Ümit Yeşildağ
Köşe Yazarı
Ümit Yeşildağ
 

Huzurevi açmak ülkedeki huzursuzluğun kanıtıdır!..

Evet mutlaka olmalıdır ama övünülecek birşey değildir, bunun farkında olan Ak Parti Aydın Milletvekilleri ve İl başkanı huzurevinin açılışına bile gitmediler!.. O yüzden hepsini teker-teker kutluyorum Başta; Mustafa Savaş Seda Sarıbaş Ömer Özmen  ve  Mehmet Erdem Hatta Özlem Çerçioğlu Hepinizi tebrik ediyorum, kutluyorum, bravo, buralarda görünmeyerek çok doğru bir iş yaptınız! Sizler de bu durumun farkında olduğunuz için tebrik eder, kutlarım Çok yakında; Emekliler maalesef sokaklarda patır-patır ölmeye başlayacak!.. Emeklilerin durumu içler acısı filan diye binlerce kez yazıldı-çizildi ve devam ediyor. Ne oldu? Anlayan, takan oldu mu? Olmadı! Olacak mı? Olmayacak! Taa ki emekliler sokaklarda, buz gibi evlerinde veya Aydın'ın 50 derece sıcağında patır patır ölmeye başlayana kadar! Ve başladı, Çünkü bunların örneklerini Aydın'da görmeye başladım. Aydın'da huzurevi açmakla öğünen iktidar, bu övünülecek birşey değil, utanılacak birşeydir Kendi milletvekilleriniz, il başkanınız, büyükşehir belediye Başkanınız bile bu açılışa katılmadı!.. Bu aslında sessiz bir protestodur, kendi partilerini protesto etmektir!..   CEZAEVİ AÇILIŞININ REKLAMINI DA YAPMADILAR 24 Ocak'ta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı toplu açılış töreninde açılışı yapılan Çine Cezaevinin açılışının reklamını da yapan Ak Partili bir yetkili olmadı!.. Bunun da övünülecek bir yanı olmadığını biliyorlar! Ama maalesef yeni-yeni cezaevleri artıyor, kapasiteler artık yetmiyor!   Huzurevi Açmakla Övünülür mü, Yoksa İnsan Biraz Susar mı? Bir şehirde huzurevi açılıyorsa, insan önce düşünür. Sonra durur. Bir daha düşünür. Çünkü huzurevi, alkışlanacak bir başarı değil; bir toplumun yavaş yavaş kendi aynasına bakmak istemediğinin işaretidir. Elbette olmalıdır. Olmasa daha kötü. Ama bir memlekette huzurevi açılışları kurdele kesilen, poz verilen, büyük başarı gibi anlatılan işlere dönüşüyorsa, orada insanın içine garip bir sıkıntı çöküyor. Sanki birileri çıkıp da “Bakın, yaşlılarımız artık çocuklarının evine sığmıyor, biz de onlar için bina yaptık” deyip bununla gurur duyuyor. Bir zamanlar aynı sofraya oturan insanlar vardı. Dede evin başköşesindeydi. Nine mutfakta değil, evin hafızasındaydı. Şimdi başköşe televizyonun karşısındaki koltuk oldu, hafıza da telefonun ekranına sıkıştı. Yaşlılar ise yavaş yavaş şehirlerin kenarına, binaların içine, bakımlı ama yalnız odalara taşınıyor. Açılışa Gitmeyenler Belki de En Çok Şeyi Anladı İlginç olan şu: Aydın’daki huzurevi açılışına, bunu en çok sahiplenmesi beklenen isimler gitmedi. Mustafa Savaş","AK Parti Aydın Milletvekili" yok. Seda Sarıbaş","AK Parti Aydın Milletvekili" yok. Ömer Özmen","AK Parti Aydın İl Başkanı yok. Mehmet Erdem","AK Parti önceki dönem milletvekili" yok. Hatta Özlem Çerçioğlu,"Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı da yok. Belki de hepsi aynı şeyi düşündü. Bazı açılışlarda görünmemek, orada bulunmaktan daha yüksek sesle konuşur. Çünkü huzurevi, bir şehrin başarı hikâyesi değildir. Bir şehrin “başka türlü yapamadık” deme biçimidir. Bir ülke düşünün: Gençler kirayı ödeyemiyor. Emekliler pazara akşam gidiyor. Bir domatesin önünde beş dakika duran