Ümit Yeşildağ
Köşe Yazarı
Ümit Yeşildağ
 

Şehir içinde motosiklet kaskı zorunluluğu kaldırılmalıdır!

Özellikle yazın kavurucu sıcaklarında düşünsenize kafanızda bir kask! Ağır ağır gidiyorsunuz 2-3 veya en fazla 4. vitesle Eğer hiç gitmediğiniz bir yere ilk kez gidiyorsanız, navigasyon kolaylığı var Ama o kafadaki kask ve bir de numaralı gözlük kullanıyorsanız Kask kullanmak daha riskli hale geliyor Sıcak, kask ve gözlük, nasıl olacak bunu hiç trafik konusundaki kanunları çıkaranlar düşünemiyorlar mı? Zart ceza zurt ceza Astronomik cezalar  Motosikletten pahalı cezalar Sanayide veya herhangi biryerde üç kuruş için çalışan gençlere veya herkese kesilen cezalar neyin nesi? Hep te gençlere ceza kesiliyor   Bir de işin kimsenin konuşmadığı tarafı var… Bu ülkede motosiklet artık lüks değil ki. Fakir fukaranın arabası olmuş durumda. Eskiden mahallede motosiklete gençler heves olsun diye binerdi, şimdi millet mecburiyetten biniyor. Çünkü arabaya binmek ateş pahası, toplu taşıma zaten ayrı bir çile, yakıt desen böbrek fiyatına yaklaşmış… Hal böyle olunca milyonlarca insan çareyi motosiklette buldu. Ama sistem ne yaptı? Milletin ayağını yerden kesen aracı, yürüyen ATM’ye çevirdi. MAHALLE ARASINDA MOTOGP MUAMELESİ Sanki trafikte herkes MotoGP yarışçısı… Arkadaş adam mahalle arasında pide almaya gidiyor, sanayiye gidiyor, işe yetişmeye çalışıyor… Ama muameleye bakıyorsun, sanki şehir içinde 280 kilometre hızla şampiyonluk turu atıyor. Hele yaz sıcağında o kask yok mu… İnsan bazen düşünüyor; bunu hazırlayan yönetmelikleri acaba klimadan çıkmayan adamlar mı yazıyor? KASK DEĞİL, DÜDÜKLÜ TENCERE 45 derece sıcakta… Kafanda kask… İçerisi hamam gibi… Yüzünde gözlük… Navigasyon desen ayrı dert… Bir süre sonra motosiklet sürmüyorsun zaten; kendi buharında haşlanan mısır gibi dolaşıyorsun. Numaralı gözlük kullananın yaşadığı rezillik ise ayrı mesele… Cam buğulanıyor… Ter akıyor… Kask sıkıyor… Ama ceza yememek için yine de takıyorsun. Sonra diyorlar ki “güvenlik…” TRAFİKTE GÜVENLİK Mİ, PUSU MU? Bir de durdurulunca polis memurunun ilk baktığı şey güvenlik değil, ceza potansiyeli gibi geliyor insana. Çünkü artık vatandaş trafikte radar değil, pusu hissediyor. Kırmızı ışığın arkasında, köşe başında, ara sokakta millet polisi görünce “güvenlik geldi” demiyor; “geçmiş olsun” psikolojisine giriyor. Bu duygu çok tehlikeli. Çünkü devlet korkuyla değil, güven duygusuyla hissedilmelidir. CEZAYI YİYENLER KİM? İşin daha trajikomik tarafı ne biliyor musunuz? Bu cezaları yiyenlerin çoğu öyle zengin çocukları falan değil. Sanayide çalışan çırak… Kuryelik yapan genç… Kasiyer… Garson… Üç kuruş kazanmak için sabahtan akşama kadar güneşin altında çalışan insanlar… Adam zaten ay sonunu getiremiyor, bir de önüne motosikletten pahalı ceza çıkıyor. NORVEÇ KAFASIYLA GÜNEY İLLERİNİN SICAKLIĞI YÖNETİLMEZ Kimse “kurallar olmasın” demiyor. Ama her kuralın da hayatın gerçeğine göre ayarlanması gerekmiyor mu? Norveç iklimine göre yasa yapıp Aydın sıcağında uygulamaya kalkarsan millet kafasında kaskla değil, düdüklü tencereyle dolaşmış gibi oluyor. Bir noktadan sonra mesele güvenlik olmaktan çıkıyor zaten. Vatandaşın gözünde olay şu soruya dönüşüyor: “Beni korumaya mı çalışıyorlar, yoksa avlamaya mı?” DEVLETLE VATANDAŞ ARASINDAKİ KASK ÇİZGİSİ İşte asıl tehlike burada başlıyor. Çünkü devletle vatandaş arasındaki bağ, bazen bir kask kadar ince bir çizgide kopabiliyor. Kurallar hayatı kolaylaştırmak için vardır. Hayatı işkenceye çevirmek için değil.  
Ekleme Tarihi: 08 Mayıs 2026 -Cuma

Şehir içinde motosiklet kaskı zorunluluğu kaldırılmalıdır!

