Ümit Yeşildağ
Köşe Yazarı
Ümit Yeşildağ
 

Bu bayram tatil yok, herkes işinin başında olacak!

Çalışmayan-üretmeyen sadece tüketen toplum! BU BAYRAMDA TATİL YAPMASAK NE OLURDU? Kurban ve Şeker Bayramlarında, milli bayramlarda bile her fırsatta bayram tatillerini 9-10 güne uzatan iktidarın yaptığı zaten oluşturmak istedikleri arap toplumları gibi, üretmeyen, sadece tüketen tembel sürü olsa gerek. Önümüzdeki 4 günlük Kurban Bayramı'nı ve her bayramı yurt içi turizmin canlanması için uzattıklarını belirten iktidar partisi, bu bayram hiç tatil yapmasak olmaz mıydı? Üretsek, çalışsak, ihracat yapsak, batmış olan ekonomiyi biraz olsun toparlamaya çalışsak kötü mü olurdu? Duyarsız, tembel, çürümüş toplumu daha da çürütmek için ellerinden gelen herşeyi yapan iktidarın amacı ne, neyin peşinde? Türk toplumunu birer embesil haline getirip, çalışanın, esnafın, memurun gelirlerine ortak olup sefa sürmek mi? İktidara, paraya, makama, israfa doymayan ülke nereye gidiyor?  Her dini, milli bayramlarda tatilleri uzatarak mı dünyanın en gelişmiş ülkesi haline geleceğiz? Tabii ki hayır, gidişat 3. dünya ülkeleri düzeyinde! Gelişen tek şey, silah sanayii ve Araplaşma, Ortadoğululaşma!   TATİLLER UZUYOR, EKONOMİ ERİYOR Türkiye’de artık bayram denince akla ilk gelen şey manevi atmosfer değil, “kaç gün tatil olacak?” sorusu haline geldi. 3 gün mü? 5 gün mü? 9 gün mü? Köprüler, otoyollar, otobüsler bedava olacak mı? Memur idari izinli sayılacak mı? Sanki ülke üretim ekonomisi değil, dev bir turizm kampı yönetiyor. Ekonomi alarm verirken, fabrikalar düşük kapasiteyle çalışırken, ihracatçı kur baskısıyla boğuşurken, milletin önüne sürekli yeni tatil paketleri sürülüyor. Adeta toplumun eline kumanda verilmiş: “Sen düşünme… Gez… Ye… İç… Harca…” ÜRETEN TOPLUMDAN TÜKETEN SÜRÜYE Eskiden millet “Ne üretebiliriz acaba?” diye düşünürdü. Üreten fabrikaların hepsini sattılar, sıra ülkenin kupon arazilerini, köprüleri, otoyolları vs. satmaya geldi. Şimdi: “Nerede tatil yaparız?” “Hangi otel ucuz?” “Hangi AVM açık?” Çalışmak ayıp, üretmek angarya, alın teri ise enayi işi gibi gösteriliyor. Oysa güçlü devlet dediğin; fabrika sesiyle, sanayi dumanıyla, ihracat rakamıyla büyür. Şimdi ise bacalar değil, mangallar tütüyor. BORÇLA TATİL YAPAN ÜLKE İşin en trajikomik tarafı ne biliyor musunuz? Tatile çıkan insanların önemli bölümü aslında zengin değil. Kredi kartıyla yaşayan… Borçla dönen… Ay sonunu zor getiren insanlar… Ama sistem öyle bir psikoloji oluşturdu ki, çalışmaktan çok “kaçamak yapmak” kutsallaştırıldı. Millet tatile gitmiyor artık; gerçeklerden kaçıyor. Çünkü eve dönünce elektrik faturası, kira, kredi borcu ve market fişi onları bekliyor. MODERN UYUŞTURMA YÖNTEMİ Eski Roma’da halka “Ekmek ve sirk” verilirmiş. Bugünün sistemi ise: “Tatil ve sosyal medya…” Millet üretmesin… Sorgulamasın… Ekonomiyi konuşmasın… Yeter ki story atsın. Plajdan fotoğraf gelsin. Otelden kahvaltı paylaşsın. Deniz kenarında kahve videosu çeksin. Çünkü eğlenen toplum, sorgulayan toplum değildir mantığı giderek daha fazla hissediliyor. ARAPLAŞAN TÜKETİM KÜLTÜRÜ Bir dönem petrol zenginliğiyle üretmeden yaşayan Körfez toplumları eleştirilirdi. Şimdi benzer bir tüketim modeli Türkiye’de oluşuyor. Üretim yok… Teknoloji yok… Sanayi hamlesi zayıf… Ama tüketim çılgınlığı tavan yapmış durumda. Sanki herkes influencer… Herkes tatilde… Herkes kafede… Ama kim çalışıyor? EKONOMİ YANGIN YERİ, GÜNDEM TATİL Esnaf kan ağlıyor… Sanayici maliyet hesabı yapıyor… Gençler iş bulamıyor… Ama ülkenin en büyük gündemi: “Bayram tatili kaç gün olacak?” Bu tablo bile başlı başına sosyolojik bir çöküş göstergesi değil mi? Bir gemi su alıyor ama güvertedekiler hâlâ şezlong kavgası yapıyor. ÇALIŞAN KAZANAMIYOR, KAZANAN ÇALIŞMIYOR Türkiye’nin en büyük kırılma noktalarından biri de bu oldu. Eskiden çalışan insanın itibarı vardı. Şimdi ise: Üreten yoruluyor, çalışan eziliyor, maaşlı kesim eriyor… Ama birileri lüks içinde yaşamaya devam ediyor. Makam araçları büyüyor… İhaleler büyüyor… İsraf büyüyor… Vatandaşın cebindeki para ise küçülüyor. TOPLUMU UYUŞTURAN DÜZEN Belki de en korkutucu olan şu: İnsanlar artık bu düzene alıştı. Ekonomik çöküş normal… Borç normal… Pahalılık normal… İşsizlik normal… Yeter ki birkaç gün tatil olsun. İşte çürüme tam da burada başlıyor. Çünkü toplum artık sorun çözmek yerine kısa süreli kaçışlarla yaşamayı öğreniyor. SON SÖZ Bir ülke sadece yollarla, köprülerle, otellerle büyümez. Bir ülke; ürettiğiyle, çalıştığıyla, icat ettiğiyle büyür. Tatil elbette ihtiyaçtır. Ama üretmeyen toplumun tatili, bir noktadan sonra dinlenme değil çöküş provası haline gelir. Ve tarih gösteriyor ki; çok uzun süre uyuyan toplumları sonunda sert gerçekler uyandırır.  
Ekleme Tarihi: 11 Mayıs 2026 -Pazartesi