insanlar var. Markette etiketler her sabah alarm kurmuş gibi değişiyor. Ve sonra bir gün, büyük bir törenle huzurevi açılıyor. İnsan ister istemez düşünüyor: Keşke önce insanların evlerinde huzur kalabilseydi. Emekli Artık Bir Sosyal Sınıf Değil, Bir Dayanıklılık Testi Eskiden emekli olmak biraz dinlenmekti. Şimdi emekli olmak, ay sonuna kadar nasıl dayanacağını hesaplamak. Elektrik mi ödenecek? Doğalgaz mı? İlaç mı alınacak? Yoksa toruna harçlık mı verilecek? Bir maaş, dört ayrı yöne çekiliyor. Ve sonunda elde kalan şey para değil; sadece yorgunluk oluyor. Birçok emekli artık pazarda fiyat sormuyor. Çünkü fiyatı biliyor. Sorun, cebindeki paranın ne kadar az olduğunu da bilmesi. Kışın kombiyi açmayan, battaniyeyle oturan, mutfakta ışığı söndürüp salona geçen, markette gramla peynir alan insanlar var. Bir ülkenin en büyük trajedisi, yaşlılarının gençliğini özlemesi değildir. Yaşlılarının, gençliğinde bile bu kadar zor yaşamadığını söylemesidir. Huzurevleri Çoğalıyor, Çünkü Evlerde Huzur Azalıyor Huzurevi sayısı artıyor. Çünkü artık aynı evde üç kuşak yaşamak imkânsız hale geliyor. Kira yüksek. Ev küçük. Sabır düşük. Hayat pahalı. Bir evde anneanneye yer yok. Ama aynı evde iki büyük televizyon, üç telefon, dört abonelik var. Modern hayat insana her şeyi verdi. Sadece birbirine tahammül etmeyi unutturdu. Eskiden yaşlılar evin yükü değil, direğiydi. Şimdi birçok insan için yaşlı anne-baba, çözülmesi gereken bir dosya gibi görülüyor. Bir yere yerleştirilsin. Bir şekilde bakılsın. Aransın. Bayramda gidilsin. Sonra dönülsün. Bir toplumun gerçek zenginliği, kaç tane AVM yaptığıyla değil; yaşlılarını yalnız bırakıp bırakmadığıyla ölçülür. Cezaevleri de Aynı Sessizlikle Açılıyor Aslında huzureviyle cezaevi arasında garip bir benzerlik var. İkisi de arttıkça kimse sevinmez. Ama ikisi de açıldığında, kurdele kesilir. 24 Ocak’ta açılışı yapılan entity["point_of_interest","Çine Cezaevi","Çine, Aydın, Türkiye"] için de büyük bir coşku olmadı. Kimse çıkıp “Ne güzel, yeni cezaevi açıldı” demedi. Çünkü insanlar biliyor: Bir şehirde yeni cezaevi gerekiyorsa, bu övünülecek değil, düşünülmesi gereken bir durumdur. Ama ne garip… Cezaevleri büyüyor. Kapasiteler doluyor. Yeni bloklar yapılıyor. Huzurevleri büyüyor. Onlar da doluyor. Bir tarafta gençler için yer yetmiyor. Diğer tarafta yaşlılar için. Ortada kalan ise normal bir hayat. Sanki toplum iki uç arasında sıkışmış gibi: Bir ucunda yalnız yaşlılar. Öbür ucunda öfkeli insanlar. Ve herkes aynı şehirde, aynı caddede, birbirine hiç bakmadan yürüyüp gidiyor. Belki de Asıl Açılması Gereken Yer Başka Belki yeni huzurevlerinden önce yeni umutlar açmak gerekiyordu. Belki cezaevlerinden önce yeni iş yerleri. Belki emeklilere yeni maaş değil, yeniden insan gibi yaşayabilecekleri bir düzen. Çünkü bir ülkede insanlar yaşlanmaktan korkuyorsa, mesele yaşlılık değildir. Bir ülkede insanlar emekli olunca nasıl yaşayacağını düşünmekten uyuyamıyorsa, mesele ekonomi değildir. Bu, doğrudan doğruya memleketin ruhuyla ilgilidir. Ve galiba bugün en büyük sorun da bu: Binalar büyüyor. Açılışlar çoğalıyor. Kurdeleler kesiliyor. Ama insanların içindeki küçülen şey kimsenin dikkatini çekmiyor.
Ekleme Tarihi: 20 Nisan 2026 -Pazartesi

Huzurevi açmak ülkedeki huzursuzluğun kanıtıdır!..

