Ümit Yeşildağ
Köşe Yazarı
Ümit Yeşildağ
 

Enflasyon kadar zam, zam değildir!..

En son maaş zammını hala konuşulan Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Mesut Yılmaz'dan oluşan koalisyon hükümeti sittin sene önce yapmıştı, tam %300 oranında hem de. Enflasyon kadar zam, zam değildir, telafidir, yani kaybedileni telafi etmektir, aslında telafi bile edilmedi, TÜİK enflasyonu en son %30 gibi açıkladı ama gerçek enflasyon %70 belki de daha fazla... Daha milletin cebine telafili maaş girmeden zaten eridi gitti.. Hiç rahatsız bile olmadılar!.. Bırakın AKP iktidarının zam yapmasını, emekli maaşlarında bir sürü emekli, çalışan aleyhine kanunlar çıkararak kuşa çevirdi ve bugüne kadar bunları düzeltmek adına hiçbir adım atılmadı. En basitini de yazdık, en zorunu da, aslında bunlara bu ve buna benzer bilgileri vermemek lazım, körleşsinler, yollarını bulamasınlar, yüzlerce danışmanları var, onlarla birlikte yan gelip yatsın, her ay aldıkları çuval-çuval parayı mezara götürsünler... Boş mezar bulsalar girmeye hazır olan AKP iktidarının mensupları şimdi bir de "süper güç olduk" gibi şeylerle halkı kandırmaya çalışıyorlar.... La siz önce milletin dötüne don bulun da ondan sonra süper güç olun... Kimi kandırıyorsunuz siz!.. Koca-koca adamlar hiç mi vicdanınız sızlamıyor, bir de çıkmış en tepedeki "Kefenin cebi yok" diyor, var mı yok mu çok yakında sandık gelecek o zaman anlarsınız!.. ZAM DEDİKLERİ ŞEY, EMEKLİNİN CEBİNE GİRMEDEN BUHARLAŞAN BİR HESAP HİLESİ AKP iktidara geldiğinden beri emeklilere gerçek anlamda bir zam yapılmadı. Yapılan her artış, büyük laflarla sunuldu ama küçük rakamlarla bitti. Ortaya konan şey zam değildi; zam diye anlatılan, yalnızca geç kalmış, eksik ve yetersiz bir telafiydi. O telafi de çoğu zaman daha emeklinin cebine girmeden eridi, gitti. Bugün hâlâ konuşulan son gerçek zam, yıllar önce Ecevit, Erbakan ve Yılmaz’ın bir arada olduğu dönemde yapılmıştı. Yüzde 300’lük artıştan söz ediliyor. O gün yapılan artış, “müjde” değildi; hayatın dayattığı gerçeğin kabulüydü. Bugün ise hayat pahalı, ama kabullenilen tek şey, emeklinin sessizliği. ENFLASYON KADAR ZAM, ZAM DEĞİLDİR, OLSA OLSA BİR MAKYAJDIR Enflasyon kadar yapılan artış, zam değildir. Bu, kaybedileni geri verme iddiasıdır. Ama kayıp büyükse, geri verilen küçükse, ortada telafi falan kalmaz. TÜİK enflasyonu yüzde 30’larda açıklıyor. Sokak, pazar, fatura başka şey söylüyor. Gerçek enflasyonun yüzde 70’leri zorladığı bir ortamda, yüzde 30’luk artış emekliye “sabret” demenin kibar hâlidir. Daha maaş hesaba yatmadan, o para çoktan başka yerlere dağılmış olur. Elektriğe, kiraya, gıdaya, ilaca… Emekli parayı görür ama tutamaz. Çünkü paranın ömrü, açıklanan rakamdan daha kısadır. KANUNLA KUŞA ÇEVRİLEN MAAŞLAR Sorun yalnızca artış oranları değil. Yıllar içinde çıkarılan yasalarla emeklilik sistemi adım adım budandı. Aylık bağlama oranları düşürüldü. Prim–maaş dengesi bozuldu. İntibak yarım bırakıldı. Sonuçta emekli, çalışırken ödediği bedelin karşılığını alamaz hâle geldi. Bu düzenlemeleri düzeltmek adına ise bugüne kadar ciddi, köklü bir adım atılmadı. Sorun biliniyor ama çözüm erteleniyor. Çünkü ertelenen şey emeklinin hayatı. BÜYÜK SÖZLER, KÜÇÜK MUTFAKLAR İktidar cephesinde söylem her zaman büyük. “Süper güç”, “şahlanış”, “büyüme”… Ama emeklinin mutfağında bu kelimelerin karşılığı yok. Büyüme anlatılırken tencere küçülüyor. Güç anlatılırken pazardan poşet yarım doluyor. Süper güç masalı anlatılırken, emekli temel ihtiyaç hesabı yapıyor. Bir yanda danışman orduları, makam araçları, bitmeyen ayrıcalıklar… Diğer yanda ay sonunu getirmeye çalışan milyonlar. Bu tabloya bakıp hâlâ alkış beklemek, halkı tanımamak değilse nedir? “KEFENİN CEBİ YOK” AMA HAFIZANIN VAR “Kefenin cebi yok” deniyor. Doğru. Ama sandığın hafızası var. İnsanlar her söylenen sözü değil, yaşadığını hatırlar. Maaşı hatırlar. Faturayı hatırlar. Eksilen sofrayı hatırlar. Bugün emekliye reva görülen, yarın unutulacak bir ayrıntı değildir. Bu, bir dönemin fotoğrafıdır. Ve o fotoğrafa bakan herkes aynı soruyu soracaktır: Bu ülkede yıllarca çalışmış insanlara neden hep sabır düştü, neden hiç refah düşmedi? Sorunun cevabı ertelense de, hesabın günü mutlaka gelir.
Ekleme Tarihi: 08 Ocak 2026 -Perşembe

