Ümit Yeşildağ
Köşe Yazarı
Ümit Yeşildağ
 

İktidar partisi AKP'ye 1 Mayıs uyarısı!

Bu makaleyi eski üyesi olduğum dönemlerde her zaman hakkımızı savunan ve alan TGS (Türkiye Gazeteciler Sendikası)'nın eski yöneticilerine ve gazeteci abilerime minnetlerimi ve saygılarımı ileterek başlıyorum. Herşey çok güzeldi, ama artık TGS'nin hiçbir ağırlığı kalmadı maalesef. 1 Mayıs işçinin bayramı Taksim de bunun sembolüdür İktidarınızdan önce Taksim kutlamalara açıktı Sayenizde 25 yıldır emekçiler Taksim'i unuttu! FAŞİSTLER 36 EMEKÇİYİ KATLETMİŞTİ Kanlı 1 Mayıs veya 1 Mayıs Katliamı olayları,1 Mayıs 1977'de Uluslararası İşçi Bayramı kutlamaları sırasında, İstanbul'daki Taksim Meydanı'nda sol görüşlü göstericilere yönelik gerçekleştirilen bir saldırıdır. Ölü sayısı 31 ile 36 arasında değişirken, yaralı sayısı 126 ile 220 arasında değişiyordu. Güvenlik güçleri tarafından 500'den fazla gösterici gözaltına alınmış ve bunlardan 98'i hakkında dava açılmıştı.  Faillerden hiçbiri yakalanmadı, ancak kısa sürede şüpheler Kontrgerilla ve bağlantılı sağcı gruplar üzerinde yoğunlaştı. Katliam, 1970'li yılların sonlarında Türkiye'de yaşanan siyasi şiddet dalgasının bir parçasıydı. GEZİ OLAYLARI Taksim olayları, genellikle 2013 yılında Gezi Parkı'ndaki ağaçların sökülmesine karşı başlayan ve ülke geneline yayılan çevre odaklı protestoları (Gezi Parkı olayları) ifade eder.  28 Mayıs 2013'te başlayan oturma eylemlerinin polis tarafından şiddetle dağıtılmasıyla büyüyen protestolar, cumhuriyet tarihinin en büyük sivil itaatsizlik hareketlerinden birine dönüşmüştü. EVET BUNLAR YAŞANDI Bunların yaşanması ne emekçinin ne de Gezi Parkı olaylarını yaratanların suçu değildi, bunların yaşanması sendikaların suçu, işçinin hiç değildi. Birkaç gün sonra 1 Mayıs'ı kutlayacağız ve maden işçileri haftalardır hak arıyor, iktidar partisinin önceki mensuplarından birinin sahip olduğu ve Abdülhamit'in bir antika saatine milyonlar ödeyebilen ve devletten teşvik alarak gemisini yürüten bu şahıs canları pahasına yeraltında ekmek mücadelesi veren işçilerin maaşlarını aylardır, hatta 1 yıla yakın bir süredir ödeyemiyor... Aslında çok rahat ödeyebilir ama bence bu işin altında başka bir iş var, çevrilen senaryo çok başka olabilir, bu konu sanki birileri tarafından özellikle köpürtülüyor, peki köpürten kimdir, aklınıza hemen CHP geliyor değil mi? Yok bence CHP ve benzeri siyasi oluşumlar ve sendikalar değil!.. Köpürten bence yine iktidar partisi AKP! İşlerine geliyordur, bir hesaplar vardır, kitaplar vardır, yoksa AKP bu sorunu şıp diye çökerdi. Herneyse; Ne olursa olsun bu 1 Mayıs'ta işçiye Taksim izni verilmezse!.. Ki verilmelidir artık; O Taksim'i herhalde şeyderler!.. Ve buna artık mecbursunuz, siz istediğiniz için değil işçi istediği için mecbursunuz!...   MEYDANIN ÖTESİNDEKİ MESELE Taksim meselesi yıllardır aynı başlık altında tartışılıyor: “Açılmalı mı, açılmamalı mı?” Oysa mesele artık bir meydanın sınırlarını çoktan aşmış durumda. Bugün konuşulması gereken şey, bir alanın fiziksel olarak kullanımı değil; o alanın temsil ettiği anlamdır. Çünkü bazı yerler sadece beton değildir, hafızadır. EMEK VE GÖRÜNMEZLİK Bugünün Türkiye’sinde işçinin en büyük sorunu sadece ücret değil, görünmezliktir. Sesini duyuramayan, hakkını aradığında yalnız kalan, sistem içinde sıkışan bir emek kitlesi var. Sorun sadece “maaş ödenmedi” meselesi değil; asıl sorun, bu durumların sıradanlaşması. Bir işçi aylarca ücret alamıyorsa ve bu artık şaşırtmıyorsa, orada başka bir problem vardır. KRİZİN DERİN YAPISI Ekonomik sıkıntılar, işveren-işçi ilişkisi, devlet politikaları… Bunların hepsi iç içe geçmiş durumda. Ama dikkat çeken nokta şu: Bazı sorunlar çözülmek yerine uzuyor. Bu uzama hali tesadüf mü, yoksa tercih mi? İşte tartışılması gereken yer tam burası. SİYASET VE HESAP Türkiye’de hiçbir toplumsal mesele siyasetten bağımsız ilerlemez. Bu nedenle emek meselesi de sadece ekonomik değil, aynı zamanda politiktir. Ancak burada kritik soru şu: Sorunlar gerçekten çözülmek mi isteniyor, yoksa yönetilmek mi? Çünkü yönetilen sorunlar, kontrol edilebilir gündemler yaratır. 1 MAYIS’IN BUGÜNKÜ ANLAMI 1 Mayıs artık sadece bir kutlama günü değil. Bir ölçüm günü. İşçinin gücü ne kadar? Toplumun refleksi ne durumda? Yönetim anlayışı neye izin veriyor? Bütün bunların cevabı aslında 1 Mayıs’ın nasıl geçtiğinde gizli. SON SÖZ: MEYDANLAR VE İRADE Meydanlar kapatılabilir, yollar kesilebilir, alanlar sınırlandırılabilir. Ama talepler ortadan kalkmaz. Çünkü mesele bir yer değil, bir iradedir. Ve o irade, er ya da geç kendine bir yol bulur.
Ekleme Tarihi: 28 Nisan 2026 -Salı