Evet mutlaka olmalıdır ama övünülecek birşey değildir, bunun farkında olan Ak Parti Aydın Milletvekilleri ve İl başkanı huzurevinin açılışına bile gitmediler!..

O yüzden hepsini teker-teker kutluyorum

Başta;
Mustafa Savaş
Seda Sarıbaş
Ömer Özmen 

ve 

Mehmet Erdem
Hatta

Özlem Çerçioğlu

Hepinizi tebrik ediyorum, kutluyorum, bravo, buralarda görünmeyerek çok doğru bir iş yaptınız!

Sizler de bu durumun farkında olduğunuz için tebrik eder, kutlarım

Çok yakında;

Emekliler maalesef sokaklarda patır-patır ölmeye başlayacak!..

Emeklilerin durumu içler acısı filan diye binlerce kez yazıldı-çizildi ve devam ediyor.
Ne oldu?
Anlayan, takan oldu mu?
Olmadı!

Olacak mı?
Olmayacak!
Taa ki emekliler sokaklarda, buz gibi evlerinde veya Aydın'ın 50 derece sıcağında patır patır ölmeye başlayana kadar!
Ve başladı,
Çünkü bunların örneklerini Aydın'da görmeye başladım.

Aydın'da huzurevi açmakla öğünen iktidar, bu övünülecek birşey değil, utanılacak birşeydir

Kendi milletvekilleriniz, il başkanınız, büyükşehir belediye Başkanınız bile bu açılışa katılmadı!..

Bu aslında sessiz bir protestodur, kendi partilerini protesto etmektir!..
 

CEZAEVİ AÇILIŞININ REKLAMINI DA YAPMADILAR

24 Ocak'ta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı toplu açılış töreninde açılışı yapılan Çine Cezaevinin açılışının reklamını da yapan Ak Partili bir yetkili olmadı!..

Bunun da övünülecek bir yanı olmadığını biliyorlar!

Ama maalesef yeni-yeni cezaevleri artıyor, kapasiteler artık yetmiyor!
 

Huzurevi Açmakla Övünülür mü, Yoksa İnsan Biraz Susar mı?

Bir şehirde huzurevi açılıyorsa, insan önce düşünür.

Sonra durur.

Bir daha düşünür.

Çünkü huzurevi, alkışlanacak bir başarı değil; bir toplumun yavaş yavaş kendi aynasına bakmak istemediğinin işaretidir.

Elbette olmalıdır.

Olmasa daha kötü.

Ama bir memlekette huzurevi açılışları kurdele kesilen, poz verilen, büyük başarı gibi anlatılan işlere dönüşüyorsa, orada insanın içine garip bir sıkıntı çöküyor.

Sanki birileri çıkıp da “Bakın, yaşlılarımız artık çocuklarının evine sığmıyor, biz de onlar için bina yaptık” deyip bununla gurur duyuyor.

Bir zamanlar aynı sofraya oturan insanlar vardı.

Dede evin başköşesindeydi.

Nine mutfakta değil, evin hafızasındaydı.

Şimdi başköşe televizyonun karşısındaki koltuk oldu, hafıza da telefonun ekranına sıkıştı.

Yaşlılar ise yavaş yavaş şehirlerin kenarına, binaların içine, bakımlı ama yalnız odalara taşınıyor.

Açılışa Gitmeyenler Belki de En Çok Şeyi Anladı

İlginç olan şu:

Aydın’daki huzurevi açılışına, bunu en çok sahiplenmesi beklenen isimler gitmedi.

Mustafa Savaş","AK Parti Aydın Milletvekili" yok.

Seda Sarıbaş","AK Parti Aydın Milletvekili" yok.

Ömer Özmen","AK Parti Aydın İl Başkanı yok.

Mehmet Erdem","AK Parti önceki dönem milletvekili" yok.

Hatta Özlem Çerçioğlu,"Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı da yok.

Belki de hepsi aynı şeyi düşündü.

Bazı açılışlarda görünmemek, orada bulunmaktan daha yüksek sesle konuşur.

Çünkü huzurevi, bir şehrin başarı hikâyesi değildir.

Bir şehrin “başka türlü yapamadık” deme biçimidir.

Bir ülke düşünün:

Gençler kirayı ödeyemiyor.

Emekliler pazara akşam gidiyor.

Bir domatesin önünde beş dakika duran insanlar var.

Markette etiketler her sabah alarm kurmuş gibi değişiyor.