Enflasyon kadar zam, zam değildir!..

En son maaş zammını hala konuşulan Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Mesut Yılmaz'dan oluşan koalisyon hükümeti sittin sene önce yapmıştı, tam %300 oranında hem de.

Enflasyon kadar zam, zam değildir, telafidir, yani kaybedileni telafi etmektir, aslında telafi bile edilmedi, TÜİK enflasyonu en son %30 gibi açıkladı ama gerçek enflasyon %70 belki de daha fazla...

Daha milletin cebine telafili maaş girmeden zaten eridi gitti..

Hiç rahatsız bile olmadılar!..

Bırakın AKP iktidarının zam yapmasını, emekli maaşlarında bir sürü emekli, çalışan aleyhine kanunlar çıkararak kuşa çevirdi ve bugüne kadar bunları düzeltmek adına hiçbir adım atılmadı.

En basitini de yazdık, en zorunu da, aslında bunlara bu ve buna benzer bilgileri vermemek lazım, körleşsinler, yollarını bulamasınlar, yüzlerce danışmanları var, onlarla birlikte yan gelip yatsın, her ay aldıkları çuval-çuval parayı mezara götürsünler...

Boş mezar bulsalar girmeye hazır olan AKP iktidarının mensupları şimdi bir de "süper güç olduk" gibi şeylerle halkı kandırmaya çalışıyorlar....

La siz önce milletin dötüne don bulun da ondan sonra süper güç olun...

Kimi kandırıyorsunuz siz!..

Koca-koca adamlar hiç mi vicdanınız sızlamıyor, bir de çıkmış en tepedeki "Kefenin cebi yok" diyor, var mı yok mu çok yakında sandık gelecek o zaman anlarsınız!..

