Ümit Yeşildağ
Köşe Yazarı
Ümit Yeşildağ
 

Gençlerin İçinde Fırtınalar Kopuyor!

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk bu ülkeyi gençlere emanet etti. Ve şunları söyledi: ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.   Evet, tüm dünyanın takdir ettiği kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk’ün bu hitabesi bugün de güçlü biçimde karşımızda duruyor. Atatürk’ün sözleri yalnızca geçmişe ait bir metin değildir. Bu hitabe, bugün yaşanan toplumsal sorunlara karşı da bir uyarıdır. GENÇLERİN ÖFKESİ BÜYÜYOR Bugün Türkiye’de gençlerin önemli bir bölümü kendisini yalnız, değersiz ve umutsuz hissediyor. Birçok genç, ne eğitim sisteminin içinde kendisine yer bulabiliyor ne de geleceğe dair güven duyabiliyor. 15 yaşındaki çocuklar okullara silahla gidiyorsa, gençler her gün şiddetin ve baskının içinde büyüyorsa, burada yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir çöküş vardır. Bir ülkede gençler yaşamaktan değil, kaçmaktan söz ediyorsa, orada ciddi bir sorun vardır. Gençlerin en büyük ihtiyacı yalnızca para değildir. Onların ihtiyacı; adalet, özgürlük, eşitlik, liyakat ve kendilerini ifade edebilecekleri bir ortamdır. EĞİTİM SİSTEMİ GENÇLERİ HAYATA HAZIRLAYAMIYOR Bugün gençlerin yaşadığı sorunların merkezinde yanlış eğitim politikaları vardır. Sürekli değişen sınav sistemleri, ezbere dayalı eğitim, fırsat eşitsizliği ve gençlerin yeteneklerini görmezden gelen anlayış; milyonlarca öğrenciyi büyük bir çıkmaza sürüklüyor. Bir genç, yıllarca okuyup emek verdikten sonra işsiz kalacağını düşünüyorsa, eğitim sistemine olan güvenini kaybeder. Üniversite mezunu gençlerin dahi iş bulmakta zorlandığı bir düzende, gençlerin devlete ve geleceğe olan inancı sarsılır. Bugün birçok genç, üniversiteyi bir umut kapısı olarak değil, işsizliğin birkaç yıl ertelenmesi olarak görüyor. Bu durum, ülke adına çok ağır bir tablodur. SOSYAL MEDYA VE YALNIZLAŞAN NESİL Gençler artık sokakta değil, ekranların içinde büyüyor. Sosyal medya, bir yandan bilgiye ulaşmayı kolaylaştırırken, diğer yandan gençlerin üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Sürekli başkalarının hayatlarını gören gençler, kendi yaşamlarını yetersiz hissetmeye başlıyor. Bu da gençlerde öfke, yalnızlık, kaygı ve umutsuzluk duygularını artırıyor. Birçok genç, konuşacak kimse bulamadığı için içine kapanıyor. Aile içinde iletişimin zayıflaması, okullarda rehberlik sisteminin yetersiz kalması ve toplumun gençleri anlamamakta ısrar etmesi, bu yalnızlığı daha da büyütüyor. GENÇLERİN SORUNU SADECE EKONOMİ DEĞİL Ekonomik kriz elbette gençleri derinden etkiliyor. Ancak mesele yalnızca hayat pahalılığı değildir. Asıl sorun, gençlerin geleceğe dair umutlarını kaybetmesidir. Bugün birçok genç, çalışsa da bir ev alamayacağını, bir düzen kuramayacağını, emeğinin karşılığını alamayacağını düşünüyor. Fakat daha da önemlisi, düşüncelerini rahatça ifade edemeyeceğine inanıyor. Bir ülkede gençler konuşmaktan korkuyorsa, eleştirmekten çekiniyorsa, orada demokrasi ciddi biçimde yara almıştır. GENÇLERİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL: LİYAKATSİZLİK Bugün gençlerin en çok tepki gösterdiği konulardan biri de liyakat eksikliğidir. Gençler, başarılı olmanın değil, birilerine yakın olmanın daha önemli hâle geldiğini düşünüyor. Torpilin, kayırmacılığın ve adaletsizliğin yaygınlaştığına inanan bir gençlik, zamanla sisteme olan güvenini kaybeder. Bir ülkede çalışan değil, bağlantısı olan kazanıyorsa, o ülkenin geleceği tehlikeye girer. Çünkü gençler emek vermeyi bırakır. Ve emek vermeyi bırakan bir toplum, ilerleyemez. ATATÜRK’ÜN GÖSTERDİĞİ YOL NEDİR? Atatürk’ün gençliğe bıraktığı miras yalnızca bir hitabe değildir. Atatürk, gençlere; düşünen, sorgulayan, bilimden ayrılmayan, hakkını arayan ve ülkesine sahip çıkan bireyler olmalarını öğütledi. Onun gösterdiği yol; bilim, akıl, hukuk, özgür düşünce ve çağdaşlaşma yoludur. Bir ülke, gençlerini susturarak değil, onları dinleyerek güçlenir. Bir ülke, gençlerinden korkarak değil, onlara güvenerek ayakta kalır. Bugün yapılması gereken şey, gençleri suçlamak değil; onların neden bu kadar öfkeli, kırgın ve umutsuz olduğunu anlamaktır. SİYASET GENÇLERİ DUYMUYOR Türkiye’de siyaset kurumu uzun süredir gençlerin gerçek sorunlarına yeterince kulak vermiyor. Gençler; işsizlikten, eğitimden, özgürlüklerden ve gelecek kaygısından söz ederken, siyaset çoğu zaman başka gündemlerle meşgul oluyor. Bu nedenle gençlerle siyaset arasında büyük bir kopuş oluşuyor. Gençler artık yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanmak istemiyor. Onlar, ülkenin geleceğinde söz sahibi olmak istiyor. Siyasetin görevi, gençleri yönlendirmek değil, onları anlamak ve önlerini açmaktır. SONUÇ: KURTULUŞ YİNE GENÇLERDE Türkiye’nin geleceğini kurtaracak olan yine gençlerdir. Ancak bunun için gençlerin yalnız bırakılmaması gerekir. Onlara umut verecek bir eğitim sistemi, adalet sağlayacak bir hukuk düzeni ve emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir ülke gerekir. Atatürk’ün “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur” sözü bugün hâlâ geçerlidir. Fakat o kudretin ortaya çıkabilmesi için gençlerin önündeki engellerin kaldırılması şarttır. Çünkü bu ülke, umudunu kaybeden bir gençlikle değil, ayağa kalkmayı bilen bir gençlikle geleceğe yürüyebilir. EN BÜYÜK ENGEL İKTİDAR Peki ama nasıl olacak! Engelleri kim kaldıracak! Engelleri kaldırmayı bırakın, iktidar partisi her daim gençlerin önüne yeni engeller çıkarıyor Sorunu çözmüyor, bölüyor, parçalıyor ve yönetiyor!.. Demek ki gençlik kendi sorunlarını da bir şekilde kendi çözecek
Ekleme Tarihi: 19 Nisan 2026 -Pazar

