Hey sen; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti!..
ve bilumum cemiyetler...
Ne demek "Çalışan Gazeteciler Günü"!..
Bu devirde nasıl sindiriyorsun da sesin çıkmıyor bu saçma sapan tanıma!..
Gazeteci gazetecidir ulan!..
Çalışanı, çalışmayanı diye ikiye ayırmak nedir?..
Buzdolabı ya da çamaşır makinasımıyız biz?..
Yoksa çalışmadığı zaman tepesine vurulan eski tüplü televizyonlardanmıyız?...
Kaldı ki, bu ülkede gerçek gazetecilerin çoğu ÇALIŞTIRILMIYOR!..
Bak, çalışmıyor demiyorum; ÇALIŞTIRILMIYOR diyorum!...
Yani şu anda gününü kutladığınız o "çalışan" gazetecilerin yüzde 90'ı da zaten YANDAŞ, YALAKA medyanın içinde...
Haşa!..
O kuruluşlardaki bir avuç gerçek emekçiye yakıştırmıyorum tabii ki bu tanımı!..
Çünkü onlar ÇARESİZLİK içinde ve ekmeğinin peşinde olan insanlar...
Bu yakıştırdığım YAVŞAKLIK, o yandaş medyaların yönetim kademelerinde koltuk işgal eden, yazar çizer katagorisinde kalem oynatan OMURGASIZLARIN öz sıfatı!..
Ama senin de TGC, o mok sineklerinden hiç farkın yok!..
Eğer olmuş olsaydı, tıpkı benim gibi; NE DEMEK ULAN ÇALIŞAN GAZETECİ. GAZETECİ GAZETECİDİR" der ve ayırt etmeden tüm basın emekçilerinin gününü kutlardın...
Hadi şimdi git kemiğini yala...
Yok öyle ağamlar paşamlar!..
Yıkamalar, yağlamalar, şak şaklar...
Pembe tabloları sen çiz!..
Ben gerçeklerin ressamıyım...
Adaletsizliğin, haksızlığın, hukuksuzluğun önündeki duvar ustasıyım...
Dilimde şeker yok, bal yok...
Vururum hatalarını yanlışlarını yüzüne...
Hem direkt...
Hem ZEHİR ZEMBEREK...