ZAM DEDİKLERİ ŞEY, EMEKLİNİN CEBİNE GİRMEDEN BUHARLAŞAN BİR HESAP HİLESİ

AKP iktidara geldiğinden beri emeklilere gerçek anlamda bir zam yapılmadı.
Yapılan her artış, büyük laflarla sunuldu ama küçük rakamlarla bitti.
Ortaya konan şey zam değildi; zam diye anlatılan, yalnızca geç kalmış, eksik ve yetersiz bir telafiydi.
O telafi de çoğu zaman daha emeklinin cebine girmeden eridi, gitti.

Bugün hâlâ konuşulan son gerçek zam, yıllar önce Ecevit, Erbakan ve Yılmaz’ın bir arada olduğu dönemde yapılmıştı.
Yüzde 300’lük artıştan söz ediliyor.
O gün yapılan artış, “müjde” değildi; hayatın dayattığı gerçeğin kabulüydü.
Bugün ise hayat pahalı, ama kabullenilen tek şey, emeklinin sessizliği.

ENFLASYON KADAR ZAM, ZAM DEĞİLDİR, OLSA OLSA BİR MAKYAJDIR

Enflasyon kadar yapılan artış, zam değildir.
Bu, kaybedileni geri verme iddiasıdır.
Ama kayıp büyükse, geri verilen küçükse, ortada telafi falan kalmaz.

TÜİK enflasyonu yüzde 30’larda açıklıyor.
Sokak, pazar, fatura başka şey söylüyor.
Gerçek enflasyonun yüzde 70’leri zorladığı bir ortamda, yüzde 30’luk artış emekliye “sabret” demenin kibar hâlidir.

Daha maaş hesaba yatmadan, o para çoktan başka yerlere dağılmış olur.
Elektriğe, kiraya, gıdaya, ilaca…
Emekli parayı görür ama tutamaz.
Çünkü paranın ömrü, açıklanan rakamdan daha kısadır.

KANUNLA KUŞA ÇEVRİLEN MAAŞLAR

Sorun yalnızca artış oranları değil.
Yıllar içinde çıkarılan yasalarla emeklilik sistemi adım adım budandı.
Aylık bağlama oranları düşürüldü.
Prim–maaş dengesi bozuldu.
İntibak yarım bırakıldı.

Sonuçta emekli, çalışırken ödediği bedelin karşılığını alamaz hâle geldi.
Bu düzenlemeleri düzeltmek adına ise bugüne kadar ciddi, köklü bir adım atılmadı.
Sorun biliniyor ama çözüm erteleniyor.
Çünkü ertelenen şey emeklinin hayatı.

BÜYÜK SÖZLER, KÜÇÜK MUTFAKLAR

İktidar cephesinde söylem her zaman büyük.
“Süper güç”, “şahlanış”, “büyüme”…
Ama emeklinin mutfağında bu kelimelerin karşılığı yok.

Büyüme anlatılırken tencere küçülüyor.
Güç anlatılırken pazardan poşet yarım doluyor.
Süper güç masalı anlatılırken, emekli temel ihtiyaç hesabı yapıyor.

Bir yanda danışman orduları, makam araçları, bitmeyen ayrıcalıklar…
Diğer yanda ay sonunu getirmeye çalışan milyonlar.
Bu tabloya bakıp hâlâ alkış beklemek, halkı tanımamak değilse nedir?

“KEFENİN CEBİ YOK” AMA HAFIZANIN VAR

“Kefenin cebi yok” deniyor.
Doğru.
Ama sandığın hafızası var.

İnsanlar her söylenen sözü değil, yaşadığını hatırlar.
Maaşı hatırlar.
Faturayı hatırlar.
Eksilen sofrayı hatırlar.

Bugün emekliye reva görülen, yarın unutulacak bir ayrıntı değildir.
Bu, bir dönemin fotoğrafıdır.
Ve o fotoğrafa bakan herkes aynı soruyu soracaktır:

Bu ülkede yıllarca çalışmış insanlara neden hep sabır düştü,
neden hiç refah düşmedi?

Sorunun cevabı ertelense de,
hesabın günü mutlaka gelir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ege7gun.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.