Bu bayram tatil yok, herkes işinin başında olacak!

Çalışmayan-üretmeyen sadece tüketen toplum!
BU BAYRAMDA TATİL YAPMASAK NE OLURDU?

Kurban ve Şeker Bayramlarında, milli bayramlarda bile her fırsatta bayram tatillerini 9-10 güne uzatan iktidarın yaptığı zaten oluşturmak istedikleri arap toplumları gibi, üretmeyen, sadece tüketen tembel sürü olsa gerek.

Önümüzdeki 4 günlük Kurban Bayramı'nı ve her bayramı yurt içi turizmin canlanması için uzattıklarını belirten iktidar partisi, bu bayram hiç tatil yapmasak olmaz mıydı? Üretsek, çalışsak, ihracat yapsak, batmış olan ekonomiyi biraz olsun toparlamaya çalışsak kötü mü olurdu?

Duyarsız, tembel, çürümüş toplumu daha da çürütmek için ellerinden gelen herşeyi yapan iktidarın amacı ne, neyin peşinde? Türk toplumunu birer embesil haline getirip, çalışanın, esnafın, memurun gelirlerine ortak olup sefa sürmek mi?

İktidara, paraya, makama, israfa doymayan ülke nereye gidiyor? 
Her dini, milli bayramlarda tatilleri uzatarak mı dünyanın en gelişmiş ülkesi haline geleceğiz?
Tabii ki hayır, gidişat 3. dünya ülkeleri düzeyinde!
Gelişen tek şey, silah sanayii ve Araplaşma, Ortadoğululaşma!

 

TATİLLER UZUYOR, EKONOMİ ERİYOR

Türkiye’de artık bayram denince akla ilk gelen şey manevi atmosfer değil, “kaç gün tatil olacak?” sorusu haline geldi.

3 gün mü?
5 gün mü?
9 gün mü?
Köprüler, otoyollar, otobüsler bedava olacak mı?
Memur idari izinli sayılacak mı?

Sanki ülke üretim ekonomisi değil, dev bir turizm kampı yönetiyor.

Ekonomi alarm verirken, fabrikalar düşük kapasiteyle çalışırken, ihracatçı kur baskısıyla boğuşurken, milletin önüne sürekli yeni tatil paketleri sürülüyor.