İktidar partisi AKP'ye 1 Mayıs uyarısı!

Bu makaleyi eski üyesi olduğum dönemlerde her zaman hakkımızı savunan ve alan TGS (Türkiye Gazeteciler Sendikası)'nın eski yöneticilerine ve gazeteci abilerime minnetlerimi ve saygılarımı ileterek başlıyorum.
Herşey çok güzeldi, ama artık TGS'nin hiçbir ağırlığı kalmadı maalesef.

1 Mayıs işçinin bayramı

Taksim de bunun sembolüdür
İktidarınızdan önce Taksim kutlamalara açıktı
Sayenizde 25 yıldır emekçiler Taksim'i unuttu!

FAŞİSTLER 36 EMEKÇİYİ KATLETMİŞTİ
Kanlı 1 Mayıs veya 1 Mayıs Katliamı olayları,1 Mayıs 1977'de Uluslararası İşçi Bayramı kutlamaları sırasında, İstanbul'daki Taksim Meydanı'nda sol görüşlü göstericilere yönelik gerçekleştirilen bir saldırıdır.

Ölü sayısı 31 ile 36 arasında değişirken, yaralı sayısı 126 ile 220 arasında değişiyordu. Güvenlik güçleri tarafından 500'den fazla gösterici gözaltına alınmış ve bunlardan 98'i hakkında dava açılmıştı. 

Faillerden hiçbiri yakalanmadı, ancak kısa sürede şüpheler Kontrgerilla ve bağlantılı sağcı gruplar üzerinde yoğunlaştı. Katliam, 1970'li yılların sonlarında Türkiye'de yaşanan siyasi şiddet dalgasının bir parçasıydı.

GEZİ OLAYLARI
Taksim olayları, genellikle 2013 yılında Gezi Parkı'ndaki ağaçların sökülmesine karşı başlayan ve ülke geneline yayılan çevre odaklı protestoları (Gezi Parkı olayları) ifade eder. 

28 Mayıs 2013'te başlayan oturma eylemlerinin polis tarafından şiddetle dağıtılmasıyla büyüyen protestolar, cumhuriyet tarihinin en büyük sivil itaatsizlik hareketlerinden birine dönüşmüştü.

