti rüzgârı mı dediniz, evet ama o kalabalıkların büyük bir kısmı perişan olan, artık intihara kadar giden trajediler, sokakta yatanlar, evine etin her türlüsünün girmediği emeklilerden oluşuyor!

Sanki tek ihtiyaçları gıdaymış gibi perişan olan bu kesimin hakettikleri maaşlara kavuşmasına bile kulaklarını tıkayan, artık bu milletten tamamen kopan AKP iktidarı ise hergün yeni bir yolsuzluk olayıyla karşımıza geliyor!

Özgür Özel iyi niyetli ve yeni olabilir ama kadrosu çok eski, millet artık tertemiz insanlar istiyor, kuruşun hesabını verecek siyasetçileri özledi, dolayısıyla Yeni Parti'nin Aydın kadrolarına bakınca bunları göremiyoruz!

İnsan madem Yeni Parti'nin Aydın kadroları böyle, hepsi böyledir diye düşünmeden edemiyor. Peki bu durumda sosyal demokrat, sol seçmen kime oy verecek diye insanın aklına gelmiyor değil, alternatifleri var mı?

Elbette var, hem de bir sürü
En önemli alternatifi ise İşçi Partisi, Komünist Parti başta geliyor, ben önümüzdeki seçimde İşçi Partisi'nin büyük bir oy patlaması yapacağını düşünüyorum!

Filmi başa saralım ve daha entelektüel bir dille iyice anlatalım ki, tam olarak anlaşılsın!

Siyasette bazen rüzgâr eser, meydanlar dolar, mikrofonlar susmaz, sloganlar gökyüzüne yükselir. Fakat sandık geldiğinde bütün o gürültü bir anda yerini çok daha sessiz ve acımasız bir soruya bırakır: Millet gerçekten ne istiyor?

Bugün emeklinin mutfağına baktığınızda, çalışanın maaş hesabına baktığınızda, gençlerin gelecek kaygısını dinlediğinizde karşınıza yalnızca siyasi sloganlardan ibaret bir tablo çıkmıyor. Hayat pahalılığı, barınma, geçim sıkıntısı ve ekonomik beklentiler siyasetin üzerinde ağır bir gölge oluşturuyor.

Yeni Parti’nin mitinglerinde ve toplantılarında görülen kalabalıklar da bu açıdan okunabilir. Ancak bu kalabalıkların tamamını tek bir siyasi kimlikle açıklamak mümkün değil. Ekonomik sıkıntı yaşayan emeklilerden geçim derdi çeken vatandaşlara kadar geniş bir kesimin siyasetten beklentisi artık çok daha somut: Geçinebilecek bir hayat, güvenilir bir yönetim ve hesabı verilebilir bir siyaset.

Sandıkta slogan değil, hayatın kendisi konuşacak

Vatandaşın cebindeki para erirken siyasetçinin kürsüde söylediği büyük lafların ağırlığı da ister istemez azalıyor.

Çünkü vatandaş artık yalnızca “Ne söyledin?” diye bakmıyor.

“Ne yaptın?”

“Kimlerle yaptın?”

“Bunun hesabını nasıl verdin?”

Ve belki de en önemlisi:

“Benim hayatımda ne değişti?”

İşte siyasetin asıl sınavı burada başlıyor.

AKP iktidarı açısından da tablo yalnızca seçim meydanlarından ibaret değil. İktidarın ekonomi politikaları, hayat pahalılığı ve kamuoyuna yansıyan çeşitli yolsuzluk iddiaları üzerinden yürüyen tartışmalar, seçmenin değerlendirmesine konu oluyor. Ancak herhangi bir yolsuzluk iddiasının kesinleşmiş bir gerçek gibi sunulmaması gerektiğini de özellikle belirtmek gerekiyor.

Siyasette iddia başka, belge başka, mahkeme kararı bambaşka bir şeydir.

Fakat vatandaşın algısı açısından bakıldığında, sürekli tartışma üreten bir siyasi atmosferin toplumdaki güven duygusunu yıpratması da şaşırtıcı değildir.

Yeni Parti’nin önündeki asıl sınav

Özgür Özel’in siyasi kariyerinin görece yeni döneminde güçlü bir muhalefet dili kurmaya çalıştığı görülüyor. Ancak burada başka bir soru ortaya çıkıyor:

Yeni söylem, eski kadrolarla ne kadar yeni olabilir?

İşte meselenin bam teli tam da burası.

Bir partinin tabelasını değiştirmek, birkaç yeni slogan üretmek veya meydanları doldurmak tek başına siyasi yenilenme anlamına gelmez.

Vatandaş artık vitrinden çok depoya bakıyor.

Vitrin pırıl pırıl olabilir ama depoda eski mallar duruyorsa, müşteri bir süre sonra bunun farkına varır.

Siyasetin de kendine göre bir muhasebesi var.

Vatandaş artık “Kim kimi tanıyor?” sorusundan çok, “Kim gerçekten iş yapacak?” sorusuna cevap arıyor.

Aydın’da eski isimler, yeni beklentiler

Aydın açısından mesele daha da ilginç.

Çünkü Aydınlı seçmenin siyasi hafızası güçlüdür. Kim ne söyledi, kim ne yaptı, kim hangi dönemde nerede durdu, kim seçimden seçime vatandaşın kapısını çaldı; bunların tamamı bir şekilde hafızada kalır.