Adeta toplumun eline kumanda verilmiş:
“Sen düşünme… Gez… Ye… İç… Harca…”

ÜRETEN TOPLUMDAN TÜKETEN SÜRÜYE

Eskiden millet “Ne üretebiliriz acaba?” diye düşünürdü.
Üreten fabrikaların hepsini sattılar, sıra ülkenin kupon arazilerini, köprüleri, otoyolları vs. satmaya geldi.

Şimdi:
“Nerede tatil yaparız?”
“Hangi otel ucuz?”
“Hangi AVM açık?”

Çalışmak ayıp, üretmek angarya, alın teri ise enayi işi gibi gösteriliyor.

Oysa güçlü devlet dediğin;
fabrika sesiyle,
sanayi dumanıyla,
ihracat rakamıyla büyür.

Şimdi ise bacalar değil, mangallar tütüyor.

BORÇLA TATİL YAPAN ÜLKE

İşin en trajikomik tarafı ne biliyor musunuz?

Tatile çıkan insanların önemli bölümü aslında zengin değil.

Kredi kartıyla yaşayan…
Borçla dönen…
Ay sonunu zor getiren insanlar…

Ama sistem öyle bir psikoloji oluşturdu ki, çalışmaktan çok “kaçamak yapmak” kutsallaştırıldı.

Millet tatile gitmiyor artık; gerçeklerden kaçıyor.

Çünkü eve dönünce elektrik faturası, kira, kredi borcu ve market fişi onları bekliyor.

MODERN UYUŞTURMA YÖNTEMİ

Eski Roma’da halka “Ekmek ve sirk” verilirmiş.

Bugünün sistemi ise:
“Tatil ve sosyal medya…”

Millet üretmesin…
Sorgulamasın…
Ekonomiyi konuşmasın…

Yeter ki story atsın.

Plajdan fotoğraf gelsin.
Otelden kahvaltı paylaşsın.
Deniz kenarında kahve videosu çeksin.

Çünkü eğlenen toplum, sorgulayan toplum değildir mantığı giderek daha fazla hissediliyor.

ARAPLAŞAN TÜKETİM KÜLTÜRÜ

Bir dönem petrol zenginliğiyle üretmeden yaşayan Körfez toplumları eleştirilirdi.

Şimdi benzer bir tüketim modeli Türkiye’de oluşuyor.

Üretim yok…
Teknoloji yok…
Sanayi hamlesi zayıf…
Ama tüketim çılgınlığı tavan yapmış durumda.

Sanki herkes influencer…
Herkes tatilde…
Herkes kafede…

Ama kim çalışıyor?

EKONOMİ YANGIN YERİ, GÜNDEM TATİL

Esnaf kan ağlıyor…
Sanayici maliyet hesabı yapıyor…
Gençler iş bulamıyor…

Ama ülkenin en büyük gündemi:
“Bayram tatili kaç gün olacak?”

Bu tablo bile başlı başına sosyolojik bir çöküş göstergesi değil mi?

Bir gemi su alıyor ama güvertedekiler hâlâ şezlong kavgası yapıyor.

ÇALIŞAN KAZANAMIYOR, KAZANAN ÇALIŞMIYOR

Türkiye’nin en büyük kırılma noktalarından biri de bu oldu.

Eskiden çalışan insanın itibarı vardı.

Şimdi ise:
Üreten yoruluyor,
çalışan eziliyor,
maaşlı kesim eriyor…

Ama birileri lüks içinde yaşamaya devam ediyor.

Makam araçları büyüyor…
İhaleler büyüyor…
İsraf büyüyor…

Vatandaşın cebindeki para ise küçülüyor.

TOPLUMU UYUŞTURAN DÜZEN

Belki de en korkutucu olan şu:

İnsanlar artık bu düzene alıştı.

Ekonomik çöküş normal…
Borç normal…
Pahalılık normal…
İşsizlik normal…

Yeter ki birkaç gün tatil olsun.

İşte çürüme tam da burada başlıyor.

Çünkü toplum artık sorun çözmek yerine kısa süreli kaçışlarla yaşamayı öğreniyor.

SON SÖZ

Bir ülke sadece yollarla, köprülerle, otellerle büyümez.

Bir ülke;
ürettiğiyle,
çalıştığıyla,
icat ettiğiyle büyür.

Tatil elbette ihtiyaçtır.

Ama üretmeyen toplumun tatili, bir noktadan sonra dinlenme değil çöküş provası haline gelir.

Ve tarih gösteriyor ki;
çok uzun süre uyuyan toplumları sonunda sert gerçekler uyandırır.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ege7gun.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.