Ekleme
Tarihi: 22 Temmuz 2026 -Çarşamba
Kimisi çete gibi olmuş, "ailece" başka iş yokmuş gibi gazetecilik yapıyor!
Kimisi devletin bir haber ajansına torpille kapağı atmış, herkese tepeden bakıyor
Kimisi ise özel sektör haber ajansında müdürlük yapıp, babasının çiftliği gibi kullandığı ajansın nüfusu sayesinde ihale peşinde koşturuyor.
Kimisi belediyenin tetikçiliğine soyunmuş, masum insanları, başkanları küçük düşürmek için elinden geleni yaparak, karalama algısı yapıyor.
Kimi çakallar ise hangi medya zorda ise ucuza kapatmak veya aldığı talimatla medyaları satın alarak sesini kesmenin peşinde
Maymun gibi tipler 1-2 dakikalık programlarla isim vererek, belediye başkanlarını sorguluyor, yok efendim, hizmetlerinden memnunmusunuz filan diye?
Sokakta görseniz korkup polis çağıracağınız, öküz misali hönküren tipler almış başını gidiyor, işin kötüsü vatandaş ta bunlara prim veriyor iyi mi?
Eyvallah, işte bu medya cambazhanesinin perdedarları!
Kimisi stüdyosunu kendi küçük derebeyliği ilan etmiş, ekranı bastonu yapmış, her lafında “Ben buranın padişahıyım” havasında salınıyor.
Karşısına çıkan her soruyu “Sen kimsin de soruyorsun?” diye boğazlıyor, ama maaşı da, arabası da, villası da “halkın vergisiyle” dönüyor.
Kimisi de o meşhur “tarafsız” haber ajansının arka kapısından torpille süzülmüş, bir kere koltuğa yapışınca kendini “devletin sesi” zannetmiş.
Boynunu uzatıp tepeden bakıyor millete; sanki elinde altın anahtar var da bütün hakikatleri sadece o açabiliyor.
Özel sektörün kimi “müdürü” ise ajansı babasının çiftliği gibi görüyor.
Sabah haber toplayıp öğleden sonra ihale kapısına koşuyor.
Mikrofonu sopa, kamerayı kalkan yapmış; “Bakın biz ne kadar etkiliyiz” diye kasılıyor ama asıl mesele “şu ihaleyi de alalım da çark dönsün”.
Belediye bahçesindeki tetikçiler ise ayrı bir âlem.
Adamı masum masum gezerken bir anda “skandal” diye manşete oturtuyorlar.
Fotoğrafı çarpıt, cümleyi kes, algıyı şişir…
Sonra da “Biz sadece habercilik yapıyoruz” diye yalandan masum masum bakıyorlar.
Sanki ellerinde değil, dillerinde zehirli ok var.
Bir de o fırsatçı çakallar yok mu?
Medya battı mı, hemen etrafında dönmeye başlıyorlar.
“Ucuza kapatayım, talimatı alınca da susturayım” hesabı.
Birkaç tuşla sesi kesilen kanallar, bir gecede renk değiştiren ekranlar…
Maymun iştahlı, tilki kurnazı tipler.
Stüdyoda maymun gibi zıplayıp, “Sayın başkan, halk hizmetinizden memnun mu?” diye 90 saniyelik sorgu tiyatrosu yapanlar da cabası.
Sokakta görsen “Bu manyak niye üstüme yürüyor?” deyip polis çağıracağın tipler, ekran karşısında birden “kanaat önderi” kesiliyor.
Öküz gibi böğürüyor, kurt gibi sırıtıyor, tilki gibi dolandırıyor.
Vatandaş da maalesef bu sirkte bilet alıp koltuğa kuruluyor.
“Vay be, ne cesur adamlar” diye alkış tutuyor.
Oysa perde arkasında dönen o kadar çok kirli pazarlık, o kadar çok ego ve çıkar hesabı var ki, görsen miden bulanır.
Kısacası, bu medya soytarıları milletin kafasını şişirmek, cebini doldurmak ve koltuklarını korumak için her yola başvuruyor.
Ama ne gam? Halk da alışmış bu ucuz gösteriye.
Işıklar söndüğünde, kamera kapandığında geriye kalan tek şey: boş bir sahne ve kokusu burnumuzda tüten bir bok çukuru.
Oğlum siz yerel gazetecilersiniz
Basabileceğiniz kilometre belli!
Basın gidin büyük şehirlere
iSTANBUL, ANKARA, İZMİR, BURSA, KOCAELİ!
Oralarda çaycılık yapın, çok daha fazla kazanır, çok daha fazla itibarınız olur!..