Dolayısıyla Ankara'daki büyük siyasi söylemlerin Aydın'a geldiğinde aynı etkiyi yaratması her zaman mümkün değil.

Aydınlı vatandaşın önüne yalnızca parti logosu koyup “Bize güvenin” demek yetmez.

Neden güvenelim?

İşte cevaplanması gereken soru budur.

Yeni Parti’nin Aydın kadroları konusunda yapılan eleştirilerin temelinde de bu sorgulama yatıyor. Bir siyasi yapı “yeniyiz” diyorsa, vatandaş doğal olarak kadrolarına bakar.

Yeni mi?

Eski mi?

Aynı isimler mi?

Aynı yöntemler mi?

Aynı siyasi hesaplar mı?

Yoksa gerçekten yeni bir anlayış mı?

Bunların cevabı verilmeden “Yeni” tabelasını asmak, biraz eski dükkâna yeni tabela takmaya benziyor.

AKP’ye tepki, otomatik olarak Yeni Parti’ye oy demek değil

Burada önemli bir ayrıntıyı da atlamamak gerekiyor.

AKP’ye yönelik tepki gösteren herkesin otomatik olarak Yeni Parti’ye yöneleceğini düşünmek siyasi açıdan fazla kolaycı bir yaklaşım olur.

Aynı şekilde Yeni Parti’ye yönelik eleştirisi bulunan herkesin AKP’ye destek vereceğini düşünmek de aynı derecede yanlış olur.

Seçmenin tercihleri tek renk değildir.

Sandık dediğiniz şey, birbirinden farklı beklentilerin aynı kutuya sığmaya çalıştığı büyük bir siyasi muhasebe masasıdır.

Bir vatandaş ekonomik nedenlerle iktidara tepki gösterebilir ama muhalefetin kadrolarını yeterli bulmayabilir.

Başka bir vatandaş iktidarın politikalarını eleştirirken muhalefetin bazı söylemlerini de benimsemeyebilir.

Bir başkası ise hiçbir partiye kendisini yakın hissetmeyebilir.

Dolayısıyla siyasetin matematiği, sosyal medyanın matematiğine benzemez.

Sosyal medyada bir video milyon izlenir, sandıkta ise tek bir oy pusulası çıkar.

Millet artık “hesabını ver” diyor

Bugünün seçmeninin en önemli taleplerinden biri de şeffaflık.

Kim olursa olsun.

AKP'li, CHP'li, Yeni Partili, başka partili…

Vatandaşın beklentisi aynı:

Kamu kaynağını kullanıyorsan hesabını ver.

Görev aldıysan yaptıklarını anlat.

Yanlış yaptıysan kabul et.

Kamuoyunu kandırdıysan bunun siyasi bedelini göze al.

Çünkü vatandaş artık siyasette “abi bizim çocuk” döneminin sona ermesini istiyor.

Parti rozeti, akrabalık, dostluk, hemşehrilik, eski teşkilat bağlantıları…

Bunların tamamı seçmenin gözünde eski cazibesini kaybediyor.

İnsanlar artık liyakat görmek istiyor.

Dürüstlük görmek istiyor.

İş bilen insan görmek istiyor.

Ve en önemlisi, kendisine tepeden bakmayan siyasetçi görmek istiyor.

Özgür Özel’in önündeki soru işareti

Özgür Özel açısından asıl mesele de burada düğümleniyor.

Sadece AKP’yi eleştirmek yetmez.

Muhalefetin kendisini de eleştirebilmesi gerekiyor.

Çünkü vatandaşın karşısına sürekli “Onlar kötü” diyerek çıkarsanız bir süre sonra seçmen size dönüp çok basit bir soru sorar:

“Peki siz ne yapacaksınız?”

İşte o soruya verilecek cevap, bütün siyasi gösterinin kaderini değiştirebilir.

Kalabalık meydanlar elbette önemlidir.

Alkışlar da önemlidir.

Sloganlar da önemlidir.

Ama bunların hepsi bir yana, vatandaşın mutfağında tencere kaynamıyorsa siyasi retoriğin cilası kısa sürede dökülür.

Siyaset biraz da böyle bir şeydir.

Kürsüde mikrofon vardır, evde hesap makinesi.

Kürsüde slogan vardır, pazarda fiyat etiketi.

Kürsüde alkış vardır, emeklinin banka hesabında rakam.

Ve sonunda bütün yollar sandığa çıkar.

Artık vatandaş vitrinden çok mutfağa bakıyor

Türkiye'nin siyasi atmosferinde hangi partinin ne kadar kalabalık topladığı elbette gündem yaratabilir.

Ama asıl mesele, o kalabalığın sandığa nasıl yansıyacağıdır.

Bunu bugünden kesin biçimde söylemek mümkün değil.

AKP'nin de Yeni Parti'nin de diğer siyasi yapıların da önünde aynı temel sınav bulunuyor:

Vatandaşın güvenini kazanmak.

Çünkü seçmen artık siyasi vitrinin ışıklarına değil, arka odadaki hesap defterine bakıyor.

Ve o defterin sayfaları açıldığında kim ne yaptı, kim ne söyledi, kim neyin sözünü verdi; hepsi tek tek ortaya çıkacak.

Siyasetin cambazlığı burada bitiyor.

Sandık burada başlıyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ege7gun.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.