Bu rakam bir gecede ortaya çıkmadı, bir tweetle yazılmadı, bir sabah kahvesinde icat edilmedi. Yılların birikimi, nüfus yapısı, erken emeklilik alışkanlığı ve popülizmin üst üste yığdığı katlardan oluşan ağır bir tablo bu.
Ve evet, bu tablonun tamamını bugünkü iktidarın hanesine yazmak kolaycılık olur.
Ama şu da var: gaza gelinerek yapılan EYT hamlesi, bu yükü bir anda sırtımıza bindirdi.
Bu, inkâr edilecek bir hata değil.
Devlet akılla yönetilir, alkışla değil.
Bugün emeklilere yılbaşında zam yapılır mı, yapılmaz mı tartışması dönüyor.
Seyyanen zam lafı dolaşıyor ortalıkta.
Sanki sihirli bir kelime.
Söylenince para çoğalacak, bütçe genişleyecek, matematik utanıp köşeye çekilecek.
Oysa gerçek hayat başka türlü işliyor.
Emekli maaş alıyor diye dua etmeli cümlesi kulağa sert geliyor olabilir ama gerçek bazen yumuşak konuşmaz.
Devletin kasası bir masal diyarı değil, içinden sınırsız altın çıkan bir sandık hiç değil.
Gelelim o meşhur kira masallarına.
25-30 bin lira deniyor, sokakta yatılıyor deniyor.
Bir film karesi gibi anlatılıyor her şey.
Ama hafıza biraz zayıf galiba.
Nazilli’de kiraların 5 bin liraya düştüğü, evlerin boş kaldığı, ev sahibinin kiracı aradığı haberleri daha dün değil miydi?
Piyasa böyle bir şeydir.
Bir gün bağırır, ertesi gün susar.
Bir gün balon olur, bir gün söner.
Üstelik tablo sadece kiradan ibaret değil.
11 ilde 455 bin konut teslim edilmiş.
Bu sayı 500 bine dayanacak.
TOKİ her ilde şantiye kurmuş, 500 bin konut daha geliyor.
Topla, çıkar, yanına Suriyelilerin dönüşünü ekle.
Arz artıyor.
Bu kadar basit.
Ama nedense bazı çevreler —özellikle duyguyla konuşmayı veriyle konuşmanın önüne koyanlar— hâlâ felaket senaryosu yazıyor.
Burada bir parantez açmak lazım.
Dişçi örneği boşuna değil.
Ağzın tamamı çürükken, sadece ağrıyan dişi suçlayıp aynaya bakmamak neyse;
ekonominin bütün yükünü tek bir başlığa, tek bir kesime yıkmak da aynı şey.
Dişçi “çekmek lazım” derken kötülük yapmaz.
Gerçeği söyler.
Can acır ama iltihap dağılmazsa çene çöker.
Bazı itirazlar ise daha çok duygusal refleks.
Her yüksek ses haklılık üretmez.
Her mağduriyet anlatısı da otomatik olarak doğru olmaz.
Ekonomi matematikle yürür, ajitasyonla değil.
Konut piyasası arz-talep dengesiyle şekillenir, sosyal medya paylaşımlarıyla değil.
Emekli meselesi de niyetle değil, sürdürülebilirlikle çözülür.
Bugün “zam şart” diye bağırmak kolay.
Yarın o zammın faturasını ödeyecek nesli düşünmek zor.
O yüzden beklemek bazen kaçış değildir.
Bazen zorunluluktur.
Bazen de en rasyonel tercihtir.
Bu ülkede gün doğmadan çok şey doğar.
Ama güneş her gün aynı yerden doğmaz.
Bekleyenin kazanacağı günler de vardır,
acele edenin kaybedeceği yıllar da.
Dişçi bu yüzden haklıdır.
Can acıtsa da.
Gerçeği süslemediği için.
AŞAĞIDA BİR ÖRNEK FULL EŞYALI DAİRE 10 BİN TL DENİZLİDE...
GÜNCEL İLANDIR
HALA KİRAYA VERİLEMEMİŞ, 18 TEMMUZDAN BERİ YAYINDA...
DÜŞ ABİ DÜŞ 5 BİNE DÜŞ BELKİ VERİRSİN!..

