Aydın ili sınırlarına girme, tatil yapma, alışveriş yapma!
Evet 16 yıldır Aydın'da gazetecilik yapan biri olarak ve bu paylaştığım makaleyi okuyanların çoğu İstanbullu, Ankaralı olacağı için uyarılarda bulunmak istiyorum.
Aydın'da birçok yerde battı-çıktılar başta olmak üzere yol çalışmaları nedeniyle anormal trafik, henüz randıman vermeyen ve oturmayan Şehir Hastanesi var.
Özellikle Bodrum, Didim ve Kuşadası gibi tatil yörelerine gidecek olanlar; nereden giderseniz gidin ama Aydın sınırlarından gitmeyin, Kuşadası betonarme ada olmuş Kuşadası'nda tatil yapmayın.
Didim'i Aleviler basmış, kayırmacılık, adamcılık, hemşehricilik, bölücülük herşey var. Şehirde yaşanan AKP-CHP gerginliği nedeniyle vatandaş huzursuz, insanlar kadınlar patır patır öldürülüyor, gençler hergün canına kıyıyor.
Şehrin ticaretini ele geçiren PKK'lılar ise ayrı bir sorun, büyük huzursuzluk yaratan PKK'lılar Aydın'da sanki başka bir devlet kurmuşlar, kendi aralarında ticaret yapmaktan öte Aydın'ın birçok ticaret alanını ele geçirmiş durumdalar.
Kısacası bu yaz Aydın'ın kenarından dolaş ama Aydın'a uğrama. Aydın'ın asayiş olayları konusundaki birinciliği üstüne koyarak devam ediyor.
Siyasetçisi, belediyesi, STK'sı şehirde yaşayan ve Aydın'a sonradan gelip yerleşen gazetecileri, aydınları ve beyin takımını dışlıyor, özellikle hemşehricilik yapan siyasiler kendi hemşehrilerini, adamlarını ve akrabalarını kayırıyor...
Birçok siyasinin, STK Başkanının, belediye başkanlarının bütün sülalesi belediyelerde çalışırken, dayısı olmayan gençler ve vatandaşlar iş bulamıyor.
Şimdi bu yazdığım köşe yazısını okuyan Aydın'ın yerlisi kafatasçı, kayırmacı, hemşehrici belediye başkanları, siyasetçiler ve STK Başkanları Aydın için tanıtım atağına başlayacaklardır...
İNANMAYIN, GELMEYİN, UZAK DURUN, AYDIN'I BİRKAÇ YIL UNUTUN...
Bu Yaz Aydın’a Uğramak mı? Bir Şehri Anlamak İçin Bazen Uzak Durmak Gerekir
Bazı şehirler vardır; tabelasında yazanla içinde yaşanan arasında mesafe olur.
Aydın da son yıllarda biraz böyle bir şehir gibi anlatılıyor.
Dışarıdan bakınca zeytin kokusu, incir tadı, güneşli sokaklar…
İçine girince ise başka bir tabloyla karşılaşanların sayısı az değil.
Bir şehir düşünün…
Yollar sürekli yapım halinde.
Gittiğiniz yer aynı, ama yol her seferinde başka.
Navigasyon bile “ben buraya daha önce gelmemiştim” der gibi bakıyor.
Yol Var Ama Yolculuk Yok
Aydın’a doğru yola çıkanlar aslında bir yere gitmiyor, bir sürecin içine giriyor.
Battı-çıktılar, yön değişiklikleri, bitmeyen çalışmalar…
Yol dediğin şey bir çizgidir, ama burada adeta bir bulmaca.
Bir yerden giriyorsunuz, başka bir yerden çıkıyorsunuz.
Ama nereye vardığınızdan kimse tam emin değil.
Tatil Yerleri: Dinlenmek mi, Dayanıklılık Testi mi?
Kuşadası, Didim…
Bir zamanlar insanların kaçtığı yerlerdi.
Şimdi bazıları için “kaçılması gereken” yerler haline geldiği söyleniyor.
Beton, betonun üstüne bir kat daha beton.
Deniz aynı deniz ama etrafındaki hikâye değişmiş.
Kalabalık artmış, ama huzur aynı oranda çoğalmamış.
Tatil dediğin şey biraz nefes almaksa,
bazıları artık orada nefesin bile sıra beklediğini söylüyor.
Şehirde Görünmeyen Bir Ayrım
Bazı şehirlerde insanlar ikiye ayrılır:
Gelenler ve gidemeyenler.
Ama bazı şehirlerde üçüncü bir kategori vardır:
“İçeride olanlar” ve “dışarıda bırakılanlar.”
Aydın için anlatılan hikâyelerin bir kısmı da bu.
Aynı şehirde yaşıyorsun ama aynı şehirde değilsin.
Bazı kapılar sana açılmıyor.
Çünkü o kapılar anahtarla değil,
tanıdıkla açılıyor.
Gençler ve Sessiz Bekleyiş
Bir şehirde en çok gençler konuşur aslında.
Ama konuşamayan gençler varsa,
orada başka bir şey vardır.
İş bulamayan, umut bulamayan, yön bulamayan gençler…
Bir şehirde en büyük kriz, ekonomi değildir.
Geleceğin hissedilmemesidir.
Ve bazen en ağır cümle şu olur:
“Burada kalınır mı?”
Şehirler İnsan Gibidir
Her şehrin bir karakteri vardır.
Bazıları misafirperverdir.
Bazıları içine kapanıktır.
Bazıları ise sadece kendi insanını tanır.
Aydın için anlatılan tablo,
biraz “tanıdıkların şehri”ne dönüşme eleştirisi.
Birileri hızla yükselirken,
başkalarının yerinde sayması…
Bu, yalnızca ekonomi meselesi değil.
Bu, denge meselesi.
Asıl Mesele Şehir Değil
Belki de mesele Aydın değil.
Belki mesele, birçok şehirde aynı anda yaşanan bir durumun Aydın’daki yansıması.
Yani mesele şu:
Bir şehir büyürken,
insanlar küçülüyorsa…
Bir şehir gelişirken,
adalet hissi geriliyorsa…
Orada sorun tabelada yazan isim değildir.
Sonuç Yerine
“Gitmeyin” demek kolaydır.
Ama asıl mesele gitmemek değil,
neden gidilmek istenmediğini anlamaktır.
Çünkü bir şehirden uzak durmak bir tercih olabilir.
Ama bir şehrin insanlarını uzaklaştırması,
asıl konuşulması gereken şeydir.
Ve belki de en doğru cümle şu:
Bazı şehirler yol üzerinde değildir.
Bazı şehirler, çözülmesi gereken bir sorunun tam ortasındadır.