Gençlerin İçinde Fırtınalar Kopuyor!

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk bu ülkeyi gençlere emanet etti.

Ve şunları söyledi:

ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ

Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.

Bu temel, senin en kıymetli hazinendir.

İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır.

Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin.

Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.

İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.

Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.

Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı!

İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır.

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
 

Evet, tüm dünyanın takdir ettiği kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk’ün bu hitabesi bugün de güçlü biçimde karşımızda duruyor.

Atatürk’ün sözleri yalnızca geçmişe ait bir metin değildir.

Bu hitabe, bugün yaşanan toplumsal sorunlara karşı da bir uyarıdır.

GENÇLERİN ÖFKESİ BÜYÜYOR

Bugün Türkiye’de gençlerin önemli bir bölümü kendisini yalnız, değersiz ve umutsuz hissediyor.

Birçok genç, ne eğitim sisteminin içinde kendisine yer bulabiliyor ne de geleceğe dair güven duyabiliyor.

15 yaşındaki çocuklar okullara silahla gidiyorsa, gençler her gün şiddetin ve baskının içinde büyüyorsa, burada yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir çöküş vardır.

Bir ülkede gençler yaşamaktan değil, kaçmaktan söz ediyorsa, orada ciddi bir sorun vardır.

Gençlerin en büyük ihtiyacı yalnızca para değildir.

Onların ihtiyacı; adalet, özgürlük, eşitlik, liyakat ve kendilerini ifade edebilecekleri bir ortamdır.

EĞİTİM SİSTEMİ GENÇLERİ HAYATA HAZIRLAYAMIYOR

Bugün gençlerin yaşadığı sorunların merkezinde yanlış eğitim politikaları vardır.

Sürekli değişen sınav sistemleri, ezbere dayalı eğitim, fırsat eşitsizliği ve gençlerin yeteneklerini görmezden gelen anlayış; milyonlarca öğrenciyi büyük bir çıkmaza sürüklüyor.

Bir genç, yıllarca okuyup emek verdikten sonra işsiz kalacağını düşünüyorsa, eğitim sistemine olan güvenini kaybeder.

Üniversite mezunu gençlerin dahi iş bulmakta zorlandığı bir düzende, gençlerin devlete ve geleceğe olan inancı sarsılır.

Bugün birçok genç, üniversiteyi bir umut kapısı olarak değil, işsizliğin birkaç yıl ertelenmesi olarak görüyor.

Bu durum, ülke adına çok ağır bir tablodur.