Ve sonra bir gün, büyük bir törenle huzurevi açılıyor.

İnsan ister istemez düşünüyor:

Keşke önce insanların evlerinde huzur kalabilseydi.

Emekli Artık Bir Sosyal Sınıf Değil, Bir Dayanıklılık Testi

Eskiden emekli olmak biraz dinlenmekti.

Şimdi emekli olmak, ay sonuna kadar nasıl dayanacağını hesaplamak.

Elektrik mi ödenecek?

Doğalgaz mı?

İlaç mı alınacak?

Yoksa toruna harçlık mı verilecek?

Bir maaş, dört ayrı yöne çekiliyor.

Ve sonunda elde kalan şey para değil; sadece yorgunluk oluyor.

Birçok emekli artık pazarda fiyat sormuyor.

Çünkü fiyatı biliyor.

Sorun, cebindeki paranın ne kadar az olduğunu da bilmesi.

Kışın kombiyi açmayan, battaniyeyle oturan, mutfakta ışığı söndürüp salona geçen, markette gramla peynir alan insanlar var.

Bir ülkenin en büyük trajedisi, yaşlılarının gençliğini özlemesi değildir.

Yaşlılarının, gençliğinde bile bu kadar zor yaşamadığını söylemesidir.

Huzurevleri Çoğalıyor, Çünkü Evlerde Huzur Azalıyor

Huzurevi sayısı artıyor.

Çünkü artık aynı evde üç kuşak yaşamak imkânsız hale geliyor.

Kira yüksek.

Ev küçük.

Sabır düşük.

Hayat pahalı.

Bir evde anneanneye yer yok.

Ama aynı evde iki büyük televizyon, üç telefon, dört abonelik var.

Modern hayat insana her şeyi verdi.

Sadece birbirine tahammül etmeyi unutturdu.

Eskiden yaşlılar evin yükü değil, direğiydi.

Şimdi birçok insan için yaşlı anne-baba, çözülmesi gereken bir dosya gibi görülüyor.

Bir yere yerleştirilsin.

Bir şekilde bakılsın.

Aransın.

Bayramda gidilsin.

Sonra dönülsün.

Bir toplumun gerçek zenginliği, kaç tane AVM yaptığıyla değil; yaşlılarını yalnız bırakıp bırakmadığıyla ölçülür.

Cezaevleri de Aynı Sessizlikle Açılıyor

Aslında huzureviyle cezaevi arasında garip bir benzerlik var.

İkisi de arttıkça kimse sevinmez.

Ama ikisi de açıldığında, kurdele kesilir.

24 Ocak’ta açılışı yapılan entity["point_of_interest","Çine Cezaevi","Çine, Aydın, Türkiye"] için de büyük bir coşku olmadı.

Kimse çıkıp “Ne güzel, yeni cezaevi açıldı” demedi.

Çünkü insanlar biliyor:

Bir şehirde yeni cezaevi gerekiyorsa, bu övünülecek değil, düşünülmesi gereken bir durumdur.

Ama ne garip…

Cezaevleri büyüyor.

Kapasiteler doluyor.

Yeni bloklar yapılıyor.

Huzurevleri büyüyor.

Onlar da doluyor.

Bir tarafta gençler için yer yetmiyor.

Diğer tarafta yaşlılar için.

Ortada kalan ise normal bir hayat.

Sanki toplum iki uç arasında sıkışmış gibi:

Bir ucunda yalnız yaşlılar.

Öbür ucunda öfkeli insanlar.

Ve herkes aynı şehirde, aynı caddede, birbirine hiç bakmadan yürüyüp gidiyor.

Belki de Asıl Açılması Gereken Yer Başka

Belki yeni huzurevlerinden önce yeni umutlar açmak gerekiyordu.

Belki cezaevlerinden önce yeni iş yerleri.

Belki emeklilere yeni maaş değil, yeniden insan gibi yaşayabilecekleri bir düzen.

Çünkü bir ülkede insanlar yaşlanmaktan korkuyorsa, mesele yaşlılık değildir.

Bir ülkede insanlar emekli olunca nasıl yaşayacağını düşünmekten uyuyamıyorsa, mesele ekonomi değildir.

Bu, doğrudan doğruya memleketin ruhuyla ilgilidir.

Ve galiba bugün en büyük sorun da bu:

Binalar büyüyor.

Açılışlar çoğalıyor.

Kurdeleler kesiliyor.

Ama insanların içindeki küçülen şey kimsenin dikkatini çekmiyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ege7gun.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.