Aydın kökenli siyasetçilerin korumasıyla, hergün servetlerine servet katan Aydın'ın yerlisi gazeteciler ve adeta kemikleşmiş reklam ajansları paraya para demiyor.
Adeta Mafialaşan ve her gittiğimiz yerde duyduğumuz 1-2 Reklam ajansı ve medya ismi, Aydın ilinde yapılan siyasetçi kafatasçılığını, hemşehriciliği gözler önüne serdi.
Onyıllardır köşe başlarını tutmuş bazı kişilerse inanılmaz servetler yapıyorlar, kimilerinin şirketi var, kimileri ise şirketlerde yönetim kurulu üyesi, üç kuruşluk haber ajansı maaşıyla olmayacak serveti yapan bu gazetecileri kimler koruyor?
Öte yandan bu durumun aksine PKK'lılar tarafından ticareti ele geçirilen Aydın'a hiçbir siyasetçi de sesini çıkarmıyor, sözünü dahi etmiyor!..
Aydın'da reklam ve medya Mafiası mı var?
Aydın’da Herkes Aynı İsimleri Konuşuyor
Aydın’da yıllardır değişmeyen bir manzara var.
Bir iş yapılacaksa, bir reklam verilecekse, bir ihale çıkacaksa, bir tanıtım kampanyası hazırlanacaksa, şehirde herkes dönüp dolaşıp aynı birkaç ismi konuşuyor.
Sanki görünmez bir pusula var.
İbre nereye dönerse dönsün, sonunda yine aynı kapıya çıkıyor.
Küçük bir şehirde bazı isimlerin büyümesi normaldir.
Ama bazı isimler öyle büyüyor ki, artık bir reklam ajansı değil; yarı zamanlı bir holding, tam zamanlı bir nüfuz merkezi gibi davranıyor.
Bir bakıyorsunuz, aynı isim belediyenin işini almış.
Bir bakıyorsunuz, aynı isim bir şirketin danışmanı olmuş.
Sonra başka bir yerde karşınıza çıkıyor.
Bir yönetim kurulunda.
Bir şirket ortaklığında.
Bir medya grubunda.
Bir internet sitesinde.
Bir reklam kampanyasında.
Derken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Bu şehirde başarı gerçekten bu kadar mı tesadüf?
Küçük Şehrin Büyük Oyunu
Aydın dışarıdan bakıldığında sakin bir şehir gibi görünür.
Ama şehrin görünmeyen tarafında, sessiz bir satranç tahtası vardır.
Taşlar aynı.
Oyuncular aynı.
Sadece hamleler değişir.
Bir gün bir gazeteci başka bir kurumun yönetiminde çıkar karşınıza.
Ertesi gün bir reklam ajansı, şehrin en büyük işlerini toplamış olur.
Sonra aynı isimler bir davette, bir açılışta, bir yemekte, bir protokol masasında yan yana oturur.
Şehir küçük olduğu için herkes birbirini tanır.
Ama bazen mesele tanışmak değildir.
Mesele, aynı masada oturabilmektir.
Çünkü bazı şehirlerde başarı çok çalışarak gelir.
Bazı şehirlerde ise doğru kapıyı çalarak.
Aydın’da yıllardır konuşulan da tam olarak budur.
Reklam Pastası Büyüdü, Dilimler Değişmedi
Eskiden bir şehirde reklam denince birkaç tabela, birkaç gazete ilanı akla gelirdi.
Şimdi işler değişti.
Sosyal medya var.
İnternet siteleri var.
Tanıtım filmleri var.
Kurumsal danışmanlıklar var.
Ve en önemlisi, büyük bir bütçe var.
Aydın’da kamu kurumlarından belediyelere, şirketlerden organizasyonlara kadar uzanan büyük bir reklam pastası oluştu.
Fakat şehirde yıllardır en çok konuşulan şey şu:
Pasta büyüyor ama dilimler hep aynı tabaklara gidiyor.
Birileri yıllardır aynı masada oturuyor.
Birileri yıllardır aynı telefonları açıyor.
Birileri yıllardır aynı çevrenin içinde dönüp duruyor.
Ve şehirde yeni bir isim çıkmaya çalıştığında, sanki görünmez bir duvara çarpıyor.
Çünkü köşe başları çoktan tutulmuş.
Bir şehrin en değerli yerleri nasıl yıllar önce kapatıldıysa, Aydın’da da bazı alanların görünmez tapuları çoktan verilmiş gibi.
Gazetecilik mi, Nüfuz Mu?
Gazetecilik zor iştir.
Bir muhabirin, bir köşe yazarının, bir haber sitesinin büyük servetler yapması kolay değildir.
En azından teoride.
Ama şehirde bazen öyle hikâyeler anlatılıyor ki, insanın kafası karışıyor.
Üç odalı bir ofisten başlayan bir yapı, birkaç yıl sonra şirketler zincirine dönüşüyor.
Bir internet sitesi olan biri, sonra reklam ajansı sahibi oluyor.
Ardından başka şirketlerde yönetici oluyor.
Bir süre sonra aynı kişi, şehrin en etkili isimlerinden biri haline geliyor.
İnsan merak ediyor:
Bu kadar hızlı yükselen merdivenin altında gerçekten yalnızca gazetecilik mi var?
Yoksa asıl güç, haber yapmakta değil; haber yapılmamasını sağlamakta mı?
Çünkü bazı şehirlerde medya, olanı yazar.
Bazı şehirlerde ise neyin yazılacağına değil, neyin hiç konuşulmayacağına karar verir.
Ve belki de en büyük güç budur.
Şehrin Sessizliği
Aydın’da insanlar birçok şeyi yüksek sesle konuşmuyor.
Ama fısıltıyla anlatıyor.
“Falanca isim çok büyüdü.”
“Şu ajans her yerde.”
“Şu gazeteci artık gazeteciden çok iş insanı gibi.”
Bu cümleler kahvede de kuruluyor.
Bir düğünde de.
Bir iş yerinde de.
Fakat ilginç olan şu:
Herkes aynı şeyleri konuşuyor ama kimse açık açık konuşmuyor.
Çünkü küçük şehirlerde sessizlik bazen korkudan değil, alışkanlıktan doğar.
İnsanlar bir süre sonra düzenin değişmeyeceğine inanır.
Ve en tehlikeli şey de budur.
Çünkü bir şehirde herkes aynı isimleri konuşuyor ama kimse yeni isimler çıkaramıyorsa, orada sorun yalnızca birkaç kişinin güçlenmesi değildir.
Sorun, başkalarının hiç büyüyememesidir.
Asıl Soru
Belki de bütün mesele şu soruda düğümleniyor:
Aydın’da gerçekten serbest bir rekabet mi var?
Yoksa görünmez bağlarla örülmüş, kapıları dışarıdan açık görünen ama içeriden kilitli bir düzen mi?
Çünkü bazı şehirlerde yollar vardır.
Bazı şehirlerde ise yalnızca belirli insanlara açılan kestirmeler.
Ve o kestirmeleri kullanmayanlar, aynı yerde saydıklarını sanırken; başkaları çoktan şehrin en yüksek katına çıkmış olur.
SON SÖZ: Aydın hep kaybediyor, kaybetmeye de devam ediyor!..