EVET BUNLAR YAŞANDI
Bunların yaşanması ne emekçinin ne de Gezi Parkı olaylarını yaratanların suçu değildi, bunların yaşanması sendikaların suçu, işçinin hiç değildi.

Birkaç gün sonra 1 Mayıs'ı kutlayacağız ve maden işçileri haftalardır hak arıyor, iktidar partisinin önceki mensuplarından birinin sahip olduğu ve Abdülhamit'in bir antika saatine milyonlar ödeyebilen ve devletten teşvik alarak gemisini yürüten bu şahıs canları pahasına yeraltında ekmek mücadelesi veren işçilerin maaşlarını aylardır, hatta 1 yıla yakın bir süredir ödeyemiyor...


Aslında çok rahat ödeyebilir ama bence bu işin altında başka bir iş var, çevrilen senaryo çok başka olabilir, bu konu sanki birileri tarafından özellikle köpürtülüyor, peki köpürten kimdir, aklınıza hemen CHP geliyor değil mi?
Yok bence CHP ve benzeri siyasi oluşumlar ve sendikalar değil!..

Köpürten bence yine iktidar partisi AKP!

İşlerine geliyordur, bir hesaplar vardır, kitaplar vardır, yoksa AKP bu sorunu şıp diye çökerdi.

Herneyse;

Ne olursa olsun bu 1 Mayıs'ta işçiye Taksim izni verilmezse!..

Ki verilmelidir artık;

O Taksim'i herhalde şeyderler!..

Ve buna artık mecbursunuz, siz istediğiniz için değil işçi istediği için mecbursunuz!...
 

MEYDANIN ÖTESİNDEKİ MESELE

Taksim meselesi yıllardır aynı başlık altında tartışılıyor: “Açılmalı mı, açılmamalı mı?”
Oysa mesele artık bir meydanın sınırlarını çoktan aşmış durumda.

Bugün konuşulması gereken şey, bir alanın fiziksel olarak kullanımı değil; o alanın temsil ettiği anlamdır.
Çünkü bazı yerler sadece beton değildir, hafızadır.

EMEK VE GÖRÜNMEZLİK

Bugünün Türkiye’sinde işçinin en büyük sorunu sadece ücret değil, görünmezliktir.
Sesini duyuramayan, hakkını aradığında yalnız kalan, sistem içinde sıkışan bir emek kitlesi var.

Sorun sadece “maaş ödenmedi” meselesi değil;
asıl sorun, bu durumların sıradanlaşması.

Bir işçi aylarca ücret alamıyorsa ve bu artık şaşırtmıyorsa, orada başka bir problem vardır.

KRİZİN DERİN YAPISI

Ekonomik sıkıntılar, işveren-işçi ilişkisi, devlet politikaları…
Bunların hepsi iç içe geçmiş durumda.

Ama dikkat çeken nokta şu:
Bazı sorunlar çözülmek yerine uzuyor.

Bu uzama hali tesadüf mü, yoksa tercih mi?
İşte tartışılması gereken yer tam burası.

SİYASET VE HESAP

Türkiye’de hiçbir toplumsal mesele siyasetten bağımsız ilerlemez.
Bu nedenle emek meselesi de sadece ekonomik değil, aynı zamanda politiktir.

Ancak burada kritik soru şu:
Sorunlar gerçekten çözülmek mi isteniyor, yoksa yönetilmek mi?

Çünkü yönetilen sorunlar, kontrol edilebilir gündemler yaratır.

1 MAYIS’IN BUGÜNKÜ ANLAMI

1 Mayıs artık sadece bir kutlama günü değil.
Bir ölçüm günü.

  • İşçinin gücü ne kadar?
  • Toplumun refleksi ne durumda?
  • Yönetim anlayışı neye izin veriyor?

Bütün bunların cevabı aslında 1 Mayıs’ın nasıl geçtiğinde gizli.

SON SÖZ: MEYDANLAR VE İRADE

Meydanlar kapatılabilir, yollar kesilebilir, alanlar sınırlandırılabilir.
Ama talepler ortadan kalkmaz.

Çünkü mesele bir yer değil, bir iradedir.

Ve o irade, er ya da geç kendine bir yol bulur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ege7gun.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.