Özellikle yazın kavurucu sıcaklarında düşünsenize kafanızda bir kask!
Ağır ağır gidiyorsunuz 2-3 veya en fazla 4. vitesle
Eğer hiç gitmediğiniz bir yere ilk kez gidiyorsanız, navigasyon kolaylığı var
Ama o kafadaki kask ve bir de numaralı gözlük kullanıyorsanız
Kask kullanmak daha riskli hale geliyor
Sıcak, kask ve gözlük, nasıl olacak bunu hiç trafik konusundaki kanunları çıkaranlar düşünemiyorlar mı?
Zart ceza zurt ceza
Astronomik cezalar 
Motosikletten pahalı cezalar
Sanayide veya herhangi biryerde üç kuruş için çalışan gençlere veya herkese kesilen cezalar neyin nesi?
Hep te gençlere ceza kesiliyor

 

Bir de işin kimsenin konuşmadığı tarafı var…

Bu ülkede motosiklet artık lüks değil ki.
Fakir fukaranın arabası olmuş durumda.

Eskiden mahallede motosiklete gençler heves olsun diye binerdi, şimdi millet mecburiyetten biniyor. Çünkü arabaya binmek ateş pahası, toplu taşıma zaten ayrı bir çile, yakıt desen böbrek fiyatına yaklaşmış…

Hal böyle olunca milyonlarca insan çareyi motosiklette buldu.

Ama sistem ne yaptı?
Milletin ayağını yerden kesen aracı, yürüyen ATM’ye çevirdi.

MAHALLE ARASINDA MOTOGP MUAMELESİ

Sanki trafikte herkes MotoGP yarışçısı…

Arkadaş adam mahalle arasında pide almaya gidiyor, sanayiye gidiyor, işe yetişmeye çalışıyor…
Ama muameleye bakıyorsun, sanki şehir içinde 280 kilometre hızla şampiyonluk turu atıyor.

Hele yaz sıcağında o kask yok mu…

İnsan bazen düşünüyor; bunu hazırlayan yönetmelikleri acaba klimadan çıkmayan adamlar mı yazıyor?

KASK DEĞİL, DÜDÜKLÜ TENCERE

45 derece sıcakta…
Kafanda kask…
İçerisi hamam gibi…
Yüzünde gözlük…
Navigasyon desen ayrı dert…

Bir süre sonra motosiklet sürmüyorsun zaten; kendi buharında haşlanan mısır gibi dolaşıyorsun.

Numaralı gözlük kullananın yaşadığı rezillik ise ayrı mesele…

Cam buğulanıyor…
Ter akıyor…
Kask sıkıyor…
Ama ceza yememek için yine de takıyorsun.

Sonra diyorlar ki “güvenlik…”

TRAFİKTE GÜVENLİK Mİ, PUSU MU?

Bir de durdurulunca polis memurunun ilk baktığı şey güvenlik değil, ceza potansiyeli gibi geliyor insana.

Çünkü artık vatandaş trafikte radar değil, pusu hissediyor.

Kırmızı ışığın arkasında, köşe başında, ara sokakta millet polisi görünce “güvenlik geldi” demiyor; “geçmiş olsun” psikolojisine giriyor.

Bu duygu çok tehlikeli.

Çünkü devlet korkuyla değil, güven duygusuyla hissedilmelidir.

CEZAYI YİYENLER KİM?

İşin daha trajikomik tarafı ne biliyor musunuz?

Bu cezaları yiyenlerin çoğu öyle zengin çocukları falan değil.

Sanayide çalışan çırak…
Kuryelik yapan genç…
Kasiyer…
Garson…
Üç kuruş kazanmak için sabahtan akşama kadar güneşin altında çalışan insanlar…

Adam zaten ay sonunu getiremiyor, bir de önüne motosikletten pahalı ceza çıkıyor.

NORVEÇ KAFASIYLA GÜNEY İLLERİNİN SICAKLIĞI YÖNETİLMEZ

Kimse “kurallar olmasın” demiyor.
Ama her kuralın da hayatın gerçeğine göre ayarlanması gerekmiyor mu?

Norveç iklimine göre yasa yapıp Aydın sıcağında uygulamaya kalkarsan millet kafasında kaskla değil, düdüklü tencereyle dolaşmış gibi oluyor.

Bir noktadan sonra mesele güvenlik olmaktan çıkıyor zaten.

Vatandaşın gözünde olay şu soruya dönüşüyor:

“Beni korumaya mı çalışıyorlar, yoksa avlamaya mı?”

DEVLETLE VATANDAŞ ARASINDAKİ KASK ÇİZGİSİ

İşte asıl tehlike burada başlıyor.

Çünkü devletle vatandaş arasındaki bağ, bazen bir kask kadar ince bir çizgide kopabiliyor.

Kurallar hayatı kolaylaştırmak için vardır.
Hayatı işkenceye çevirmek için değil.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ege7gun.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.