SOSYAL MEDYA VE YALNIZLAŞAN NESİL

Gençler artık sokakta değil, ekranların içinde büyüyor.

Sosyal medya, bir yandan bilgiye ulaşmayı kolaylaştırırken, diğer yandan gençlerin üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor.

Sürekli başkalarının hayatlarını gören gençler, kendi yaşamlarını yetersiz hissetmeye başlıyor.

Bu da gençlerde öfke, yalnızlık, kaygı ve umutsuzluk duygularını artırıyor.

Birçok genç, konuşacak kimse bulamadığı için içine kapanıyor.

Aile içinde iletişimin zayıflaması, okullarda rehberlik sisteminin yetersiz kalması ve toplumun gençleri anlamamakta ısrar etmesi, bu yalnızlığı daha da büyütüyor.

GENÇLERİN SORUNU SADECE EKONOMİ DEĞİL

Ekonomik kriz elbette gençleri derinden etkiliyor.

Ancak mesele yalnızca hayat pahalılığı değildir.

Asıl sorun, gençlerin geleceğe dair umutlarını kaybetmesidir.

Bugün birçok genç, çalışsa da bir ev alamayacağını, bir düzen kuramayacağını, emeğinin karşılığını alamayacağını düşünüyor.

Fakat daha da önemlisi, düşüncelerini rahatça ifade edemeyeceğine inanıyor.

Bir ülkede gençler konuşmaktan korkuyorsa, eleştirmekten çekiniyorsa, orada demokrasi ciddi biçimde yara almıştır.

GENÇLERİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL: LİYAKATSİZLİK

Bugün gençlerin en çok tepki gösterdiği konulardan biri de liyakat eksikliğidir.

Gençler, başarılı olmanın değil, birilerine yakın olmanın daha önemli hâle geldiğini düşünüyor.

Torpilin, kayırmacılığın ve adaletsizliğin yaygınlaştığına inanan bir gençlik, zamanla sisteme olan güvenini kaybeder.

Bir ülkede çalışan değil, bağlantısı olan kazanıyorsa, o ülkenin geleceği tehlikeye girer.

Çünkü gençler emek vermeyi bırakır.

Ve emek vermeyi bırakan bir toplum, ilerleyemez.

ATATÜRK’ÜN GÖSTERDİĞİ YOL NEDİR?

Atatürk’ün gençliğe bıraktığı miras yalnızca bir hitabe değildir.

Atatürk, gençlere; düşünen, sorgulayan, bilimden ayrılmayan, hakkını arayan ve ülkesine sahip çıkan bireyler olmalarını öğütledi.

Onun gösterdiği yol; bilim, akıl, hukuk, özgür düşünce ve çağdaşlaşma yoludur.

Bir ülke, gençlerini susturarak değil, onları dinleyerek güçlenir.

Bir ülke, gençlerinden korkarak değil, onlara güvenerek ayakta kalır.

Bugün yapılması gereken şey, gençleri suçlamak değil; onların neden bu kadar öfkeli, kırgın ve umutsuz olduğunu anlamaktır.

SİYASET GENÇLERİ DUYMUYOR

Türkiye’de siyaset kurumu uzun süredir gençlerin gerçek sorunlarına yeterince kulak vermiyor.

Gençler; işsizlikten, eğitimden, özgürlüklerden ve gelecek kaygısından söz ederken, siyaset çoğu zaman başka gündemlerle meşgul oluyor.

Bu nedenle gençlerle siyaset arasında büyük bir kopuş oluşuyor.

Gençler artık yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanmak istemiyor.

Onlar, ülkenin geleceğinde söz sahibi olmak istiyor.

Siyasetin görevi, gençleri yönlendirmek değil, onları anlamak ve önlerini açmaktır.

SONUÇ: KURTULUŞ YİNE GENÇLERDE

Türkiye’nin geleceğini kurtaracak olan yine gençlerdir.

Ancak bunun için gençlerin yalnız bırakılmaması gerekir.

Onlara umut verecek bir eğitim sistemi, adalet sağlayacak bir hukuk düzeni ve emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir ülke gerekir.

Atatürk’ün “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur” sözü bugün hâlâ geçerlidir.

Fakat o kudretin ortaya çıkabilmesi için gençlerin önündeki engellerin kaldırılması şarttır.

Çünkü bu ülke, umudunu kaybeden bir gençlikle değil, ayağa kalkmayı bilen bir gençlikle geleceğe yürüyebilir.

EN BÜYÜK ENGEL İKTİDAR
Peki ama nasıl olacak!
Engelleri kim kaldıracak!
Engelleri kaldırmayı bırakın, iktidar partisi her daim gençlerin önüne yeni engeller çıkarıyor
Sorunu çözmüyor, bölüyor, parçalıyor ve yönetiyor!..

Demek ki gençlik kendi sorunlarını da bir şekilde kendi çözecek

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ege7gun.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.